Dikkat ediyor musunuz?
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Dikkat ediyor musunuz?

25 Nisan 2019 - 06:24

Dikkat ediyor musunuz?
Evet, dikkat ediyor musunuz; Türkiye yıllar sonra yine ciddi bir kutuplaşma sorunu yaşıyor.
1950'li yıllarda bu kutuplaşma öylesine büyüktü ki, CHP'liler ayrı kahvehanede, DP'liler ayrı kahvehanede oturur, birbirine selam bile vermezdi.
Şimdi kahvehane ayırımı yok ama birinin ak dediğine öbürü siyah diyor.
Ortak akıl diye bir şey kalmadı.
Siyasal fanatizm, öylesine büyük boyutlara ulaştı ki…
Neden?
Çünkü siyasiler böyle istedi.
Uzlaşma ikliminin yaratılması için gereken adımlar atılmadı.
Kemal Kılıçdaroğlu'na atılan yumruğu "Ne olmuş yani?" diye karşılayanlar da var,Binali Bey'e muhtarlığı yakıştıranlar da.
İkisi de ayrı gruptan.
Germek...Germek...Germek...
Tek yaptıkları bu.
Ortak aklı kim üretecek ve kim koruyacak?
Ortada böyle biri yok.
Aksine var saydığımız da aksini yapıyor, tırnak oğuşturuyor.
Zenginlerin çoğunun; Amerika'da, Avrupa ülkelerinde, hatta Malezya'da konut edindiklerini biliyor musunuz?
Bunun bir sebebi var.
Onlar bu gerginliğe tahammül edemiyor ve huzur arıyorlar.
Ve ne yazık ki, yandaş ya da karşıt basın da buna çanak tutuyor.
Eskiden kuru fasulye fiyatı gazetelere manşet olurdu. Şimdi manşetler, küfür, öfke ve nefret üzerine.
Bu gidişat hayra alamet değil.


CHP, yeniden yapılanabilir mi?
Mahalli İdareler Seçimi'nin galibi kimdir diye soracaksanız; elbette CHP.
AKP, totalde daha çok oy alsa da; CHP'nin İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi büyükşehir belediyelerini ele geçirmesi, aslında gücünü göstermesi açısından önemli bir zafer sayılabilir.
Bu zaferin; aday belirleme mekanizmasında etkin olan isimlerce kazanıldığı mantığı öylesine hakim ki, sonunda bu mekanizmada yer alanlar, partide köklü bir değişim için kolları sıvadılar.
Geçmişte, Muharrem İnce'nin, daha önceki yıllarda Mehmet Altan ve arkadaşlarının İkinci Cumhuriyet sloganıyla gerçekleştirmeye çalıştıkları değişim hareketlerinin düş kırıklığı ile sonuçlanmasında hangi etkenlerin rol aldığını kestirmek o kadar kolay değil.
Ama şimdi durum farklı.
Aday belirlemede adeta bir güç odağı olan Tuncay Özkan, kısa vadede, CHP'yi yeni bir yapılanmaya kavuşturmak istiyor. Burada Kemal Kılıçdaroğlu'nu devre dışı bırakmak, HDP ile el ele verebilmek, partiyi daha sola taşımak, ideolojik olduğu kadar solu günümüz koşullarında yoğuran bir görüşü hakim kılmak, bu hareketin en güçlü argümanları.
...
Eğe bu gerçekleşirse farklı bir CHP ile karşılaşabiliriz.Bu CHP, mahalli yönetimleri ele geçirmeyi ve elde tutmayı,iktidar olmaktan daha çok önemsiyor ve Türkiye'yi,sonu belli olmayan bir yolculuğa taşımayı hedefliyor.
Harekete değişik isimler takılmış durumda ama en çok seslendirilenlerden biri de "Tek hedef cumhuriyet."
Öyle ki, altı ok hedefleriyle ilgili tartışmaların bile yaşanacağı günler yakın gibi.
İstanbul, Ankara, Adana ve Antalya'yı fethedenlerin kendileri olduğunu sananların düşlerindeki Türkiye,umarız güzel bir Türkiye olur.


Çocuklar ve hayvan sevgisi
Uzmanlar, altını çizerek söylüyorlar:
"Çocuklarınıza hayvan sevgisi aşılayın."
Hayvan seven çocuk, yalan söylemiyor, gergin olmuyor, okulunda başarılı oluyor.
Büyüdüğünde dost ve arkadaşlarını özenle seçiyor, fazla sosyal olmuyor ama suç işlemiyor, yuvasında mutluluğu en üst düzeyde yaşıyor, insanları daha çok seviyor.
La Fontaine, boşuna söylememiş:
"Hayvanları sevmeyen insanları sevemez" diye.

Sosyal medyaya ve basına da yansıyan hayvanlara yönelik işkence haberlerindeki faillere bakın; hepsi birer psikopat. Tatminsiz, sorunlu insanlar. Aile sevgisinden uzak büyümüşler, eğitim alsalar bile bunu içlerine sindirememişler, çevresiyle kavgalı, ruh sağlıkları tümden bozuk tipler.
Kedi, kuş, köpek, balık... Hangisi olursa olsun. Hayvanları seven ve onları besleyen çocukların geleceğinden korkmayın. Onlara hep güvenin. Hayvanları aç bırakmayan çocuklar, yarın sizin de en büyük teminatınız olacak.
Onun için hayvan sevgisini yaygınlaştırmak, sağlıklı kuşaklar yetiştirmek için tam zamanı.


Hüdaverdi Paşa
Urla yolculuğunda beni en çok etkileyen; hiç şüphesiz Abdullahağa Çiftliği.Sonraki adıyla İstihkam Okulu, daha sonraki adıyla Ege Ordu Komutanlığı ve nihayet günümüzdeki adıyla Tuğgeneral Hüdaverdi Ersoy Kışlası.
Yemyeşil, insana huzur veren görüntüsüyle muhteşem...
Kültürpark'ın en az 10 kat büyüklüğünde bir yeşillik bu.
Kolay mı meydana geldi, hayır...
Buranın Abdullağaha Çiftliği'nden kışlaya dönüşmesi 1960'lı yılların başına rastlar.
Kışla komutanı Hüdaverdi Ersoy Paşa, o yıllarda Buca Belediye Başkanı olan rahmetli Süha Göksel'in çok yakın arkadaşı idi.Kısa boylu, hiç evlenmemiş, insana huzur veren ama bir o kadar da otoriter bir askerdi Hüdaverdi Paşa.
Süha Göksel, Cumartesi akşamları, beni peşine katar, kışlaya götürürdü.Hüdaverdi Paşa, çilingir sofrasını bizzat hazırlarken, elimize birer kazma tutuşturur, bir demet de ağaç fidanı verip, "Madem geldiniz, bari işe yarayın "der, ağaç fidanları diktirirdi.
Erata da; eğitim dışında gönüllü olarak ağaç diktirirdi. Ve o muazzam yeşillik, böylece büyüdü, büyüdü ve bu güne gelindi.
Kamulaştırma yöntemiyle alan büyüdü ve gerçekten Kültürpark'ın belki de on katı büyüklüğe ulaştı.
12 Eylül'de Ege Ordu Komutanlığı, aynı zamanda Sıkı Yönetim Komutanlığı idi ve bir kaç kez ifadeye çağrıldığım için 15 yıl sonra; botanik bahçesinden farksız bu yeşilliği görünce çok mutlu olmuştum.Diktiğim nice fidanın büyüyüp boy saldığını görmek ne güzel bir duyguydu.
Genelkurmay'ın kadirşinaslık gösterip buraya rahmetli büyük asker HüdaverdiErsoy'un adını vermesi eminim o yeşil aşığı askeri mezarında mutlu etmiştir.
Nur içinde yatsın.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum