Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Hürriyet ve yargı kararları

19 Eylül 2020 - 07:42

Hürriyet ve yargı kararları

Hürriyet, yıllardır beğeni ile okuduğum gazete. Siyasal eğilimindeki zigzaglara rağmen, haberciliğini ve buna bağlı etkinliğini bilenlerdenim.
Hürriyet'in anayasası vardır ve Hürriyet, halkın nabzını tutan, halkın duygularına tercüman olan bir yayın politikası izler. Entellektüel görünümünün altında sadelik yatar.
1960'lı yıllarda Hürriyet, yılda iki kez kuru fasulye fiyatlarını manşete çeken gazete olmuştur.
Yıl 1978. Yaşar Holding, yazıişleri müdürü olduğum Ekspres'e Hürriyet'i ortak almıştı ve gazetenin patronu Erol Simavi görünüyordu. Efsane genel yayın müdürü Nezih Demirkent'in odasındayız. Yazıişleri Müdürü Seçkin Türesay, kibarca kapıyı tıkladı ve içeri girdi:
"Ağabey, Maraş'ta bir camiyi bombalamışlar."
Anarşi yılları. Nezih Bey, gözlüğünün üzerinden şöyle bir baktı ve seslendi:
"Çüşşş!"
Seçkin Türesay, bir şey demeden odadan çıktı ve hemen yandaki yazıişleri masasına döndü.
Ertesi gün İzmir'e dönerken, havaalanında bir Hürriyet aldım. Manşeti şöyleydi:
Anarşistler, Maraş'ta camiyi bombaladı
ve sonra da kocaman harflerle "ÇÜŞŞŞ!"
Çünkü böyle bir haberi duyacak herkesin tepkisi o olacaktı ve öyle de olmuştu.
Gelelim bu güne.
Ahmet Hakan, beğendiğim bir gazeteci.Yandaşlığı kendine kalsın ama Hürriyet'in bu geleneğine çok sahip çıkmış görünüyor.
Birinci sayfada da üçüncü sayfada da hemen her gün insanı çileden çıkaran yargı kararlarına karşı öyle bir tepki sunuyor ve öyle sonuçlar alıyor ki.
Adam hastaneyi basıp üç hemşireyi bıçaklıyor. Serbest.
Hoca kılıklı adam genç kıza tasallut ediyor. Serbest.
Karısını ölesiye dövüyor. Serbest.
Ve daha niceleri.
Yargının bu örneklerini adeta lanetliyor. Adeta toplumsal bir oluşum sağlıyor. Arkasına milyonları alıyor.
Bakıyorsunuz, iki gün sonra savcı yeniden tutuklama talep etmiş ve o serbest bırakılanlar içeri alınmış.
Hürriyet'in bu yönü benim katımda "Görevini yapmış yayın organı" dır.
Hürriyet'i onun için okuyorum ve seviyorum.
Siyasi tarafı beni hiç ilgilendirmiyor.

Hep özlediğimiz tablo

1990'lı yıllar. Dönemin siyasi parti liderleri, bir etkinlikle biraraya gelmiş. Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk, Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Necmettin Erbakan ve Muhsin Yazıcıoğlu. Siyasi zeminde birbirlerini en sert şekilde eleştirenler, böyle anlarda biraraya geldiklerinde birbirlerine öylesine saygılı ki...Yüzleri gülüyor ve hiç birinin diğerine karşı kini ve düşmanlığı yok. Biliyorlar ki, hepsi devlet hizmetinde bir yarış içindeler. Böyle tabloları özlüyoruz.

Üslup devrimi

Eskiden umuma açık yerlerde ve özellikle toplu taşım araçlarında "Yere tükürmek memnudur. Aksi hareketler cezayı müstelzimdir" diye levhalar asılıydı.
Bu şu demekti:
Yere tükürmek yasaktır. Aksi davranan cezalandırılır.
Hoş; cezalandırılan da görülmemiştir ama devletin bu yasakçı ve cezacı üslubu uzun yıllar geleneksel hale gelmiştir.
"Yasaktır" demekle yetinilen bir iradenin sonuç alamayacağını bilerek direnmesidir bizi bu günlere getiren.
Şimdi artık şu "yasaktır" kelimesinin yerini, vatandaşa daha saygılı davranmayı simgeleyen "Uygun değildir" ifadesi almış durumda.
Bunu ben ilk, Konak'taki Orduevi binasının girişinde görmüş ve çok beğenmiştim.
"Araçların buradan girmesi doğru değildir" yazılıydı.
Bu kibar üslup yayılacak ama bir de şu dilekçelerdeki "arz" kelimesine ne demeli?
Onda da üç-beş aydır bir üslup devrimi yaşanıyor. "Rica" veya "Talep" kelimeleri, duruma göre kullanılarak "Arz" rafa kaldırılacak.
Devletin sıcaklığı, insanlarımızı öylesine ısıtır ki, göreceksiniz, öyle olacak.

Kesik ele su dökmeyenler

Bir dostumun başı sıkışmış. Bir milletvekili arkadaşından yardım talebinde bulunmuş.
O dostumun, o milletvekilini ne kadar sevdiğini, ne kadar önemsediğini, onu defalarca nasıl iyi ağırladığını bilenlerdenim.
Görüşmeyi WhatsApp'la yapmışlar.
Aman ne görüşme.
Dostum, milletvekilinden; bir belediyedeki işinden dolayı ağırlığını koyup yardım istiyor.
Görüşmenin tam metni elime geçti. Milletvekili, o belediye ile ilişkilerini bozmamak adına olacak, dostumu bir dövmediği kalmış.
Adı vekil. Bizim vekilimiz. Bizim oylarımızla oraya gitmiş adam ama ayağını yerden kesmiş. Dostuma davranışını görseniz, eminim siz de ona bir daha oy vermezsiniz.
Siyasetçiler, bizim bilmediğimiz bir alemde yaşıyor ve bizle ilişkilerini kesmişler. Ufukta seçim olsa görün siz onları ama böyle bir şey yok.
Onlar, o kendi dünyalarında; bizi takmadan yaşıyorlar ve seçime kadar da öyle yaşayacaklar.
Yazık ki ne yazık.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Kadın '' Biz ayrı dünyaların insanıyız '' diye cümleye başlayınca erkek dayanamayıp sordu ''Mustafa Topaloğlu'nun neyi oluyorsun?”
***
Kadınlar güldüren erkeklerle evlendikten sonra,  yüzleri gülmüyor be usta!
***
Bazen yetişkin olmak yetmiyor bu hayatta. Pişkin olmak da gerekiyor hani!
***
Gülme komşu kızına. Sana yüz vermez sonra!
***
Havlu imalatına girdim. İşler pek rayında gitmedi. Havlu attım iyi mi?
***
Örümcek Adam’a karşı öneriyorum biz de Görümce Kadın  filmi yapalım. Kesin çok tutar!
***
Yalandan kim ölmüş ki. Yalancılığı aşikar insanlar hala ekranlara çıkmaya devam ediyor be üstat!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test