Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Gazeteler ve gazeteciler

05 Eylül 2020 - 07:42

Gazeteler ve gazeteciler

Şöyle 20 yıllık bir süreci gözden geçirin. Medyada nice ünlü isimler, nice cesur kalemler, birer ikişer sahneden ayrılmış.
Uğur Dündar'ın Arena'sı nerede? Nerede o Kadir Çelik'in cesur TV programları? Nerede Ruhat Mengi?
Ali Kırca yok, Reha Muhtar yok, Altan Öymen yok, Oktay Ekşi yok,Hikmet Çetinkaya yok.
Ve daha niceleri...
Son olarak da Fatih Portakal.
Gazetecilikte gözü kara olmak, bir yaradılış meselesi. Gazetecinin gözü o anda hiç bir şey görmez. İnandığını savunur ve sonuna kadar da öyle kalır.
Bu saydığım gazeteciler, o anlamda efsaneydiler.
Ama bir de gerçek vardı ki; çalıştıkları kurumlar hep arkalarında oldular.
Cumhuriyet, Uğur Mumcu'ya inanmasaydı ve onu göğüslemeseydi Mumcu, bu kadar etkin olamayabilirdi.
Nasıl olabilsin ki?
Gazete, onun ilkelerinin tek iletişim aracı.
İşte ondan sonrakilere de bir süre sahip çıkan kanal ve gazetelerin, sonunda bayrağı indirdiklerini görüyoruz.
Muhtemel ki, bir Amerikan yatırımı olan FOX TV'de de bu oldu.Fatih Portakal gibi bir yayıncı "Ben artık Seferihisar'da organik tarım yapacağım. Ekrana veda ediyorum" diyebildi.
Kanal D ile Uğur Dündar yollarını ayırırken Aydın Doğan, ekrandan şu savunmayı yapmıştı:
"Biz Falih Rıfkı'nın dönemindeki gazeteciliği yapmıyoruz. Bir yığın yatırımımız var."
Evet, artık bizi ekrana kilitleyen, hepimizi gazetekolik yapan o kalemler sahnede yok ama Dilipak'lar,Selvi'ler, Birkan'lar, NagihanAlçı'lar, jöleliler, Rasim Kütahyalı'lar, Hilal Kaplan'lar, Fatih Tezcan'lar, hiç bir kaygı yaşamadan doludizgin yazıyorlar, ekrana çıkıp konuşuyorlar.
Ama herbiri, sanırım öncelikle Sabahattin Önkibar'ın "Yandaş gazeteci nasıl olunur"başlıklı yazılarını takip ediyor. Ve eminim ki, hepsinin arkasında kapı gibi gazeteleri, TV kanalları var.

Zafer gürültünündür

Koca bir yaz geçti geçiyor.
Pandemiden sıkılan insanımız, haklı olarak sahillere, eğlence yerlerine akın etti.
Bodrum, Kuşadası, Çeşme, Alaçatı...
Gürültüyü meze olarak kullananların kentleri oldu.
Eğlence yerlerinde ki eskiden bunlara diskoları örnek gösterebiliriz; müzik sistemlerindeki volüm dibe vurdu. Aynı masada konuşmalarından bir şey anlamayan insanımız, bangır bangır müziğin adeta esiri oldu.
Bunlar, haydi diyelim; bastılar parayı, sonuca razı oldular.
Ya o eğlence yerlerinin çevresinde dingin bir tatil geçirmeyi dileyenler?
Onlar ne yaptı?
İsyan ettiler.
Ve hep aynı şeyi sordular:
"Müziği bu kadar açmanın nedeni var mı? Daha az volümle müzik dinlenemez mi? Çevreye zarar vermenin, çevreyi rahatsız etmenin alemi var mı?"
Böyle bir yakınmada; haliyle devreye giren devlet otoritesi, meseleyi çözecek diye bekliyorsunuz, olmuyor. Olmadı da.
Adamlar, krallıklarını ilan ettiler, dilediklerini yaptılar ve koca yazı o dinginliği aramak için evlerine koşanlara zehir ettiler.
Devleti teslim eden otorite ise sınıfta kaldı.
40 yıldır sınıfta kalıyor. Bir Allah'ın kulu bu meseleye köklü bir çözüm getiremedi.
Almanya örneği, Fransa örneği sunuldu hepsine, yapamadılar, yapamadılar.

Hastasıyım

Her önemli olaydan sonra Bahçeli'nin twitter hesabından bir açıklama yapıp değerlendirmede bulunmasını çok anlamlı sayıyor ve devlet hizmetinde sunulan büyük bir katkı olarak değerlendiriyorum.
Bu açıklamaları değerli bularak yayınlayan basın yayın organlarını da kutluyor, kendilerine şükranlarımı sunuyorum.
Ayrıca olayın ne ve nasıl olduğunu da o değerlendirme mesajlarından daha açık bir şekilde öğrenmiş olmanın mutluluğunu da yaşıyorum.

Tavsadı gitti

Geçtiğimiz yılbaşından itibaren; ülkemizde yaya geçitlerinde araçların yayalara geçiş izni vermesi zorunluluğu getirilmişti.
Cezası belliydi ve sıkı takip edileceği de açıklanmıştı.
Heyhat.
Çıkın trafiğe, şöyle bir bakın. Takan var mı?
Takan yok ama aynı uygulamayı trafik ışıklarında da geçerliymiş gibi sananların tafrasını izleyin.
Birilerinin canı yakılmadıkça topluma nizam, intizam hak getire...

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Uzun lafın kısası. Hak arayan haklanıyor bu ülkede!
***
Bilmemek ayıp değil. Salağa yatmak ayıp!
***
SIRIK kadar adamsın ama PI-SIRIK adamın tekisin!
***
Beni terk ettiğinde bir şarkı patlattım olay oldu,  şimdi benden şarkıdan payını istiyor zalim!
***
Aşk bence tesadüflerden daha çok teessüfleri sever. Sevenler birbirine teessüf edip dururlar habire, habire, habire!
***
Kollarına dizi dizi BİL-EZİK taksalar da kadınlarımız,  EZİK kalmaya mahkumdur. Yalan mı?


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test