Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Çalıştaydan ne konular çıktı?

29 Şubat 2020 - 07:55

Çalıştaydan ne konular çıktı?

Avrupa Birliği-Birleşmiş Milletler ortak finansörlüğünde; İçişleri Bakanlığı tarafından organize edilen ve Buca Kaymakamlığı'nın ev sahipliğinde gerçekleşen "İç Güvenlik Sektörünün Sivil Gözetiminin Güçlendirilmesi Projesi Buca Çalıştayı"nın ikinci ayağıİnciraltıWyndham Grand Hotel'de yapıldı.
İkinci oturum, projenin pilot uygulama ilçelerinden Çeşme ile ortaklaşa başladı. Buca Kaymakamı Faik Arıcan ve Çeşme Kaymakamı Hacı Mehmet Kara'nın açış konuşmalarından sonra heyetler ayrıldı ve gruplar oluşturularak kent sorunlarının çözümüne sivil katkının nasıl sağlanabileceği konuları ele alındı.
Bir kentte;her alandaki suç oranlarının en aza indirilmesi amacıyla başlatılan ve uygulanan ilçelerde olumlu sonuçlar alınan proje, Kaymakam Faik Arıcan'ın vurgu yaptığı gibi çok önemli.
Hatta hayati.
Kendi alanlarında uzman 35 katılımcı, kentin sorunlarını didik didik ettiler ve ortaya çoğu kere göz ardı ettiğimiz ya da aklımıza getirmediğimiz konular çıktı.
Mesela metruk binaların ve geciktirilen inşaatların, suçluların, kaçakların, uyuşturucu bağımlılarının korunağı haline gelebileceği...
Mesela sokak hayvanlarını; özellikle yaz mevsiminde etrafa, başta uyuz olmak üzere mikrop saçabilecekleri.
Mesela sokak düğünlerinin; yarattığı sorunlara rağmen önlenemeyeceği.
Temel sorunlar belli. Hırsızlık, madde bağımlılığı, gürültü, trafik kuralların ihlali, çevre kirliliği, hanutçuluk, başıboş sokak hayvanları, telefonla dolandırıcılık ve ihbar mekanizmasının yoğun kullanılması.
Gerçekten iyi hazırlanılmış, insanın ufkunu genişletmeye olanak sağlayan muhteşem bir organizasyon.
Bilimsellik ve masa başılığından uzak çözüm yolu önerilerinin 2-3 yıl içinde meyvelerini vereceğinden şüphe yok.
Çalıştayın üçüncü ayağı Nisan'da dördüncüsü Aralık'ta yapılacak ve belki de ondan sonra Buca'yı olduğundan daha farklı tanıyacağız.

Atatürk'ün Buca ziyaretleri

Buca ile ilgili kitaplar yazarken araştırmak istediğim en önemli konulardan birincisi, hiç şüphesiz Ulu Önder Atatürk'ün bu kenti ziyaretleriyle ilgili bilgi ve fotoğraflara ulaşabilmekti.
Kolay olmadı.
Ama bir şansım vardı. Doğup büyüdüğüm evin karşısında Buca'nın ilk fotoğrafçısı Şükrü Norkent oturuyordu ve akranım olan oğlu Erel de ilk ve en yakın arkadaşımdı.
Erel, kitap yazım aşamasında babasının çektiği bir fotoğrafı verdi. Atatürk, silah arkadaşlarının önemli bir bölümüyle; Buca'ya geldiğinde Hasanağa Bahçesi'nde çektirmişti bu fotoğrafı.O güne kadar Gazi'nin Buca'da çekildiği sanılan ilk ve tek fotoğrafı buydu.Aynı belgeyi, Kazım Dirik'in hayatını anlatan kitapta da bulmuştum.
Ama 1 Mart 1930 tarihli bu belgeden başkaları da varmış. Zaten Atatürk, Buca'ya beş ya da altı defa gelmişti ve her seferinde yanında Kazım Dirik vardı. Buca'da Mehmetçe Bey, Eyüpçe Bey, Komitacı Şükrü Bleda ve Yörük Ali Efe ile buluşur, kısa bir kent gezisinden sonra Kozağaç'daki o meşhur çınar altındaki su başına gider, piknik yapardı.
Genel Kurmay'da bu ziyaretlere ait yedi adet fotoğraf olduğunu söylediler.Şimdiye kadar talep edilmemiş.Bunu Başkan Erhan Kılıç'a söyledim. Heyecanlandı ve mutlaka gidip talep edeceklerini söyledi.
Bucalılar Grubu, bu müstesna ziyaretleri ölümsüzleştirmek için bir dizi etkinlik düzenliyor.Tam 90 yıl önce gerçekleştirdiği ilk ziyaretin anısına yine 1 Mart'ta Hasanağa Bahçesi'nde saat 14.00'teBucalılar bir araya gelecek ve Ata'sına sevgi ve minnet duygularını dile getirecek.
Aynı günün akşamı da Sini Restoran'da yemek var.
Bu ziyaretler, Buca için bir prestij.Bucalılar Grubu'nu, bu anlamlı jestleri için kutluyorum.

İzmirliler neden mutsuz?

Türkiye İstatistik Kurumu, bir çalışma yapmış ve Türkiye'nin en mutlu insanlarının yaşadığı kent olarak Sinop'u belirlemiş.
İstanbul, İzmir ve Ankara ise arka sıralarda. İzmir, mutsuzlar kenti olarak sunuluyor çalışmanın sonuçlarında.
Boyutları ve inandırıcılığı nasıl bir çalışma; doğrusu bilemiyorum.
Ama İzmirlilerin, çok arkalarda yer almasını da onaylamıyorum.
İzmir, tıpkı İstanbul gibi çok göç alan bir kent ve bunun sorunlarını yaşıyor. İşsizlik var, ekonomik olanaksızlıklar var, kent yönetiminde hatalar var ama İzmirliler, bunu o kadar dert etmiyor gibi.
Bir kent, 24 saat yaşıyorsa ve evlerin ışıkları ne kadar geç kapanıyorsa o kent insanı o kadar mutludur.
Nüfus arttıkça, demografik yapı değiştikçe ve başka kültürlerin dayatması ağırlaştırıldıkça İzmirlinin bundan etkilenmesi elbette doğaldır.
Batı ile çok entegre olmuş bir kentiz. Herhangi bir Batı kentinden hiç bir farkımız yok ama az önce saydığım sebepler de mutsuzluğun tetikleyicisi olabiliyor.
İzmir, Kordon'da balık-rakı yapanlardan ibaret değildir. Varoşları var, ekmek bulamayanı var. Onları da dikkate alarak bir değerlendirme yaptığımızda ortaya nasıl bir tablo çıkar, ona bakalım.
Bu kentin 77 yıldır bir yaşayanı olarak doğrusu karar veremiyorum ve Sinop'u ve Sinopluları da kıskanıyorum.
İzmir'i mutsuz ilan edenlerin verilerine bir ulaşabilsek meseleyi çözeceğiz.
Şöyle söyleyeyim; çok mutlu değiliz ama mutsuz hiç değiliz.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

O sözü güncelliyoruz. Ben sana sosyal medya trolü olamazsın demedim oğlum. Adam olamazsın dedim!
***
Yok efendim bugün sevgililer günü, bugün uyku günü, bugün komşular günü. Bugünü de kendi günüm yaptım canım. Yorganı üstüme çekip fosur fosur uyuyacağım !
***
Elin adamı evini FENG SHUİ’ye göre dekore ediyormuş , Bizim insanımızın  bit pazarından düzdüğü evine HACİZ geliyor be kardeşim !
***
Karımla kavga ettikten sonra bana whatsapp'tan yazıyor '' Biz konuşmayı beceremiyoruz '' diye. Hemen lafı çaktım tabii '' Bak mesajlaşmasını beceriyoruz ne güzel '' dedim. Anında engeli yedim !.
***
“Sustukça sıra sana da gelecek '' diyemez insan bazen . Azıcık sus be yahu. Susmazsan senin de kafanı şişirecekler yeminle derim hani!
 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum