Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Cem İdiz ve başarıları

02 Ocak 2021 - 07:35

Cem İdiz ve başarıları

Cem İdiz, muhteşem bir müzik adamı.
Başa döneyim; bacanağım Dündar İdiz'in oğlu.
Dündar İdiz, 1960'lı ve 1970'li yılların en parlak diplomatlarından biri. Dünyanın her yerinde ülkemizi temsil etmiş. Üç oğlu da; kimi Meksika'da, Kimi Moskova'da, kimi Belgrad'da görevli iken dünyaya gelmiş.
Dündar İdiz, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı adayı olarak anıldığı günlerde; Amerika dönüşü, bir otomobil kazasında vefat etti. Yıl 1975.
Çocukları, anneleri Semiha İdiz'in kanatları altında büyüdüler, okudular. Cem, müziği seçti ve bir kompozitör olarak yetiştirdi kendini. Besteler yaptı. Klasik müzik her şeyi idi.
Galiba 1980'li yılların başıydı. Televizyon dünyasının en ünlü isimlerinden  biri olan Nurseli Çamlıbel'le evlendi.
Bir kızları oldu.
Ama ayrıldılar.
Cem, Bursa ve İzmir Devlet Tiyatroları'nın oyun müziklerini yapmaya başladı. Bu arada eğitmenlik de yaptı ve bir şekilde İzmir'e yerleşti.
İkinci evliliğini; benim çok sevdiğim arkadaşım Şahin Kilimci'nin kızı Süreyya ile yaptı. Süreyya, İzmir Devlet Tiyatrosu'nun başarılı bir oyuncusuydu, sonra yönetmen oldu.
Cem İdiz, her tiyatro oyunundan sonra en son sahneye davet edilip ayakta alkışlanan bir kompozitördü artık.
Hep kaliteli, hep seçici, hep mesleğine saygılı oldu.
Bu arada ağabeyi Semih İdiz de; babasından miras kalan birikimlerle dış politika yazarı olarak yıllarca Cumhuriyet ve Milliyet'te yazdı.
Bence Türkiye'de Sami Kohen'den sonra bu alanda en iyisi odur.
Gelelim tekrar Cem'e...
Cem İdiz, müzikal bütün birikimlerini çocuklar ve gençler için “Yıldıztopu Şarkıları” adlı kitapta ölümsüzleştirmiş.
 Tabii CD'si de var ve piyano işleğinde. Seslendiren de Nurseli İdiz'le evliliklerinden olan Elif İdiz.
Ne güzel ve ne güzel.
Paylaşmak, eser bırakmak ve bana sorarsanız böyle bir hısma sahip olmak.

Bu sese kulak verelim

Kuraklık kapıda.
Allah'ın bileceği iş ama görünen o ki, susuzluk en önemli gündem maddelerinden biri olacak.
Yer altı suyu diye bir şey kalmadı. Eskiden on metreden su çıkarken şimdi 200 metreden zor çıkıyor.
Ovayı, kenti, ülkeyi kuruttuk.
Niye?
Suyu bilinçsiz kullanıp harcadığımız için.
İstanbul Büyükşehir belediyesi, her İSKİ abonesine, suyu yüzde 30 oranında tasarruf ettiren birer aygıt dağıtıyor.
İzmir'de buna da sıra gelecek bir gün ama.
Birkaç yıldır. Avni Ersoy'un çalışmasını izliyorum.
Su tasarrufu için çareler üretiyor Ersoy.
Avni, İzmir'in imarında adeta efsaneleşmiş bir ismin Kürt Niyazi lakaplı Niyazi Ersoy'un oğlu. Orta Anadolu'nun az sağında doğup büyüdüğü için bu lakabı takmışlar.
Gerçek bir müteahhit ve gerçek bir İzmir sevdalısıydı.
Avni Ersoy, su tasarrufunda işe yarayacak her şeyi devreye sokma fikrini savunuyor. Özel musluklar, camilerde daha az su kullanımı, sarnıç vs.
Bu projelerinin bir kısmını ben kaleme aldığım için biliyorum; Valilik, Bakanlık, elhasıl ilgili kim varsa büyük heyecan içinde karşıladı kendisini.
Ama atılan bir adım yok henüz.
Yumurta kapıya gelince mi olacak bu?
Aksine tam zamanı.
Bu sese kulak vermek, sonuçta hepimizin işine yarayacak.

Bay Klarnet, huzur içinde uyu

Her zaman özlemle ve keyifle andığım Ekspres yılları.
İzmir cıvıl cıvıl. Neredeyse 20'ye yakın canlı program yapan gazino var.
Sanatçıların biri gelip biri gidiyor.
Hepsiyle anılar çok da şu geçenlerde kaybettiğimiz Mustafa Kandıralı…
Klarnetin gerçek ustası.
Nota bilmediği halde klarnete adeta nefes aldıran bir virtiöz.
Onu o yıllarda sıkça görürdük. Akşam saatlerinde gazetedeki işler hafifleyince gelir, bizlere klarnet ziyafeti çekerdi.
Anılarını da anlatırdı:
Hürriyet'in o yıllardaki sahibi Erol Simavi, İzmir'e geldiğinde; Gönül Yazar'a aldığı Birinci Kordon'daki dairesinde kalırdı ve sıkça da geceleri eğlence dönüşü Kandıralı'yı da bu eve götürürdü. Yatağına uzanır, Kandıralı, o uyuyuncaya kadar çalar da çalardı.
Sonrası…

“Erol Bey uyuyunca ayakkabılarını usulca çıkarır, üstünü bir şeyle örttükten sonra ayaklarımın ucuna basarak usulca kapıya yönelirdim. Her seferinde ayakkabılarımın içinde bir demet para bulurdum. Nasıl, ne zaman koyardı, bilemedim hiçbir zaman.”

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Hey dostum, abartmak senin koltuklarını kabartıyor mu yoksa?
***
Yüksek yüksek binalarda evine girersin. Sonrası mı? Herkesin yalnızlığı kentine elbette!
***
Küçük yaşta aldım sazı elime. Kazık kadar oldum hala öğrenemedim ya!
***
Bir fırıncı diğer fırıncıya demiş ki  ‘’Benim gibi ekmek yapman için kırk fırın ekmek yemen lazım!
***
Teyze bir maniniz yoksa annem size manipülasyon yapmaya gelecek!
***
Küfrederken dikkat edin. Sonra bipin ucu kaçmasın!
***
Sana gitme demeyeceğim. Benim gibi enayisini bulabilecek misin diye meraktayım Lavinya!
***
Ekonomi tırmanışta diyen büyüklerimizin sözleri neden benim kulağımı tırmalıyor acaba?

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test