Go home Suriun (*)
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Go home Suriun (*)

18 Haziran 2019 - 09:45


Türkiye'nin kabak tadı veren bir Suriye politikası var.
Anket yapılsa 80 milyon "Suriyeli sığınmacı istemiyoruz" der.
Ama bu 80 milyondan oy isteyen Hükümet, Nuh diyor Peygamber demiyor, inadına Suriyeli sığınmacılara destek veriyor.
Bilinen şeyler.
Adamların elleri ayakları tutuyor, ülkelerini savunacakları yerde kaçıyorlar.
Adamlar, ekmek elden su gölden yaşıyor.
Adamlar, sosyal yapımızı dejenere  ediyorlar.
Adamlar, ayrıcalıklı. Bu halleriyle büyük tepki görüyorlar.
Adamlar, Türkleri sevmiyor, Türk örf ve adetlerini sevmiyor, kendi bildikleri gibi yaşayarak agresif oluyorlar.
Olay çıkarıyorlar, adam dövüyorlar, yağma yapıyorlar vs.
Tren raydan çıkmış durumda.
Devletin kanatları altında yaşıyorlar ve kıllarına dokunulamıyor.
Ama bunun bir çıkış yolu olmalıydı.
Bulundu ve o yola girildi. CHP'li belediyeler, Suriyeli mülteciler konusunda kendi yöntemlerini kullanıyor ve yasal çerçevede bu güruhla sıkı bir mücadele başlattılar.
Hampacılar, belediye sınırından dışarı çıkarılıyor, ruhsatsız dükkanlar mühürleniyor, dilenenler, haraç kesenler, gayrı meşru iş yapanlar, paketlenip gönderiliyorlar.
Sorunu kökten çözer mi? Çözmez. Ama buna bir uyanış diyenler de var. Devletin göremediklerini gören gözlerin işi yasal yönden çözmeleridir bunun adı.
CHP'li belediyeler, genel politika çerçevesinde partileri iktidar olduğunda bütün Suriyelileri geri göndereceğini deklare ettiğini hatırlayarak tam bir rahatlık içinde yapıyorlar bunu.
Vaktiyle Amerikalıları az kovmadılar bu ülkeden.
Onların tecrübesi var.
Sözün özü: Bu anlamda CHP umudumuzdur.
(*)  Türkçesi: Defol Suriyeli. İngilizce “Eve dön” demek olan  “Go Home”, 1960’lı yıllarda bizde daha çok "Defol” anlamına kullanılıyordu.


Bir plaketiniz eksikti


Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, geçmiş dönemde çalışmadan bankamatikten para çekenleri zarif bir dille uyarmış:
"Ya ayrılın, ya da beni kız kızdırmayın."
Buna benzer bir mesaj göndermiş adamlara.
Seçim 31 Mart'ta oldu. Aradan neredeyse üç ay geçti. Demek ki, bunlar hala paralarını çekiyor ve çalışmıyorlar.
Belediye, bunu biliyor ve şimdiye kadar da gereğini yapmamış.
Ali Engin, CHP İzmir İl Başkanlığı döneminde Buca'da o dönemin belediye başkanını benzer uygulamaları ile eleştiren meclis üyelerini disipline vermişti.
Onun için bugünkü tavrı pek inandırıcı gelmiyor.
Adamlar, çalışmadan para alıyor. Onları bir an önce göndereceğinize laf üretmenin anlamı var mı?

Bizim zamanımızda eğitim

Bir eğitim yılını daha geride bıraktık. İki öğrencinin velisi olduğum için bugünkü eğitim sistemini ve okul hayatını yakından gözlüyorum.
Hiç sevmediğim cümledir ama "Bizim zamanımızda" diyeceğim.
Bizim zamanımızda okul hayatının ve eğitim uygulamalarının bugün benzeri görülmeyen örnekleri vardı.
Her pazartesi tırnak muayenesi yapılırdı.
Ortaokuldan itibaren kravat olmadan sınıfa sokulmazdık.
Öğretmen bizi sırası geldiğinde döverdi. Parmaklarımızın uçlarını birleştirip cetvelin keskin yüzüyle vuran öğretmenler vardı.
İkmal diye bir uygulama vardı. İkmale kaldığımız dersler için Ağustos ayında imtihana girerdik. Bunun için dershanelere giderdik. Dershanelerde bize aynı öğretmen ders verirdi. Sınıfı geçmemiz de garanti olurdu.
Yolda öğretmen gördüğümüzde hazır ola geçip boynumuzu hafifçe eğerek selam verirdik.
Kadın öğretmene "Hocanım", erkek öğretmene "Muallim Bey" derdik.
Sınıf mümessilliği diye bir şey vardı. Sınıf mümessilleri, öğretmenle öğrenciler arasındaki ilişkileri düzenlerdi.
Her öğretmenin bir lakabı vardı ve bu lakap ömür boyu sürerdi.
"Bizim zamanımızda" öğrenci olmak o kadar kolay değildi.

Cevap, ya Başkan!...
 
Oktay Gökdemir'i tanırım. Yaş tahtaya basmaz. Bir öğrendiği varsa, o bilgiyi teyit ettirir, ondan sonra kullanır.
Tekzip geçmişi sıfır bir akademisyendir.
Gökdemir, son günlerde CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel'in makam aracına taktı.
Gökdemir soruyor:
"Bu makam aracının sahibi bir sahil belediyesiydi. Araç, belediyenin envanterinde göründü. Şoförünün maaşını da o belediye ödedi. Sonra başkanıyla beraber, araç da başka bir belediyeye transfer oldu. Bu, doğru bir şey midir?"
Bahsettiği Narlıdere eski Belediye Başkanı Abdül Batur.
Batur'un 40 bin nüfuslu Narlıdere'den 500 bin nüfuslu Konak'a transferinde bu araç tahsisinin rol oynadığını savunuyor ve açıklama bekliyor.
Deniz Yücel cevap vermiyor. Bununla kalmayıp Oktay Gökdemir'i disipline veriyor.
...
Oysa cevap verilse, gerekçeler anlatılsa ve dense ki, "Bunu biz belediye transferi için yapmadık. Parti bizim partimiz, başkan da bizim başkanımız.”
Denmiyor. Denmeyince de Oktay Gökdemir, sormaya devam ediyor:
"Cevap bekliyoruz Başkan. Nedir bütün bunlar?"

Duvar Yazıları-İbrahim Ormancı

A Haber'in ismini değiştirip, Bihaber yapsak güzel olmaz mı ya?
***
Muasır ülkeler seviyesine ulaşmak için bakalım kaç asır daha geçecek?
***
Doğu Perinçek " Atatürk 23 Nisanı çocuk bayramı ilan ederek büyük bir hata yaptı" demiş. Olacağı buydu. O kadar döndü ki, sonunda yörüngeden çıktı adamcağız!
***
Ülke sapla samanı birbirine karıştıran insanlarla dolu. Normaldir. Samanı bile yurtdışından ithal ediyoruz!
***
Bir zamanlar maytap geçtiğiniz bir genç vardı. Maytap fabrikası kurdu şimdi üleeen!....
***
Cep delik cepken delik ama cep cep telefonu son model. Ne iş mübarek ?
***
Yok burcu şu, yükseleni buymuş. Çin Takvimi’ne göre ayrı bir   hava. Burç batağına battık üleeen!.
***
Türlü için; kuzu eti, kuru soğan, yeşil  biber, kırmızı biber, domates, patlıcan, patates gerekliymiş. Hepsi de ateş pahası. Of, vatandaştaki dertler, türlü türlüdür!

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum