Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Huysuz Virjin

21 Temmuz 2020 - 07:31

Huysuz Virjin

Yıl 1972... Ekspres yılları. Mesai arkadaşımız Cumhur Aksema getirdi onu ilk kez gazeteye.
Bu nasıl bir gelişti öyle:
"Ayol bu masanın tozu ne böyle? Bu camlar hiç silinmez mi? Bardağa bak. Sanki Lüks Nermin'in evinden getirtilmiş!"
Sonra dostluğumuz ilerledi. Biz onu, o bizi sevdi.
Her gelişinde mıntıka amiri kesilir, ne kadar kusur varsa yüzümüze vururdu. Sohbete geçmek istediğimizde de hemen itiraz ederdi:
"Bırak şimdi sen onu. Bana dedikodu ver biraz. Şu ne yapmış, şu ne söylemiş, şu ne halt etmiş. Laflamaya gelmedik sana."
Amigo Yaşar, çay servisini yaparken ona da takılırdı:
"Meymenetsiz adam. Bari bir hoş geldin de. Koskoca Huysuz Virjin var karşında."
Telefon çalıp konuşmaya kalksak; ahizeyi elimizden kapar, oraya da bir fırça gönderirdi kim olduğuna bakmadan:
"Arayacak başka zaman bulamadın mı? Adamın ziyaretine Huysuz gelmiş. Sen araya girme, üçüncü adam olma. Bana da laf söyletme..."
Bütün sanatçılar tir tir titriyor. Çünkü Huysuz, ilk sahne denemelerini yaptığı Atalay Noyaner'in tesislerinde arkadaşlarını öylesine tiye alıyordu ki, hiç de alışık olmadıkları bir tedirginlik duyuyorlardı.
Huysuz'a gaz veren de rahmetli Atalay. "İyi yoldasın, sen bir yıldız olacaksın" diyor.
Bu gaz da ona yetiyor.
En büyük korkusu da yaptığı işin zennelik olarak algılanmasıydı. "Ben zenneliğe özensem, yolda Huysuz kıyafetiyle dolaşırım" diyordu.
İzmir, Huysuz Virjin için bir staj yeri olmuştu. İzmirliler, müthiş sevdiler onu. Cesaretlendirdiler. O da fırsat buldukça hep burada sahneye çıktı. Hatta "Emekli olduğumda buraya yerleşirim. Yayılırım koltuğuma, oramı buramı kaşır, ömrümü tamamlarım" diyordu.
Huysuz Virjin, zamanla bütün kesimlerin benimsediği özgün bir sanatçı oldu. Hatta assolistlerin çoğu, sahne tuvaletlerini ona verdiler. Elinden dikiş gelen Huysuz, bu tuvaletleri kendi bedenine uyarladı ve onlarla sahneye çıktı.
Kimse onun için o bildik yakıştırmaları yapamaz. Çünkü kişilikli, bilgili, düzgün bir adamdı.
Yalnız yaşadı, yalnız öldü.
Arkasında hoş bir seda bırakarak.
resimaltı
Huysuz, Sezen Aksu ile şakalaşırken.

17 yıl sonra

İki dönem; toplam 10 yıl Bornova Belediye Başkanlığı yapan, İzmir Belediyeler Birliği Başkanı Cengiz Bulut'a geçtiğimiz günlerde sarı bir zarf geldi.
Sarı zarf, siyasilerin, memurların, yöneticilerin yürek yağını eriten bir şeydir.
Gördüklerinde içleri cız eder.
Bulut, "Ben de aldığımda içim cız etti" diyor gizlemeden.
Bornova Belediye Başkanlığı görevini bıraktıktan 17 yıl sonra gelmiş böyle bir zarf.
Taa o yıllarda biri şikayet etmiş. Pınarbaşı'nda kaçak bir yapıyı yıkmadığından şikayetçiymiş vatandaş.Devlet, onun hesabını şimdi soruyormuş.
Anlattı:
"Bugün gibi hatırlıyorum. Böyle bir konudan yargılandım da.Ve beraat ettim. Beraat ettikten sonra hiç istemese de hakime içimi döktüm. Dedim ki"Böyle yerleri yıkmamış olmanın sorumlusu belediyeler değil bizatihi devlettir. Devlet olarak şu kadar maaş veriyorsun, sonra 'Git imarlı arsada ev yap' diyorsun.İmarlı arsanın maliyeti, onun minnacık maaşıyla karşılanır mı hakim bey’ dedim.Şimdi bana bunun hesabını soruyorlar. Belgeleri gösterdim, konu halledildi ama devletin 17 yıl sonra böyle bir hesabı sorması da bana ilginç geldi."

Rezaki, Buca'nın coğrafi işareti...

Buca Belediyesi'nde yaklaşık dört ay önce kurulan AR-GE Müdürlüğü, kentin önemli ürünlerinden biri olan Rezaki üzümü coğrafi işaret olarak belgelendirmek üzere harekete geçti.
Aslında Buca'nın geleneksel lezzeti ünlü sultaniye üzümüdür. Ama bu üzümle ilgili coğrafi işareti Manisa'nın ilçeleri kapmış.
Buca Belediyesi AR-GE Müdürü Sayın Filiz Basmacı'nın talebi üzerine yanımıza Buca Çiftçi Malları Koruma Meclisi Başkanı Erhan Şen'i de alarak Kaynaklar'daki iki bağı ziyaret ettik. Sahipleri, bağlarında kaliteli rezaki üretiyorlar. İyi bir verim de bekliyorlar.
Filiz Basmacı, bu bağların ıslah edileceğini, bağcıların destekleneceğini ve bu bağlarda yetişen üzümlerin, özel stantlarda satışa sunulacağını belirtti. Bu konuda elinden geleni yapacağını söyleyerek üreticilere moral verdi.
Üreticiler,Buca'nın belirli noktalarında üzüm satamamaktan şikayetçi. Ürünlerini de tohura vererek zarar etmek istemiyor, bizzat alıcıya ulaştırarak para kazanmayı umuyorlar.
Belediye, muhtemelen böyle bir desteği de verecek. Aksi halde üreticiler, bağlarını sökmekte kararlı.
Buca'nın rezakisi, yaşatılırsa ve ünlenirse yeni bağlar kurulabilir diye düşünüyorum.
Bir bağ cenneti olan Buca, bunu bekliyor.
Filiz Basmacı'nın heyecanı, bana bu umudu öylesine sundu ki...

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bu maskenin dudaklarına fermuar koymayı kim akıl edecek? Bir çay da içmeyelim mi kurban?
***
Hanım bir laf söyleyip hemen balkona kaçıyor.Tam cevabını vereceğim ''Sosyal mesafeni koru yaklaşma '' diyor!
***
Güzellik Allah vergisiyse seni matrahtan düşmeleri gerek kadın!
***
Korkarım kıdem tazminatından sonra kadınların altın gününde topladıkları paralara gelecek. Deniz bitti çünkü!
***
Bazı insanları yemeğe davet ederler. Bazı insanları da sadece seviyeye!
***
Söyle bakalım Berke. Bir kilo Orhan Pamuk kitabı mı ağır yoksa bir kilo demir mi?
***
Güzel günler göreceğiz çocuklar. Gerçi benimkisi tamamen bir züğürt tesellisi!
***
Ben güzele güzel demem. Sosyal medyada like almayınca!
***
Cumhurbaşkanlığı konserine ben şahsen Ajdar'ı isterdim. Demet Akalın'dan daha cazip değil mi Allah için!



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test