Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

CİMER meselesi

01 Aralık 2020 - 07:30

CİMER meselesi

Diyelim ki, çözemediğiniz bir sorun var ya da devletin bir kurumunu şikayet edeceksiniz.
En sağlam adres olarak size CİMER'i(T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) gösterecekler, merak etmeyin.
Yolu yordamı oturtup bir yazı gönderiyorsunuz CİMER'e…Mesela evinize doğalgaz bağlanmıyor.
CİMER,en üst makamın bir kuruluşu.
Sayısız uzman çalışıyor.
Bu uzmanlar, yazınızı inceliyorlar ve oturduğunuz ilin valiliğine yazıyorlar,"Vatandaşın sorunu ile ilgilenin" diye.
Valilik, oturduğunuz ilçenin kaymakamına gönderiyor bu yazıyı, o kaymakamlık da özel kalem müdürüne. Özel kalem müdürü, ilgili doğalgaz şirketine gönderiyor. Doğalgaz şirketi, "İmkanlar nispetinde gerekeni yapıyoruz. Bu vatandaşın sorununu da uygun zaman ve koşullarda çözeceğiz" diye cevap veriyor kaymakamlık özel kalem müdürüne. Özel Kalem Müdürü bu yazıyı kaymakama veriyor, o da Vali Bey'e… Derken yazı CİMER'e ulaşıyor. CİMER, vatandaşa cevap yazıyor:
"Talebiniz ve şikayetinizincelenmiş olup, ilgili doğalgaz şirketi, uygun zaman ve koşullarda doğalgazınızın bağlanacağını bildirmiştir. Bilginizi rica ederiz."
Aslında ve kökünde güzel, insana güven veren bir hizmet ama işleyişi böyle mi olmalı?
Bunun daha pratiği yok mu?Böylesine yazışma yapılacağına CİMER, doğrudan ilgili kuruluşa ulaşsa ve doğrudan ondan savunma istese. Aldığı cevap tatmin edici değilse bastırsa...
Asla antidemokratik olmaz.Devlet, vatandaşın yanında olmayı bir alışkanlık haline getirirse demokratik bile olur.
...
Duyuyordum ki, insanlar, devlet kurumlarını CİMER'eşikayet etmekten çekiniyorlar, "Başımız derde girmesin" diye.
Bu tedirginliği de gidermek lazım. "Açık Kapı" pek iyi çalışmadı. Bari CİMER çalışsın...

Aba altından sopa göstermek

Yedi yıl önce 2 B uygulamaları çerçevesinde, orman vasfını yitirmiş ve köylünün uzun süre işlediği toprakların, yine aynı köylüye tapulandırılması çalışmaları tamamlanmış. Doğrusu bu ya yüzler de gülmüştü.
Yeni teknik çalışmalar yapıldı. Rayiç belirlendi. Ancak bu süreçte rayiç belirleme komisyonunun nasıl oluşturulduğu soru işareti. Yetkisiz, uzman olmayan ya da benzeri kalitede bazı üyelerin de yer aldığı bu komisyonlar, köylere gidip orada emlakçılarla konuştu ve kendilerince bir birim fiyat belirledi.
Bu birim fiyatın adı günümüzde 150 bin lira.
Yani Milli Emlak, 7 yıl sonra"Eğer bu parayı üç ay içinde verirseniz arazinin tapusunu alırsınız. Aksi halde hakkınızı kaybedersiniz" diyor.
Belenbaşı, Buca'nın en güzel köylerinden biri. Yörüklerin yaşadığı bir köy. Kirazı, zeytini ve bardacığı meşhur. Ama tarım burada kimseyi düze çıkarmamış, zengin etmemiş. Herkes, kıt kanaat geçiniyor.
Hal böyle iken Muhtar dostum İsmet İlhan, "Milli Emlak, yüksek fiyatta direnmesi yanında bir de 'eğer bu fiyata itiraz eder ya da dava açarsanız hakkınızı yine kaybedersiniz'diyor. Yani aba altından sopa gösteriyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kimse bu parayı veremez. Halk 'Ata toprağımız da elden gidiyor' diye yakınıyor"diyor.
Sonuç; beklentiler düş kırıklığına dönüşmüş durumda. İsmet İlhan, "Bu politikadan vazgeçip, köylünün sesine kulak verilmesini bekliyoruz" diye ekliyor.

Adaletli mi değil mi?

Duyuyorum; bazı sağlık ocakları, risk sınırı içinde olan vatandaşları çağırıp grip ve zatürre aşısı yaptırıyor.
Geç kalınsa da güzel bir uygulama. Ama yaygın bir uygulama değil. Bulunduğum bölgede böyle bir davet alan aynı yaş gurubu kimseye rastlamış değilim.
Grip aşısı konusunda geçen yıl da bu yıl da sorunlar yaşandı, tamam.Ama girip aşısının Eylül ayında yapılmasının daha yararlı olduğu gerçeği de var.Sanırım zamana yayıldı uygulamalar ve tabii davetler. Ama bu, Şubat ayını bulursa ne işe yarar?
Vatandaş bilgilendirilmeyince sorun çözülemiyor. Öğrendiğim şu ki, riskli gruplar, E-Nabız'dan riskli olduğunu belgeleyecekler ve bunu aile hekimine sunacaklar, ondan sonra aşı reçetesi yazılacak ve aşı yapılacak.Sorarım, bunu kaç kişi biliyor?
Sağlıkçı değilim, anlamam ama grip aşısının yararını bilen biri olarak bu zaman dilimini kısaltmak mümkün mü ve bunu adaletli bir tabloya yaymayı bekleyelim mi?

Rüşvetin mutasyonu

Eskiden, basitti, kolaydı.
Koy evrakın arasına morlukları, al belgeyi.
Yerleştir, ruhsatın arasına bir 50'lik, ödeme cezayı, bas git.
İliştir 100'lüğü nüfusunun arasına koy cebine tapuyu.
Bu kadar basitti.
Telefon açıp,"Eğer bu kadar verirsen hallederiz" demek, hiç de adamların yüzünü kızartmazdı.
Gümrük, hele gümrük, tapu, adalet sistemi, vergi daireleri, bu ezeli hastalığı nevazil gibi yaşarlardı.
ESKA'nın patronu Selim Edes, Emlakbank'a iş yapmış, 120 milyon alacağı vardı. Bunu Genel Müdür Engin Civan'dan istediğinde Civan, ırım kırım etmeden "3.5 verirsen olur Abi" dedi.Selim Abi, 3.5'uğu verdi ama parayı alamadı. Olan Civan'a oldu. Vurdular adamı. Olayın adı da "Civangate" olarak rüşvet literatürüne girmiş oldu.
Bu olayda aynı literatüre mahkemelik olan taraflardan Engin Civan'ın; Selim Edes için "Rüşvet istediğimi belgelesin" demesi karşısında Selim Abi'nin "Rüşvetin belgesi mi olur pe..venk?"şeklindeki haykırışı da cup diye oturmuştur.
Gelelim günümüze.
Ezeli hastalık tedavi edildi mi, hayır. Gümrük soru işareti. Tapu sağlam, çünkü işlem kameralar altında yapılıyor.Gümrük neden soru işareti? Onca kaçak mal, sigara, uyuşturucu nasıl giriyor da ondan.Adalet, vergi dairesi, trafik, dilerim sorun yok.
Ama bilelim ki, rüşvet günümüzde mutasyona uğramıştır. Tıpkı Korona gibi.
Tekniği, riski sıfıra indirmek adına geliştirilmiştir.Enselenmemek asıl amaçtır.
Misal:Rüşveti verecek olan bir yakınına borçlanıyor, alacaklı da bir tanıdığından borç senedi alıyor.İkinci adamlar, bu alıp vermelerle para transferini sağlayıp, o parayı asıl adrese teslim ediyorlar.Ne alan ne veren bunu ispat edemiyor.
Arena olsa Uğur Dündar, eminim bunu çözmekte biraz zorlanırdı.
Daha ne teknikler. Daha ne kurnazlıklar. Daha ne üçkağıtlar.Bu mutasyon, bizi çok yoracağa benzer.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Dost acılı söyler. Hadi ama!
***
Eeee parayı veren düdüğü çalıyor. Papatya falı neymiş , parası olan orkide falı açıyor sevdiği için!
***
Biz ayrı dünyaların insanıyız Nalan. Bak bir UFO az sonra beni almaya gelecek!
***
Ayna ayna söyle bana. Nezaket sahibi olmak bu denli zor mudur bu dünyada?
***
Bir bilmecem var çocuklar. Haydi sor sor sor... Tuh ya bende unutkanlık başladı. Soracağım bilmeceyi unuttum!
***
Kuruntulara yenilmeyin. Takıntıya kürek çekmeyin!
***
Sen sen ol. Dostuna pek güvenme. Temkini elden bırakma. İmza: Bir Dost!
***
Eskiyi bilmem ama şimdi; elde ettikleri rantı, karı muhafaza etmeye çalışanlara muhafazakar diyoruz net!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test