Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Foto Cemal'e saygı

05 Haziran 2020 - 07:04

Foto Cemal'e saygı

İzmir'in 1930'lu yıllara ait görünümünü, binlerce fotoğrafı ile ölümsüzleştiren ve adeta tarihe not düşen bir adamı Foto Cemal.
Yani Cemal Yalkış.
Makenonya göçmeni.İktisat Kongresi'nde Mustafa Kemal'in fotoğrafını çeken adam.İzmir'de ilk kez resmi nikah kıydıran adam.
Bu güzel kentin o asude yıllarında güzelliklerini objektifine taşımış, sonra bunları kartpostal haline getirerek pazarlamış.
Öyle güzel fotoğraflar ki bunlar, eminim pek çoğunuzun elinde aslı ya da kopyası vardır.
Değerli kardeşim Alaattin Gürırmak, Foto Cemal'le Hıfzıssıhha yakınındaki evinde röportaj yapmış.Gıpta ettim.
Alaattin'le konuşuyoruz. Foto Cemal'in İzmir için bir simge isim olduğunda hemfikiriz.
Ama o kadar.
Bu kentin nice sokağına, meydanına çoğunu bilmediğimiz kişilerin isimleri verilirken; Foto Cemal niye es geçilmiş?
Bir şey daha öğrendim:
Kerem Saltuk isimli bir eğitimci, Foto Cemal'in elindeki cam negatifleri satın almış. Sonra Kanada'ya gitmiş. Dönüşte de bunları Ticaret Odası'na satmış. Ticaret Odası, cam negatifleri tab ettirip takvim haline getirmiş, o takvimleri de üyelerine ve protokole dağıtmış.
Foto Cemal ve onun gibilere sahip çıkmalıyız. İzmir Ticaret Odası, diğer negatifleri de tab ettirmeli ve bu güzelim fotoğraflar İzmirlilerle paylaşılmalıdır.
Ve behemahal Foto Cemal'in adı, uzun yıllar yaşadığı evin bulunduğu sokağa verilmelidir.

 

Ah şu Anadolu

Vaktiyle bir komiklik yapmışlar, İsmet İnönü'yü asker kaçağı olmakla suçlamışlar. Anadolu insanı bu. İnanmışlar. İnanmakla kalmamışlar, ihbar edenler olmuş.
İhbar edenlere inanıp resme işlem başlatanlara "Ne yapıyorsun?" diyen çıkmamış.
Ta ki, akıllar başa gelinceye kadar.
İnönü'nün Garp Cephesi Komutanı olduğunu, ömrünün cephelerde geçtiğini, sivil hayatta bile İsmet Paşa diye anıldığını hatırlayanlar, saflıklarına gülmekten başka yapacak şey bulamamışlar.
Anadolu'nun temiz ve saf yapısı hep korunmuştur.Ancak kemikleşen bu yapı, bugün Korona dolayısıyla ufak tefek de olsa sıkıntılara yol açıyor.
Hurafeler havada uçuşuyor.Meydanı boş bulan bazı sözde din adamlarının saçmalıkları Tanrı buyruğu gibi algılanıyor.
Şimdilerde "Camide Korona bulaşmaz" diye bir safsata yaymışlar. Tebarike okunduğunda virüsün yok olduğuna inananlar var.Umrecileri aklayanlar var."Solculardan daha çok ölen var" diyenler çıkıyor.
Anadolu, böyle bir coğrafya işte.
Severiz, bağrımıza basarız ama bunlara da katlanırız.
Saflık ve temizlik bazen böyle şeyler yaptırıyor insana çünkü.

Bir pazarlama dehası

Turgut Demirağ, Türkiye'de Atatürk'ün emriyle ilk uçak fabrikasını kuran Nuri Demirağ'ın oğlu.Şarkıcı Melike Demirağ'ın da babası.
Turgut Bey,uzun yıllar filmcilik yaptı. And Film'in sahibiydi. Başka ticari işleri de vardı. Örneğin ithalat gibi.
1960'lı yılların ortalarında; Fransa'dan çokça vişne şarabı ithal etmişti ama bunu sıkı şekilde pazarlaması gerekiyordu.
İzmir'e geldiğinde; And Film'in Mimar Kemalettin Caddesi'ndeki bürosuna uğradı ve sonraki yıllarda aynı gazetede çalışacak olduğum şirket temsilcisi Hamit Erengil'e; "Bana Ege Üniversitesi'nden 500 genç bul. Onlara iş vereceğim" dedi.
Hamit Erengil ve çalışanları,üniversitenin öğrenci temsilcileriyle görüşerek 500 kişiyi temin ettiler.
Turgut Demirağ, onları 50'şerlik gruplara ayırdı. Bu grupların mahalle bakkallarına gidip "Vişne şarabı var mı?" diye sormalarını tembihledi.
Böylece kısa zamanda tüm İzmir'de bakkallardan vişne şarabı istendi ve hepsi de "Yok" deyince bakkallar, vişne şarabının peşine düşmeye başladı.
Tam o sırada gazetelerde şöyle bir ilan çıktı:
"Aşırı talep üzerine Fransa'dan ithal ettiğimiz vişne şarabı piyasaya sürülmüştür. Bakkaliyelerden ısrarla isteyiniz."
Sonrasını anlatmaya gerek var mı?

Skandal

Mustafa Oğuz, "Sokak muhabiri"dir. Bu kimliğiyle pek çok gence de örnek olmuştur.
Sokakları arşınlar, görür, hisseder, fotoğrafını çeker, haber yapar.
Basın toplantısı, etkinlik, tören… Hiç işi olmaz.
Onun için haber sokaktadır. Doğru olan da budur.
Bizim Mustafa, geçtiğimiz günlerde Kültürpark'a girmiş. Bizim Fuar diye bildiğimiz yere.Girişin parasız olduğu yere...Belediyenin ağaçları ve çiçekleri sulama dışında hiç bir hizmet vermediği alana.
Yani halkın Fuarına girmiş.
Elinde fotoğraf makinası...Bir kedi ile karganın kavgasına tanık olmuş. Başlamış deklanşöre basmaya.
Başına güvenlikçiler dikilmiş aniden:
"Hop,ağır ol bakalım. Burası kamu alanı. Fotoğraf çekemezsin."
Mustafa, öyle yaygaracı bir yapıya sahip değildir. Efendice; bu iddialarının doğru olmadığını söylemiş ama nafile. Adamlar, polisten falan bahsetmeye başlamışlar. O da kırmış boynunu, çıkmış Fuar'dan.
Buyrun.
Rezaletin taa daniskasına buyrun.
Fuar'da fotoğraf çekmek yasakmış. Hele bir de basın kartını gösteren bir gazeteci tarafından.
Kimse, yetkilisi, sorumlusu; dilerim bu yazı yayınlanıncaya kadar rezaletin üstüne gitmiş, o haltı işleyenleri cezalandırmış, sonra da Mustafa Oğuz'dan kocaman bir özür dilemiştir.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Eeee sosyal mesafe nedeniyle otobüslerde yanınıza kimse oturamayacak. Bayan yanı tarihe mi karıştı şimdi kurban?
***
Eskiden iki kişi yan yana geldiğinde devleti kurtarıyordu. Şimdi milleti Coronavirüs'ten kurtarıyor!
***
Salondaki papağanım '' Avrupa bizi kıskanıyor '' deyip duruyor. Haberlerde papağanı dışarı çıkartıyorum mecburen artık!
***
Dertlerin kalkınca şaha. Bir paylaşım yap sosyal medyada. Beğeniler kapiş gönül!
***
Sokağa çıkma yasağı bitti. Sokağa çıkar çıkmaz düştü. Şimdi ayakları alçıda. Kader utansın yahu!
***
Kül Kedisi sokağa çıkma yasağından bunaldı. Evden kaçmak için gece yarısı 00.00'ı bekliyor !.
***
Koronavirüs yüzünden yüz maskeli TRİKİNİ modası gündemdeymiş. Haşemalı modellerinin çıkması eli kulağındadır bence!

 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum