Enflasyon böyle yenilmez
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Enflasyon böyle yenilmez

06 Kasım 2018 - 06:37

Enflasyon böyle yenilmez
"Enflasyonla Topyekün Mücadele" adı altında bir kampanya başlatıldı.
Kampanyaya katılan firmalar, fiyatlarda yüzde 10 indirim yaptıklarını söylüyor ve güya enflasyonun düşmesine hizmet ediyorlar.
Ekonomi biliminde böyle bir kural yoktur. Enflasyon, üç-beş firmanın etiketlerinde yüzde 10 indirim yapmalarıyla düşmez.
Enflasyon, bir karmaşık olgudur ve temelinde de arz-talep kanunu yatar.
Bir malın arzı, talepten fazlaysa fiyatı düşer, aksi olursa artar.
Enflasyon, alınan kararlarla değil, köklü uygulamalarla düşürülür.
Üretim artırılır öncelikle. Üretim artınca, tabiatıyla arz da artacağı için fiyat dengesini bulur.
Enflasyonda temel ihtiyaç kalemleri baz alınırsa sağlıklı bir yol izlenmiş olur.
Tabanca kılıfı, bıyık boyası, avokado gibi uçuk örneklerle bir ölçüm yapıldığında durum bugünkü gibi olur.
Firmalar, doğru; fiyatlarında yüzde 10 indirim yapıyor ama nasıl? Krizin tavan yaptığı dönemde yüzde 50 zam yaptıkları etiketlere yüzde 10 indirim yaparak. Peki geride kalan yüzde 40'a ne oluyor?
Cevabını bilen yok.
Tekrar ediyorum; üretim artacak ki, enflasyon düşsün. Ama her alanda üretim artacak. Sadece günümüzde olduğu gibi otomotiv alanında değil.Tarımda da, giyimde de, gıdada da,kısacası her alanda üretim artacak ki, topyekün enflasyonla mücadele edebilelim.
Aksi, ne olur, sadece hükumete yaranmak olur, o da hiç bir işe yaramaz.


Hık demiş...
Buca'nın Efeler Mahallesi'nde kuaförlük yapan Emrah Karaoğlu, Cem Yılmaz'ın tıpatıp benzeri.Bu yüzden başına aksilikler de gelmiş. Örneğin İzmit'te bir yerel tiyatroda oynarken bir yandan da kuaförlük yaptığı sırada; sırf Cem Yılmaz'a benziyor diye dükkan meraklılarla dolup iş yapamaz hale geldiği için dükkandan kovulmuş.
Şimdi Buca'nın Enhoşlar semtinde kuaförlük mesleğini sürdürüyor. Bir yandan da sinema ve dizi filmlerinde, reklamlarda oynuyor.
Emrah Karaoğlu, "Kalbim Ege'de Kaldı" ve "Yeşil Deniz" dizilerinin yanısıra "Küçük Günahlarımız" ve "Son Şaka" adlı filmlerde rol aldı. Cem Yılmaz'a benzerliği nedeniyle İş Bankası reklamında Cem Yılmaz'ın dublörlüğünü yaptı. Ünlü komedyen, on beş gün süren ç alışmanın çok kısa bir bölümünde kamera karşısına çıkarken Emrah karaoğlu, Cem Yılmaz'ın amors(ters), yan ve uzak görüntülerinde yer aldı.
Karaoğlu, reklam sektörünün yeni bir keşfi olarak sürekli teklif alıyor. Son olarak "Modako" ve "Boovidi" adlı firmaların internette yayınlanan reklamlarında başrolde oynadı.
Cem Yılmaz'a benzerliğinin kendisine avantajlar sağladığının farkında olan Karaoğlu  "Ancak ben sinemada kötü karakter oyuncusu olarak ünlenmek istiyorum. Bu konuda ciddi bir boşluk yaşandığını biliyorum" diyor.
39 yaşında olan ve beş yıldır sinema ve reklam sektöründe yer alan Emrah Karaoğlu, her şeye rağmen mesleğini terketmeye niyetli olmadığını da vurgulamadan geçemiyor.
 

Ne yaşar ne yaşamaz misali
Tahsin Tezel, 1944-1950 yıllarında Buca'da Belediye Başkanlığı yaptı.
Ailecek tanığıyız. Çünkü babamın iyi dostuydu rahmetli. Üstelik mübadelede aynı köyden gelmişlerdi.
Bizim kuşak kendisini, hizmetlerinden çok "Dürüst belediye başkanı" diye anar. Mütevazı, çalışkan, elinden geleni yapmaya çalışan bir başkandı.
Evinden dairesine eşeğiyle gidip gelirdi. Bir gün eşeğine bir şey olmuş ki, belediyede çöp toplama işlerinde kullanılan atlardan birini alıp evine öğle yemeğine gidecek olmuş,başına yıkmışlar bu yaptığını. Belediye Meclisi'nde önerge verilmiş,"Kamunun atıyla nasıl yemeğe gider?" diye.
İşte bu Tahsin Tezel'in varisleri, geçenlerde hukuki bir hak arayışına girdiklerinde babalarının bir vakitler Buca belediye başkanı olduğunu kayıtlayamadılar. Belediye binasında fotoğrafı asılı, 1944-1950 yılları arasında başkanlık yaptı diye, gazete kupürleri var, tanıklar var ama hakim"kesin kanıt" diye tutturdu, o kesin kanıt, aslında belediyede bulunması gereken evraktı. Ama yoktu.
Sonuçta 6 yıl aslanlar gibi belediye başkanlığı yapan, özellikle de dürüstlüğüyle bir simge olan Tahsin Tezel'in varisleri düş kırıklığı yaşadılar. Yapacakları başka bir şey de yoktu.


Andımız
Andımızla ilgili tartışmalar daha bir süre devam edeceğe benzer. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tartışmalara ciddi boyutta katıldı ve bir anlamda da çözüm zorlaşır hale geldi.
Andımızın okullarda okutulmamasına ilişkin kararın Danıştay'da iptal edilmesi, aslında hukuki bir sonuçtur ve hukukun bu kararına saygı duymak gerekir.
Andımızı savunanlar, savunmayanları anlamakta zorluk çekiyor. Savunmayanlar ise niye savunmadıklarını tam olarak açıklayamıyor, sadece "Cumhurbaşkanımız haklıdır" deyip geçiyorlar.
Yaklaşık 90 yıldır dillerden düşmeyen ve hepimizin göğsünü kabartan Andımız metninin neresinde militarist bir mesaj var, neresinde kafatasçılık, neresinde ezanın Türkçe okunması isteği.
Andımız, başlıbaşına bir Türk olmanın onurunu ifade etmektir ve böyle bir metin, bu coğrafyada yaşayan herkes için onur verici olmalıdır.
Birilerine hem sevimli bakacaksın, ama onunla dağda savaşacaksın, ama o Andımız okunurken gururlanan büyük çoğunluğu kızdırıp küstüreceksin.
İş mi bu?
 
 


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum