Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Geç kalıyorsunuz beyler

23 Haziran 2020 - 08:10

Geç kalıyorsunuz beyler

Yurdun hemen her yerinde kaçak yapılar birer birer yıkılmaya başlandı.
Bir gecede yapılmadı bu binalar. Aylarca çalışıldı, inşa edildi. Hem de herkesin gözü önünde. Belediyenin, devletin bütün kurumlarının gözünün içine baka baka yaptılar bu binaları. Milyonlar dökerek.
Sonunda "Ruhsat yok" diye yıkılıyorlar.
Şimdiye kadar neredeydiniz beyler?Niye yapılmasına, onca paranın harcanmasına, yasaların göz göre göre çiğnenmesine göz yumdunuz?
Asıl suçlu sizlersiniz?
Belediyelerin yapı ruhsat müdürlükleri var, zabıta müdürlükleri var, yapı kontrol müdürlükleri var. Çevre Bakanlığının kaçak yapıları denetleyen birimleri var?
Ne yaptı bu beyzadeler?
Niye göz yumdular bunca kaçak yapının yapımına?
Asıl irdelenmesi, sorgulanması gereken konu bu ve ne yazık ki, geçiştiriliyor.
Göz yumanların, akla gelebilecek nice nedenleri önemsenmiyor.
Neyse cesur bir Çevre ve Şehircilik Bakanımız var."Vurun kazmayı" diyor.Bakan Murat Kurum'un; Türkiye'deki kaçak yapılaşmayı, bütün boyutlarıyla mercek altına alması ve köklü çözümler üretmesi de beklentimizdir.
Bu güzel ülkeyi, "Cesaretliler cumhuriyeti"ne çevirmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bu konuda ağır ve biraz da manidar davrananların da sorumluluğu olmalıdır.
Giden onca para var. Yazık değil mi?

Altmışlı yıllar

Sevgili dostum Efe Erginer, adresime "İstanbul'lu 60'lar" isimli bir kitabını gönderdi.
Bu vesileyle telefonda uzun uzun sohbet ettik.
Önce söyleyeyim:
Altmışlı yıllar, en güzel yıllardı. Romantizmin can çekiştiği döneme denk gelse de çok güzel yıllardı.
Özgürlükler vardı. Sinemanın en güzeli vardı. Tiyatroya doyduğumuz yıllardı. En çok beste yapılan, en çok sanatçı yetişen yıllardı altmışlar.
O yılları yaşamak bizim için büyük bir şans sayılır.
Dünyada karma ekonomi hakim. İnsanlar, işsizlikten, parasızlıktan bugünkü kadar şikayetçi değil. Vietnam dışında dünyanın herhangi bir yerinde savaş yok. Afrika uyanıyor, ama çoğu kansız.
Bizim bir 1961 Anayasamız var ki, efsane.
Dünyayı sarsacak olan ve ona yön verecek 68 kuşağı bu süreçte hedef kuşanıyor.
Efe Erginer, kitabında İstanbul'un işte o güzel yıllarını anlatıyor. Biraz da İzmir'e, hatta Buca'ya ulaşıyor.
Henüz bitirmedim ama zevkle okumaya devam ediyorum. Aşkların zirvede yaşandığı o yılları bizim kuşak nasıl unutur ki?

Başka virüsler de var

Pek çok şeyi gözden kaçırıyoruz.Korona diye tutturduğumuz şu günlerde; en az onun kadar lanet olan başka virüsleri gündeme getirmiyoruz.
Kolombiya polisi, Türkiye'ye gönderilmek üzere 5 ton kokaine el koymuş.
5 ton kokain 5 bin kilo eder. Beş bin kilo beş milyon gram eder.
Bir kokain içicisi her seferinde yarım gram kokaini burnuna çeker. Bu da şu demek oluyor; Kolombiya'dan bize gönderilecek kokaine el konulmasaydı, güzel ülkemde on milyon içimlik kokain, nice gençlerimizin hayatını karartacaktı.
Bereket; bu belayla da ciddi mücadele veriyor polisimiz.Taa Kolombiya ile işbirliği de yapabiliyor. Şimdi oradan gönderilmek istenen onca kokainin buradaki teslim adresi bir bulunsun hele.

Ege TV için…

Hiç şüphesiz Ege TV, Ege'nin en özel tv kanallarından biriydi. Ne var ki, patronu Cem Bakioğlu'nun; dönemin İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş'la arasının papaz olması, kanalını ekonomik bakımdan bir türlü istikrarlı bir noktaya taşıyamadı.
Ekrem Demirtaş'ın yanındaki işadamları, Ege TV'ye reklam vermeyerek aslında büyük hata işlediler ve her sıkıntılarında, dertlerinde yanlarında olan bu kanala resmen ihanet ettiler.
Ondandır ki, Cem Bakioğlu, dayanabildiğince dayandı, sonunda "yeter" dedi. Oğullarının da ağır baskısıyla Ege TV'nin yayınını durdurdu.
Kanal, AKP'li bir belediye meclis üyesine satılacakken, bu satış da gerçekleşmedi.
Ege Mahallesi'ndeki binasındaki bütün ekipmanlar, kaderine terkedildi. Sadece Ege TV radyo, otomatik sistemle yayınını sürdürdü, o kadar.
Ege TV'yi satın almak isteyenler, Bakioğlu'ndan önce 5 milyon, sonra da 2 milyon dolarlık rakamları duyunca ürktüler, almaktan vazgeçtiler.
Ve sonunda Cem Bakioğlu, bilmediğimiz bir fiyata, sadece isim hakkını Aydınlı gazeteci Adem Erdağ'a sattı. Ege TV, yeni patronunun yönetiminde internet üzerinden yayın yapmaya başladı. Tıpkı bütün diğer TV kanalları gibi.
Ancak Ege TV'nin karasal yayın yapan bir kanala dönüşmesi beklentisi çok yüksek. Ama frekans bedellerinin yüksekliği Ege TV'ye bu yolu bir türlü açmıyor.
Adem Erdağ'ın gücünü zorlayarak kanalı eski şaşalı günlerine döndürmesi en büyük dileğimiz.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Sanırım ölünce hayatımız film şeridi gibi gözümüzün önünden geçecek ya. En sonunda ''Önümüzdeki iki hafta çok kritik '' yazısını göreceğiz gibime geliyor!
***
Çarşamba'yı sel aldı. Altyapı yine sınıfta kaldı!
***
'' Bu evde karantina var '' yazısı astım. Hiçbir alacaklım kapımı çalmaya cesaret edemiyor!
***
Bizi bize kırdırmasınlar. Bizi ancak güldürmekten kırdırsınlar üstat!
***
İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız. Gerçi kaynanam olacak kadın budamak için bekliyor ama olsun!
***
Ben güzele güzel demem. 90-60-90 olmayınca!
***
Penceresi cam cama. Selam söyle web cama muallim!
***
Kumrular bile baharı beklemiyor. Klimanın altında. Ohhh gel keyfim gel!
***
Nikah masasına beni de çağır sevgilim. Belki enişten bir bahşiş kopartırım!


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum