Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Efsane başkan kimdir?

04 Ağustos 2020 - 07:15

Efsane başkan kimdir? 

Herkes kendi meşrebinde bir efsane başkan yaratmış.
İstimlak edeceği alanı önce yakıp ateşe veren, sonra dozerleri çalıştıran, ama kalıcı hiç hizmet sunmamış bir başkan da efsane olmuştur bu kentte. Caddeleri asfaltlayıp altyapıyı unutanı da. Hiç bir projeyi başlatmayıp başlatılmış olanları da son anda tamamlayarak tümüne sahip çıkanı da.
"Efsane başkan", kolay verilecek bir paye değildir.
Onu hak etmek gerekir.
Efsane başkan, olmazı başarandır.

Efsane başkan, Dr. Behçet Uz'dur. Sadece Fuar yeter. Onun belediye başkanlığındaki yöntemi, üniversitelerde ders konusu olmuştur.
Efsane başkan Rauf Onursal'dır. Her ne kadar "İnönü'yü öldürelim, içini samanla doldurup müzeye koyalım" diyerek saçmalamışsa da Efe Rauf, 4 yılda İzmir'e inanılmaz hizmetler sunmuştur. Alın 1954 yılında İzmir Belediye'sinde bastırılan Beyaz Kitap'ı okuyun, onun o yokluklar içinde sunduğu hizmetler karşısında şapka çıkarırsınız.

Efsane başkan Dr. Burhan Özfatura'dır.İzmir'e bambaşka bir kimlik kazandırmış, altyapıyı önemsemiştir. Kurduğu Kent Ormanı'nın ağaçları ondan sonra gelen başkan döneminde kurumaya terkedildiği için kendi cebinden arazöz kiralayıp gece o fidanlara can vermiştir.
Efsane başkan Yüksel Çakmur'dur. Ulaşıma nefes aldırmış, İZFAŞ'ı kurarak İzmir'i bir ticaret merkezi yapmıştır.

Efsane başkan Aziz Kocaoğlu'dur.İzmir'i saygın bir kent yapmıştır. Hizmetleri saymakla bitmez.
Dürüstlüğü, çalışkanlığı asla tartışılmaz.
Diğerlerine hemen "efsane" demek onlara haksızlık olur.
Tunç Başkan'a da böyle bir sıfatı sunmak için biraz zaman var.
Dilerim aksi olmaz.

Işılay Hanım'ı andık

Türk siyasetinin yakın döneme damgasını vurmuş en önemli isimlerinden biri olan Işılay Saygın'ı;  ölümünün birinci yılında sevgi ve özlemle andık.
Aramızda 45 yılı aşkın bir hukuk olmasa bunu da yazmazdım. Çünkü karşılıklı açılmış bir yığın davalar, bir yığın söylentiler, bir yığın saçmalıklar var.
Işılay Hanım'ın aziz hatırasını bunların çok üstünde tutan biri olarak, anma töreninin Buca'ya yakışır düzeyde olması amacıyla sevenleriyle bir dizi görüşme yaptım.Hepsi aynı heyecanla ne gerekirse yapmaya hazırdılar. Ama böyle bir organizasyonun Işılay Hanım'ın aile fertleri adına düzenlenmesi daha uygundu ve bu amaçla ağabeyi dostum Işık Saygın'la görüştüm. Işık,özellikle yıldönümü mevlidinin Buca'ya yapılmasını istemiyordu. Mersin ve Kemalpaşa'dan söz etti.Buca'nın Işılay Hanım için çok önemli bir kent olduğunu, böyle bir kararın yanlış olacağını aktardım.Anladım ki ikna olmuş, Beyza Akdemir'in organizasyonuyla aynı gece Muradiye Camii'nde mevlid okutuldu. Gündüz de önce Işılay Saygın dostları saat 15.00'te, daha sonra başkanlığını yaptığı derneğin düzenlediği bir organizasyonla mezarı başında bir araya geldiler.
Ben ve benim dostlarım, "Işılay Saygın Dostları Grubu" olarak, gelişmelerden soyutlanmış durumdayız.Hukuk işliyor, kararı mahkemeler verecek. Ama Işılay Saygın'ın Buca için önemini gözardı edenlere karşı duracağımız da kesin. Onun adını yaşatacağız ve yaşattıracağız.
Bu kesin.

Siz bilirsiniz...

İzmirli olsun, olmasın sayın vekillerimizle bir araya geldiğimizde sudan konuları konuşmaz, kentin sorunlarına odaklanırız.
Dostlarımızla; bazı vekil arkadaşlarımıza bilmiyor olabilirler düşüncesiyle yine kentimizin aktüel olmaya başlayan bazı sorunlarını aktarma fırsatı bulduk.
Dikkatle dinlediler, not aldılar ve herkesin ortasında şunu söylediler:
"Şimdi Meclis var. Önümüzdeki hafta boşuz. İzmir'e geldiğimizde sizi arayacağım ve gerekeni yapacağım"
Bir sokakta neden çöpün kaldırılmadığını, bir kamu kurumunda bazı hizmetlerin neden az verildiğini, falanca köy yolunun yarım kaldığını Meclis'e taşıyan arkadaşlarımız, nedense sözlerinde durmadılar, kimseyi de aramadılar.
Canları sağ olsun.
Alışkınız.
Eskiden Gelincik sigarası vardı. Siyasilerin en sevdiği sigara. Kutunun arkası bembeyazdı. Siyasiler, köylere gittiklerinde sorunları dinler, buraya not alırlardı.
Paketteki sigaralar bitince de atarlardı.
Yani takipçisi olmazlardı.
Oradan biliriz.
İzmir'in temel sorunlarını es geçip adeta zoraki sorunlaştırılmış konularını politika malzemesi yapanlara kolay gelsin diyorum.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

'' Pembe panjurlu bir evimiz olacak '' diyen sevgilisine '' İçeri giren güvercin pisliklerini ben temizlemem ama '' diyen erkek cansın!
***
Egosu tavan yapan siyasetçiler, tabandan uzaklaşır!
***
Dandini dandini dastana, piknikçiler girmiş bostana!
***
Bazen içime bir kurt düşmüyor değil. '' Ben bu kadar nasıl koyun olabiliyorum? '' diye!
***
Hariçten gazel okuyacağına, patlat Müslüm Baba'dan bir damar!
***
Müzik ruhun gıdasıdır ama tanıdığım çoğu müzisyen aç. Ne iş?
***
Zeki insanlar ruh hastalığına daha yatkınmış. Yani delirmemek için salağa yatmak gerek anlayacağınız!



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test