Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

İlçe seçimleri istihdama yaradı

04 Ocak 2020 - 12:03



İlçe seçimleri istihdama yaradı


Bu işin mantığı böyle. İlçe belediyeleri, partilerinin ilçe yönetimlerinin ağzına bakar. İlçe yönetimlerinin kararıdır, o koltuk, o iktidar. İlçe yönetimleri, belediyelerin üst kuruludur. Üst kurul olarak yönetim, istediği belediye başkanını o makamdan indirebilir. Partilerin genel merkezleri de, ilçe yönetimleriyle belediyeler arasındaki bu biat alışverişinin farkındadır ve onlar da aralarının açık olmasını istemezler. Ama Genel Merkez olarak, ilçenin bir adım ötesine gitmek, o biat alışverişini kendi lehlerine çevirmeyi planlarlar. Son ilçe kongreleri, bu minval üzre gerçekleşti ve biraz da Genel Merkez-ilçe yönetimi rekabetine döndü. Bu mantık ve bu gerçek, CHP için de AKP içinde geçerli. MHP’de, İyi Parti’de işler böyle mi oluyor, pek bilemem. Sonuçta İzmir düzeyinde söylüyorum; kazanan ilçe belediyeleri oldu. İlçe Belediyeleri, kendileriyle iyi geçinecek, gelecek seçimlerde kendilerine yeni bir şans tanıyabilecek yönetimleri seçtirdiler. Bunun bir de maliyeti oldu tabii. Delegelere verilen vaatler tutuldu, belediyeye yüzlerce eleman alındı. Sonuçta bu seçimler, ülkede istihdam yolunu da açmış oldu. İzmir’de Büyükşehir ayrı bir güç gösterisi sergiledi. Mesela Buca’da Ali Hıdır Uludağ’ı destekledi. Buca Belediyesi, genelin aksine Genel Merkez’le hareket etti ve Hacer Taş’ın yanında yer aldı. Tabii Tuncay Özkan’ın bu özel durumda büyük rolü oldu. Şimdilik ilçe belediyeleri rahat. Çünkü haklı olarak sorunsuz beş yıl yaşayacakları bir politika izlediler. İşe aldıkları adamlar, başlarını ağrıtmasın da…




Yüksel Çakmur


Biz ve bizden sonraki kuşaklar, Yüksel Çakmur’u; İzmir’de minibüs dolmuşları ve sokak midyecilerini kaldırmasıyla hatırlar ve tanırlar. Gerçekten Çakmur, 1989-1994 yılları arasında yaptığı İzmir Büyükşehir Başkanlığı döneminde çokça hatırlanan bu iki hizmeti gerçekleştirdi ama onun bu kente sunduğu başka pek çok hizmet de var. Yeşil alanların artması, metro projesinin çabuklaştırılması, Büyük Körfez Projesi’nin alanının genişletilmesi vs. Ama aslında o, 27 yaşında Buca Belediye Başkanı, 29 yaşında milletvekili, 34 yaşında Gençlik ve Spor Bakanı oldu. 40 yaşından sonra Hukuk Fakültesi’ni bitirip avukat oldu. Bugün Yüksel Çakmur, İzmir siyasetinin duayen bir ismi olarak, üyesi olduğu CHP’de ağabey olarak, yol gösterici olarak hizmetini sürdürüyor. İlçe kongrelerinde yaptığı konuşmalar, bu kimliğinin giderek güçlendiğinin birer gösterisi. Kavgaların fazlaca yaşandığı partisinde birlik ve beraberlik çağrısı yaparak farklı ve özlenen bir yapı oluşturması, onun yıldızını her geçen gün biraz daha parlatıyor. O, zaten zamanla delinen ve yozlaştırılan minibüs ve midye gibi konulardan çok, bu özelliğiyle anılmayı hak ediyor

Darüşşafaka’nın politikası

Darüşşafaka, özerk bir hayır kurumu. 157 yıldır dimdik ayakta. İlkeleri, hedefleri, modern Türkiye’nin önemli boşluklarından birini doldurmaya yönelik. Darüşşafaka, bağış yoluyla ayakta duruyor. Bağışçılara, dilediklerinde sağlık ve bakım hizmeti sunuyor. Kaynaklarını, annesiz babasız çocukları, Darüşşafaka okullarında eğiterek harcıyor. O çocuklara üstün eğitim hizmeti sunuyor. Ve kurumu, bu okullarda yetişenler, seçim yoluyla yönetiyor. Kurumun başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, hep seçkin kişiler. Örneğin Zekeriya Yıldırım. Uzun yıllar Merkez Bankası Başkanlığı yaptı. Ondan sonra gelen Talha Çamaş, TÜRSAB’ın başarılı bir başkanıydı. 8 Nisan 2019 tarihinde seçilen M. Tayfun Öktem de kariyerinde zirve yapmış bir başkan. Darüşşafaka’da her başkanın değişik fiyat politikası oldu. Zekeriya Yıldırım, makul bir politikayla kurumun gelirlerini artırdı. Eski bir bağışçısı sıfatıyla eleştirme hakkım olduğuna inandığım için söylüyorum; Talha Çamaş, çıtayı aşırı yükseltti ve Darüşşafaka, onun döneminde adeta zenginler kurumu oldu. Daha önce bir dairesini bağışlayarak, Darüşşafaka’nıon rezidanslarında oda alabilenler, Çamaş zamanında bu şansı yakalayamadı. Işılay Saygın ki Darüşşafaka’nın Yüksek İstişare Heyeti üyesiydi, birlikte gittiğimiz Urla Rezidansı’ndan yüksek fiyat söyledikleri için buruk ayrıldı. En mütevazı oda için 1 milyon TL istiyorlardı. Diğer ahbaplarım da hep aynı buruklukla düş kırıklığına uğradılar. İmren Aykut, belki on yıl fiyat düşsün diye bekledi. M.Tayfun Öktem’in nasıl bir fiyat politikası izlediğini bilemiyorum. Dilerim Zekeriya Yıldırım’ın yolunu izler, makul rakamlarla odaları pazarlar. Darüşşafaka’nın rezidanslarında demans, alzheimer başta olmak üzere ömürlerini huzur ve güven içinde geçirmek isteyenler, birinci sınıf hizmet görerek kalıyorlar. Hizmetten kimse şikayet edemez. Ama böyle kurumların, Türkiye’de boşluk yaşanan bir sektörde rekabetçi olması ve orta sınıfa da inmesi iyi olmaz mı?
 

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları


Portekiz’de yere sigara izmariti atana 250 Euro ceza verilecekmiş. Devletlü büyüklerim ; Sigara fiyatlarını ikide bir arttıracağınıza böyle bir yasa çıkarın. Yemin ederim daha karlı çıkarsınız !.

***
Hiç dikkat ettiniz mi ? Kurban bayramlarında DANA ERKİL bir aileye bürünüveriyoruz !...

***
Dünyada fiyatı azaldıkça, ülkemizde fiyatı artan şey nedir? Tabii ki de petrol !...

***
Karıma dedim ki '' Evlendiğimizden bu yana hep seni dinliyorum. Ama benim kafamı da dinlemem lazım.'' Bana küstü vallahi. Bu arada bende epey cesurmuşum yav !...

***
"Allah seni inandırsın ben ateistim" dedi. "Yürü git lan işine kafa bulma" dedim !...

***
Ömür dediğin iş aramakla geçiyor artık. İş aramanın da CV'si çıktı be ahretlik!..

***
Bugüne değin kimse benim lafımı balla kesmedi. Hep ağzıma acı biber. Bu nedir ya?
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum