Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Gülmek üzerine

07 Ocak 2020 - 06:30

Gülmek üzerine

Erhan Kılıç, Buca Belediye Başkanı sıfatıyla yayınladığı yılbaşı mesajında herkesin yüzünün gülmesini dilemiş.
Gülmek, kolay bir şey değil.Hele günümüzde hiç değil.
1950'li yıllarda İsmail Dümbüllü, çalıştığı gazinoda bir personelin sahneye fırlattığı salatalığı eline alır, "Bir arkadaş bana kartvizitini göndermiş" deyince millet gülmekten altına işerdi.
Bugün, böyle bir espri insanı değil güldürmek,dudaklarını germesine bile yetmez.
Somurtmak, gülmeyi lüks saymak bir yaşam tarzımız oldu.
Çok değerli psikiyatrist dostum Dr. Bekir Grebene ile ara sıra telefonda dertleşiriz.
Grebene, mesleğinin emeklisi ama çalıştığı yıllarda İzmir emniyetindeki polislere moral eğitimi vermiş, müzikle ruh sağlığı arasındaki bağı kanıtlayan kitaplar yazmış, değerli bir tıp adamı.
Böyle dertleşmelerden birinde dedi ki:
"Sakın ola ki yolda gülümseyen, gülen bir adam görürsen ondan uzaklaş. Böyle bir adamın ruh sağlığı normal değildir. İnsanın, günümüz şartlarında gülmesi, gülümsemesi normal bir şey değil."
Erhan Kılıç'ın temennisini hatırladım.
Sokakta gülümseyen bir adam görmek, beni sevindirirse Erhan Kılıç, şüphelendirirse Dr. Bekir Grebene aklıma gelecek. Bu ikilemi yaşattılar ya bize, bravo sebep olanlara.

(İsmail Dümbüllü)

Başaracaksın

Cem Yılmaz'ın, bugün Türkiye'de en çok kazanan sahne sanatçısı olmasını kimse garipsemesin.
Adam, bugünün insanını güldürüyor ve alnının akıyla kazanıyor parasını.
Eminim onun da gönlünde bir İsmail Dümbüllü efsanesi yaşıyor ama Dümbüllü'yü de yakından tanıma şanrsına kavuşmuş biri olarak söyleyeyim; Cem Yılmaz, güldürü üzerine bir virtüöz olmayı başarmıştır ve güldürmenin masteri nasıl yapılacaksa o,onu yapmıştır.
Bu Cem yılmaz, ucuz bir sanatçı olabilir mi?
Haklı olarak, her gününü, dakikasını, saniyesini değerlendiren, satmasını bilen biri olacaktır. Oluyor da.
Benim berberim sevgili Yunus'un ortağı Emrah Karaoğlu, Cem Yılmaz'ın tıpatıp aynısıdır. Yanyana koyun, hangisi Cem, hangisi Emrah çıkartamazsınız.
Cem Yılmaz, reklam filmi çektiğinde, çalıştığı firma Emrah Kocaoğlu'nu çağırır. Cem Yılmaz,çekimleri belki dört gün süren bu projede, yakın çekimleri, bir kaç saat içinde tamamlar ve pır İstanbul…
Uzak, yan, amors(arkadan) çekimlerde artık Emrah devreye girer ve bu çekimler onun en az üç dört gününü alır.Benzerlik o kadar tartışmasızdır ki, hiç bir sorun yaşanmaz.
Cem Yılmaz, böyle bir projenin elbette yıldızıdır ve hak ettiği milyon TL'yi nazik bedenini yormadan alacaktır.
Ve yine Emrah'a düşen pay da herhalde 15-20 bin TL olacaktır.
Bu, işin fıtratında var.
Asla eleştirilemez.
Emrah Karaoğlu,bu süreçten hiç gocunmayan biri olarak; aksine kendine fırsat yarattığı için bu çalışmaları, şimdi cast ajans niteliğindeki  çalışma sürecine taşıdı. İzmir'de bir arkadaşı ile sanatçı ve reklam oyuncusu olmayı isteyen gençlere eğitim sunan bir altyapı projesinde yer aldı.
Başarılı olacağına inanıyorum; berberim Yunus  ense tıraşımı yaparken o, hep bu projesinden söz ediyor.
Yunus, ense tıraşımı yaparken o, projesini anlatıyor ve kendisini büyük keyifle dinliyorum.
Bu arada Emrah'ın bir kaç dijital reklamda oynadığını da hatırlatayım.

(Emrah Karaoğlu)                                         (Cem Yılmaz)

Minik hatırlatmalar

.Konak tünellerinin Homeros Caddesi çıkışında ciddi bir trafik karmaşası yaşanıyor. Burada şöyle ya da böyle bir sinyalizasyon sistemi şart. İlla kaza olması mı bekleniyor?
.Buca'da Kasaplar Meydanı'nın adı Işılay Saygın Meydanı olarak Büyükşehir Meclisi'nin kararıyla değiştirildi. Hala bir tabela asılmış ve Işılay Saygın'ın kısa özgeçmişi böyle bir tabelada yer almış değil.
.Keza Buca'da Çevik Bir Meydanı'nın adını değiştiren bir meclis kararı yok.Ama var olan tabela kaldırıldı, yenisi konmadı.İhmalin daniskası.
.İzmir Körfezi'nde ciddi bir temizlik gerçekleşmişse bunu kanıtlayan şey, kentin en üst seçilmiş yöneticisinin mevsiminde denize girip medyaya poz vermesidir.
Kocaoğlu, bu sözü verdi, siyasi ömrü yetmedi. Tunç Bey de aynı sözü verdi.Geçen Yaz böyle bir şey yapmadı. Önümüzdeki Haziran'da bekliyoruz.

Neden olmasın?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, doğru bir iş yaptı ve İzmir'deki tapu müdürlüklerini, Alsancak semtinde aynı çatı altında topladı.
Ferah salonlar, tıkır tıkır işleyen bir sistem.
Ama bir şey atlanmış.
Tapu dairelerinde para alış verişi vardır. Gayrimenkul satılır, parası ödenir ve o para, taşıyanı tedirgin eder.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün bu konuda ürettiği proje,bizim vatandaşımıza uygun değil. Para teslimatının güven ve güvenli ortam içinde olmasını ister vatandaş.
Bu çerçevede kamu bankaları olarak Ziraat ve Vakıflar, büyük ilçelerdeki tapu müdürlükleri binalarında küçük şubeler açıp, alışverişteki parayı güvence altında tutacak bir sistemi uygulayabilirler.Hem de böylece bankalarındaki mevduat oranını artırabilirler.
Noterliklerde Şubat ayında buna benzer bir uygulama başlıyor.
Öneri bizden...

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Memurlar tıpkı buza benzer. Baksanıza sürekli maaşları eriyip duruyor !..
***
Ülkemizde gündem ; ya dinsel ya da cinsel. Bence asıl problem zihinsel !
***
Çiller " Herkese iki anahtar " vaat etmişti. Şimdi herkesin iki kredi kartı var. Asgarisini bile ödeyemediği!...
***
Kral çıplak. Kral niyeti bozdu vatandaş, çabuk kaç !
***
Sahi ; " Ekrem İmamoğlu kazanırsa İstanbul beni kaybeder " diyen İbrahim Tatlıses nerede şimdi ?
***
Evlenmek mesele değil. Evlenip sayfiyeye götürmek mesele Safiye'yi !
***
Genç kızlara naçizane tavsiyemdir. Sanatsever olacağınıza, Seray Sever olun !
***
Sürekli yanlış yazılmaktan ne çektin be YALNIZ sözcüğü. Yanlız değil yalnız, yalnız, yalnız  !...
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mümin SERTBAŞ
    7 ay önce
    Kalemine sağlık Tayfurcum. Bu arada benim gibi gülmeye ihtiyacı olan herkesi güldürdünüz.. Selam ve sevgiler..
test