Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Erkin Usman'la geçen yıllar

08 Aralık 2020 - 07:30

Erkin Usman'la geçen yıllar

Uzun bir meslek hayatım var. Gelecek yıl nasipse gazetecilikte 60 yılı geride bırakacağım. Ne mutlu bana ki, bu onurlu meslekte çok güzel insanlar tanıdım, onlarla ölümüne dostluklar kurdum.
Bunlardan belki en önemlilerinden biri Erkin Usman'dır.
Karşıyaka'nın Körli'si, İzmir Basını'nın Enişte'si Erkin Usman.
Mesleğe ilk başladığım yıllardaki dostluğumuz, beni Ege Ekspres'e çağırmasıyla perçinleşti. Hep onun çalışmasını izledim. Çalışkan, pratik, zeki, esprili ve meslek sevgisini içine sindirmiş hali beni hep etkilerdi. Onun gibi olmak isterdim. Sadece ben değil, benim durumumdaki tüm arkadaşlarım.

Her konuda kendi çapında uzmandı. Siyaset, spor, magazin. İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdiği için de ekonomiyi iyi bilirdi. Dört dörtlük bir gazeteciydi ve kendine has hümanistliğiyle çevresinde çok sevilirdi.
Çabuk konuşur, konuşulduğu zor anlaşılırdı. İlhan Esen, gazeteye Genel Yayın Müdürü olarak geldiğinde bana  “Sen, hem istihbarat şefliğini yürütecek hem de Erkin'le aramda tercüman olacaksın” demişti.
Yazısı da öyleydi Erkin'in. Doktor yazısı gibi. Ama sermürettip Kamil Teber, onun yazısını söker, benim düzgün yazımı kurşuna dökerken okuyamaz, hatalar yapardı.
Erkin Usman, Türk basınında tecavüze uğramış eşeğin gözüne bant atarak, bunu gazetede yayınlayıp olay da yaratmıştır. Köşe yazıları hep ilgi çekmiş, düzgün Türkçesi, meslektaşlarına hep örnek olmuştur.

İzmir'de meyhanelerin, tektekçilerin bol olduğu yıllar. Gazetede işler kolaylaştığında Erkin “Yaşgünü” çağrıları yapar, bu çağrıya gazetedeki erkeklerin neredeyse yarısı uyardı. Yaşgünü demek, meyhanede iki tek atıp sohbet etmekti. Onun bulunduğu her ortamda zaman nasıl geçer, bilinmezdi.
Kimsenin, ama kimsenin kalbini kırmadı. Hep gülen yüzü, hep sevgi dolu yüreği buna zaten izin vermezdi.
Zamansız gidişiyle sevenlerini çok üzdü. En çok da beni.
Nur içinde yatsın. Onu hiç ama hiç unutmayacağız.
Mekanın cennet olsun Enişte.

Burası Türkiye, hey millet!

Televizyon kanallarının en beğenilen dizileri Arıza, Çukur, Ezel.
Ezel, Youtube'dan hala izlenme rekorları kırıyor.
Bu diziler, sanki bizim yaşantımızı yansıtıyor. Silahlı adamlar, vurup geçen, katliam yapan caniler, onları hiç görmeyen polisler,rahatsızlıkla güç gösterisi yapıp,devletle dalga geçen tipler.
Dayılar falan.
Var mı böyle bir Türkiye?
Bu ülkeyi muz cumhuriyetleriyle karıştırmayalım.
Elini kolunu sallayarak güç sergileyen mafya bozuntuları, artık bu toplumun içinde yaşayamaz, nefes alamaz hale getirildiler.
Sedat Peker, Alaattin Çakıcı, Hadi Özcan, Hüseyin Saral, Hüseyin Baybaşin ve Nuri Ergün gibi abi(!) ler, günümüzde ya cezaevinde ya da yurt dışındalar. Bir abimiz var ki, tam koruma altında,ona dokunan yanıyor.
Demem o ki, televizyon dizileri, bunların varlığına bir referans ise amenna ama öyle görünmüyor.
Türkiye, adli vakaların yoğun yaşandığı bir ülke olsa da o saydığım diziler, bu tabloyu çok ama çok abartarak sunuyor.


Parayla ekrana çıkmak

Dandik kanallarda çok uygulanan bir alışkanlık. Ekrana para ile adam çıkarmak. Yanlış anlaşılmasın; parayı kanal değil, programa katılan ödüyor.
Bu, “Ayakta durma” yakınmasına dayansa da etik bir şey değil. O zaman parayı basan ekrana çıkar, ağzına geleni söyler, gider.
Kalite rafa kaldırılır. O programı yapandan başkası ilemez, sonra da “Televizyonculuk ayağa düştü” söylemleri başlar.
Parayla röportaj da -eğer reklamdır notu düşülmezse-aynı kefeye girer. Unutmayalım, bu yüzden Türkiye'nin en iyi röportajcısı, foyası meydana çıkınca mesleği bırakmak zorunda kaldı.
Pandemi sürecinde Bilim Kurulu üyesi profesörlerin para aldığı iddiasını yine bir başka profesör ortaya atmıştı ki, ayıp etmişti. Onlara ne para ödendi, ne de onlar kanala para ödüyor. Kanal kanal dolaşıp halkı koronavirüs konusunda aydınlatıyorlar. Geceleri gündüzleri yok adamların.
Elhasıl; hoş olmayan bir şey. İzleyicinin, kamuoyunun kafasını karıştıran, onda önyargı oluşturan bir defoluktur ekrana çıkardığından para almak.

İbrahim Ormancı-Duvar yazıları

Otobüste oğlum geçen polis arabasını gösterip '' Baba federaller geliyor '' dedi. Birileri yozlaşma mı dedi duyamadım!
***
50 yaşındayım. Kendimi bildim bileli halkımın AHINI alan feriştahının MİZAHINI yaparım!
***
Dut yemiş Bülent Arınç gibi susmayın lütfen. 8 Haziran'ı geçeli çok oldu. Hadi Bülent Abi. Çıkart ağzından Ankara'nın parsellerini!
***
Nazım Usta'nın da dediği gibi; Güzel günler göreceğiz çocuklar. Baltalarımızı ulusça toprağa gömeceğiz!
***
Herkesin, her kurumun, su koyuverdiği günümüzde ben de su tesisatçısı oldum!
***
Sen ağa, ben ağa. Gel ağalı-mağalı bir dizi çevirelim ağa. Reytingler tavana vursun ağa!
***
Şu dağlarda kar olsaydım. Sen de kayak yapmak için o dağa gelseydin be yârim!



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test