Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Göçmen düşmanlığı

29 Eylül 2020 - 07:40

Göçmen düşmanlığı

Bir profesörün, göçmenleri küçük düşüren sözleri gündeme oturdu.
Bu, ne ilk ne son. Örnekleri çok. Rasim Kütahyalı isimli gazeteci de bu konuda ettiği laflarla gündeme oturmuştu.
Ama her nasılsa, bu geveze adamlar, sonuçta prim yapıyor, onca tepkiye rağmen silinip gitmiyorlar.
Profesör de öyle olacak; merak etmeyin. Bundan bir şey umanlar etrafında kümelenecek, verecekler gazı, hocamız da o gazla yeni safsatalar üretip topluma sunacak.
Burası Türkiye.
Alışacağız.
Ama keşke alışmasak. Keşke bu kerkenezlerle ciddi mücadele eden bir iradeyi hep birlikte oluştursak.
Dünyanın yarısı göçmen. Toplumlar, bir oraya, bir buraya göç edip durmuşlar. Bu, onların temel kimliklerini elbette etkiler ama bozmaz. Türkiye'de göçmenler,ki profesörün kastettiği göçmenler budur, Rumeli ve Balkanlar'dan göç edenler.
Taa Karaman Beyliği'nden oraya iskan edilmişler, orada Avrupalı olmuşlar, yeni kimlikler geliştirmişler ve Türklüklerini asla bozmamışlar.
Cumhuriyet'ten önce, Cumhuriyet'le birlikte Ahali Mübadelesi çerçevesinde ve sonrasında özellikle Bulgaristan ve Bosna Hersek'ten gelenler, bugün özellikle Anadolu'nun batı kısmının çimentosunu oluştururlar.
Göçmenler, vatanseverdir, çalışkandır, dürüsttür.
Göçmenlerden vatan haini çıkmaz, adi suçlu çıkmaz, akraba evliliği yapan çıkmaz.
Hepsi Atatürkçüdür, hepsi milliyetçidir ve onların tek dini, tek bayrağı vardır.
Göçmen düşmanlığına gelince; o bitmez. Ondan rant  bekleyenler varsa, sürüp gidecektir.
Fotoalti… 1989 yılında zorunlu göçe maruz bırakılan Bulgaristan Türkleri, trenden indikten sonra toprağı öperken…

Doktordan

Sağlık çalışanlarına saldırılar, yeniden hız kazandı.Hatta önlenemez hale geldi.
Ki o sağlık çalışanları, bugün Türkiye'de en ağır işi yapıyor.Kendi hayatlarını hiçe sayarak başkalarının hayatlarını kurtarmaya çalışıyor.
Son bir yıl içinde sadece Korona ile savaşta hayatını kaybeden sağlık çalışanı sayımız 50'yi geçti.
Kendini bilmezler, neden saldırıyor sağlık çalışanlarına?
Çünkü şartların normal olduğunu sanıyor.Doktorun, hemşirenin, hasta bakıcının, sanki normal şartlarda hizmet verdiğini sanıyor.Buna cahilliği ekleyin. Cahilliğe de o anki ruh halini. Alın size psikopat bir saldırgan portresi.
Doktor, bizim toplumumuzun göz bebeğidir. Kızlar evlenecekse damat adaylarında en çok tercih edilen doktordur. Sonra mühendis gelir.
Doktor, saygın kişidir. Bilgilidir. Temizdir. "Doktordan araba" hemen satılır.
Doktordan çokça sanatçı çıkar. Bestekar, yorumcu, ressam. Yazar, çizer.
Doktor, hayat kurtarma sanatını icra ederken, topluma çok yönlü hizmet sunmayı da es geçmez.
Sağlık çalışanları bir bütündür. Sadece doktordan ibaret değildir bu ekip. Hemşiresi vardır, laborantı vardır, hasta bakıcısı, röntgen uzmanı vardır.
Onlara saldırmayı marifet sayanların aklını başına devşirmesini sağlamak da bize düşer.
Zor süreçten geçtiğimiz, bu zor sürecin zor koşulları olduğu gerçeği onlara çok iyi anlatılmalıdır.

Ne fark eder?

İddia ediyorlar:
"Rakamlar gizleniyor"
Hastalananlar fazlaymış, ölenlerin sayısı o kadar değilmiş.
Diyelim ki öyle.
Ne fark eder.
Bu tabloyu, o rakamları gizleyenler mi çizdi? Bizim suçumuz, katkımız yok mu?
Her toplumun bir moral endeksi vardır. Bizim endeksimiz nedense hep düşük çıkar.
Rakamlar abartılabilirdi de. Belki de abartılıyor. Ama bunun sonuca etkisi hiç konuşulmuyor.
Biz, bu tartışmalara kafa yoracağımıza yüzümüze maske taksak, mesafeyi korusak ve hijyene dikkat etsek, yüksek moral endeksimize dayanıp rakamlarla oynadığını sandığımız o makamlara kafa da tutabilirdik.
Bu fırsatı bir türlü yakalayamadık, bu gidişle de yakalamayacağız.

Kabus gibi

Korona aşısı bulunduğunda; sınırlı sayıda üretileceği için önce bundan zenginler yararlanacak, sıra çook sonra diğerlerine gelecek diye bir tevatür var.
Bu tevatüre bir destek de Trump'tan geldi. "Üreteceğimiz aşı için Japonya başta olmak üzere bir-iki zengin ülke ile anlaştık" dedi.
Kabus gibi bir şey.
Hal böyleyse yandık.
O zaman akla ne gelmiyor ki?
Şimdi insanlar demez mi, "Madem böyle bir durum var, o zaman Korona'dan iyileşenlerle ölenlerin yaşları gibi ekonomik durumları da açıklansın."
Dedim ya kabus gibi.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Oğluma “Büyüyünce ne olacaksın?” dedim. ‘”Mucit” yanıtını alınca. “Başımıza icat çıkarma şimdi ‘” dedim!
***
Marifet, ayıya dayı demek değil. Sıkıysa dayıya ''De git ayı'' diyebilmek. Sıkıyorsa tabi!
***
Kul hakkı yemek günahtır. Çünkü, bu devirde yamyamlık kaldı mı ya? Bırakın Hakkı'yı!
***
Hep bu dünyada birilerinin günah keçisi olduğumdan mıdır nedir, keçileri kaçırmam pek yakındır bu dünyada!
***
İnsan bu hayatta en çok yakınlarından yakınıp durur yalan mı?
 
***
Sırf güzel kızları ' hayat öpücüğü’ diye öpebilmek için cankurtaran oldu ama hep denizde su yutup, boğulan erkek vallahi!
 
***
Bence Türkiye Futbol Federasyonu Süper Lig'in yönetimini Birleşmiş Milletler'e devretsin. Herhalde ligimizde oynayan yabancı futbolcuları gördüğünüz halde 'Neden?’ diye sormayacaksınız değil mi?

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test