Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Gülmeyi özleyenler için

19 Ocak 2021 - 07:30

Gülmeyi özleyenler için

Şanslıyım; çünkü iki kuşak komedyen ve mizahçılarla tanışmak, onlarla uzun soluklu yakın dostluklar kurma ayrıcalığını yaşadım.

Sadi Tek, onu tanıdığımda 70 yaşın üzerindeydi. İsmail Dümbüllü keza. Sonra Muammer Karaca, Muzaffer Hepgüler, Toto Karaca, Celal Sururi, Ali Sururi, İlhan Daner.

Vahi Öz, Necdet Tosun, Balarısı Özdemir Baturalp, Ali Poyrazoğlu, Öztürk Serengil, komedyen yönü yine de ağır basan Sadri Alışık, ille de Nejat Uygur, Ateş Böcekleri Ercan ve rahmetli Yalçın, sesle çizgiler üstadı Celal Şahin, kötü adam olarak ünlense de on yıl birlikte aynı gazetece çalıştığım belki de en iyi komedyenlerden biri Hüseyin Baradan, hemşehrim, dostum Rıza Pekkutsal, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, hem karikatürist hem tiyatrocu Altan Erbulak, Cilalı İbo Feridun Karakaya, Levent Kırca, Orhan Boran, Münir Özkul, Nokta ile Virgül Abdullah Şahin ve Enver Demirkan, Parazitler Yavuz ve Fuat, Lütfü Kopan, Antikalar, Uğur Böcekleri Zeki ve Yalçın, Perran Kutman...

Baydırdım, biliyorum ama devamı var:

İlle de Huysuz Virjin (Seyfi Dursunoğlu), Cevat Kurtuluş, Tekin Akmansoy, Suna Pekuysal, eşi Ergun Köknar ki, yıllarca iki kardeş gazetede birlikte çalıştık.

Müjdat Gezen unutulur mu?

Çook ucundan Kemal Sunal, Adile Naşit.

Hele Adile Naşit'le Urla Nebioğlu tatil Köyü'ndeki tatlı atışmalarımız.

Bitmedi; mizah ustaları, yılların mesai arkadaşım Eflatun Nuri, Günaydın'da hemen bütün haberlerime vinyet çizen Tekin Aral. Ve aklıma adları gelmeyen daha onlarcası.

Hepsini sevgiyle anıyor, selamlıyorum. Türk halkı adına onlara şükranlarımı sunuyorum.

Çünkü onlar, yüzlerimizi hep gülümsettiler.

Sayılarına bir bakın.

Küçümsenecek gibi değil. Onlar, bizi mutlu etmek için çabaladılar, ter döktüler. En sıkıntılı günlerinde bile bu görevi yerine getirdiler.

Ama Metin Akpınar, Zeki Alasya, Beyaz, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan, onları tanıyamadım, tanımak isterdim.

Gelelim günümüze…

Gülmeye, morale en çok ihtiyaç duyduğumuz günümüzde kaç komedyen var ortalıkta?

Cem Yılmaz, Ata Demirer, Şahan Gökbakar.

Cem, şovlara çıkmıyor, reklamlarla cukkaları topluyor, Ata Demirer, bir “Eyvah Eyvah” diye tutturmuş gidiyor. Şahan, “Recep İvedik”ten çok aynı kadınla dördüncü evliliğini yaparak insanları gülümsetmeye çalışıyor.

Sonuç, sıfır, elde var sıfır.

81 milyonluk Türkiye'de, çok başarılı karikatüristleri saymazsak bunların kucağına düşmüş durumdayız.

Hemen umutsuzluğa kapılmayın.

İzmir'in duayen psikiyatrislerinden Dr. Bekir Grebene, “Yolda durduk yere gülen, gülümseyen insan görürseniz; bilin ki aklından zoru vardır. Bugün bu şartlarda insan sokakta niye gülüp gülümsesin ki?” derdi.

Umutsuzluğa kapılmayın, iddialı bir mesaj olsa da; bizim çıkış yolumuzu belirleyen yeni isimler var.

Taa geçmişte olduğu gibi, gülmemiz, mutlu olmamız için çabalayanlar gibi.

Mesela bir örnek.

Adı mı?

Adı Turgay Yıldız.

Girin Youtube'dan, çok değil bir komedisini izleyin, bayılacaksınız?

“Neredeydin be Turgay?” diyeceksiniz.

Mizahı, komediyi, bu toplumun ruh sağlığı için önemsiyorum ve “Bir izleyin, sonra konuşuruz” diyorum.

Bu işte bir terslik var

İzmir Büyükşehir Belediyesi başkanlık makamı, 40 yıllık binadan 130 yıllık binaya taşındı.

Sebep:

Yeni bina, son depremden zarar görmüş ve risk tablosu oluşturmuştu.

130 yıllık binada ise riskten eser yoktu.

130 yıllık bina; o yılların teknik koşullarında yapıldı.

Müdafa-i Hukuk Toplantısı'na ev sahipliğine yapmış.

Bilgisayar yok, elektrik yok, makine hak getire.

Her şey el marifetiyle.

Ama vicdanlar hep başrolde.

“Evladiyelik olsun” mantığıyla yapılmış.

40 yıllık bina, günün ileri teknolojileri kullanılarak, ama “Biraz ucuza mal edelim” mantığının öne çıktığı, “Akşam olsa da meyhaneye gitsek” tarzı kafaların tasarladığı bir bina.

Aralarında 90 yıldan daha çok, vicdanın esas alındığı büyük gibi görünen küçük bir fark var.

Sadece vicdan.

Teknoloji de neymiş?

Kendi gitti, namı kaldı

Berat Albayrak, hep gülen yüzüyle, hep ağlayan ekonomimizi yönetme becerisini elde etmiş nadir bakanlarımızdan biriydi.

Şükür ki, daha fazla eza çekmedik.

Maaşlarımıza zam yapıldı, aldığımız zammın iki mislini vergi zamlarına falan ödedik, yuvarlanıp gidiyoruz.

Ancak damat, siyasi ve ekonomik arenada yok ama bir duyum aldım; İzmir'e her vesileyle gelişinde mutlaka Ticaret Odası'na uğrar, burada toplantılara katılırmış.

Ama önceden şunu istermiş:

Toplantı salonunun her yönden poz poz fotoğrafları.

Bunlar yapılıp gönderilirmiş.

Sonra yeniden aynı istek. Bu, böyle devam eder gidermiş.

Bakanımızın, bu fotoğrafları neden istediğini, daha doğrusu ne işe yarayacağını dert edinmiş biri olarak araştırayım dedim.

Ama sonra baktım; uzman aramaya gerek yok, uzman olmayana sordum.

O da “Takıntı abi” dedi, meseleyi çözdü.

Ona da şükür.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Yunanistan'da eski bakan, milletvekili olamayınca internete ilan verip iş arıyormuş. Bu kadar beceriksizi barındıran Yunanistan'ı kim AB'ye aldı hayret bir şey ya. Türkiye'nin hakkını yiyorlar hakkını!

***

Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa diye sormayalım. Asgari ücretle sağacak sürüsüyle insan buluruz icabında!

***

Ülkemizde öcüler değişir ama korkutulanlar asla!

***

O sözün aslı şu aslında, Her Türk borçlu doğar!

***

Anadan geçilir, yardan geçilir Bre Hasan, Sosyal Medyadan geçilmez!

***

A'dan Z'ye Depresyon Tedavisi diye bir kitabı baştan sona değin okudum ama en son tümcede '' Türkiye'de yaşıyorsan bu kitabı boşuna okudun '' yazıyordu!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test