Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Bu ülkeyi kimler korumadı ki...

01 Mayıs 2020 - 07:30

Bu ülkeyi kimler korumadı ki...

Kurtuluş Savaşı'nda siviller. Milis güçler. Ali'ler, Hüseyin'ler, Ökkeş'ler, Nurettin'ler..Ve dahi Ayşe'ler, Fatma'lar.
Milisler, mürettep(düzenli) orduya dönüştüğünde rütbeleriyle savaştılar cephede. Niceleri can verdi.Şehitlik mertebesine ulaştı.
Güzel ülkemiz kurtuldu. Huzurlu yıllar derken iç çalkantılar başladı.
Ve tabii jandarma siper etti göğsünü. Nice vatan evladı, hain kurşunların hedefi oldu.
Sonra basın aldı kalemi eline. Yiğit gazeteciler, ülkenin selameti için baş koydular bir dava uğruna. Onların da niceleri şehit edildi. Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu ve diğerleri.Ülkeleri için can verdiler hepsi.
Dahası polisimiz. Kahramanca görev yaparken hain kurşunların hedefi oldu. Kimileri pusuyla öldürüldü. Gaffar Okan, kimileri göğsünü siper ettiğinde; Fethi Sekin gibi.
Terörün en azgın yıllarında, o süreçte paşasından erine binlercesini şehit verdik. Vatanın korunması uğruna.
Bugün bir başka cephede bir başka ordumuz savaşıyor.
Sağlıkçımız.
Canla başla.Ölümü bile bile göze alarak. Bilinmez bir düşmana karşı canlarını dişlerine takarak bu menfur saldırıyı göğüslemeye çalışıyorlar.
Ve onlar da ölüyor.
Dr. Ercüment Tarcan gibi, Dr. Erdinç Şahin gibi,Dr. Nurettin Mutluergil gibi,Dr. Nihat Dayahırdı gibi 10 Nisan tarihi itibariyle tam tamına 107 değerli doktorumuz, başka canları kurtarmak için kendi canlarını feda etti.
Dileriz mekanları cennet olur.
Çünkü bu da bir nevi kurtuluş mücadelesi. Bir dertten, bir beladan, Korona denen bir bilinmezden kurtulmak hiç de kolay değil. Cephe, Atatürk'ün de övdüğü Türk sağlıkçılarının artık.
Onların hakkı, tıpkı Çanakkale'de 15 yaşında şehit olan Mustafa'lar, Hüseyin'ler gibi asla ödenemez.

Behçet Uz'a yapılır mı bu?

Fuar'a Basmane kapısından ne zaman girsem, gözüm oraya kayar. Ağaçlar arasında bir minik heykel ya görünür, ya görünmez.
Kültürpark'ı, Arsı Ulusal İzmir Fuarı'nı, bugünkü adıyla Enternasyonal İzmir Fuarı'nı yaratan adamın, Dr. Behçet Uz'un heykelidir bu ama gelin görün, bir ağaç yumağıyla adeta görünmez hale getirilmiştir.
Bir:Heykel, gerçeğinden çok küçük. Aynı hata İsmail Sivri heykeli için de yapılmıştır.
İkincisi önüne ve etrafına dikilen ağaçlar, Behçet Uz'un zaten minnacık olan heykelini örtüyor, göstermiyor.
Demem o ki, bu işte bir yanlış ve adamsendecilik var.
Düzeltmezsek, Behçet Uz gibi değerlere sahip çıkmazsak, yenilerini ülke olarak nasıl yetiştirebiliriz ki?

Koronanın iyi tarafı

Şu günlerin belki de tek avantajlı tarafı; ulaşılmaz bildiğimiz kişilere kolayca ulaşabiliyor olmamız.
O tatlı yalanlar yok artık:
"Efendim, müdür bey toplantıda"
"Aradığınızı söyleyeceğim. Size döneriz"
"Beyefendi yurt dışında"
"Önemli bir ziyaretçisi var. Çıktığında sizi ararım"
Ve de uçakta, asansörde, alışverişte gibi daha ufak çaplı yalanlar da yok.
Arıyorsunuz, çat karşınızda.
O da hepimiz gibi bunalımda.
O da hepimiz gibi, "Bir dost arasa da iki laf etsek beklentisinde."
Yarım ağızla da olsa bu nedenle Koronaya teşekkür borcumuz var.

Su tüketimi had safhada

Korona'nın düşmanı su ve sabun.Alışkanlığımız olsun ya da olmasın; en çok buna önem veriyoruz artık, günde ellerimizi belki on kere yıkıyoruz.
Daha sık duş yapıyoruz. Evlerimizi daha temiz tutmak için mecburen su harcıyoruz.
Bu yüzden tehlike geçtikten sonra pek çoğumuzda bir temizlik hastalığı oluşabilir.
Ama bu süreçte çok su harcadığımız için faturalarımız daha şişkin gelecek ve en önemlisi barajlardaki su seviyesi önemli ölçüde azalacak.
Oysa temizliği paranoya haline getirmeden de yapılabilecek şeyler var. Sıkça evden dışarı çıkıp dönmek yerine yapılacakları ve alınacakları planlayarak bir kere çıkıp girmek, daha az sayıda el yıkamamıza neden olabilecek. Her çıkıp gelişte duş almanın gereği olmadığına dair bilimsel açıklamalar var.
Yani sonuçta su tasarrufu yapmak zorundayız. Bu iş uzayacak olursa; belediyeler, barajlarının doluluğu ile ilgili bilgiler vermeye ve S.O.S. göndermeye başlarlar ki, bu da yeni bir felaket demektir.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Tereciye tere satacağına ne bileyim cep telefonu, internet paketi bilemedin tencere-tava sat!
***
Sen ağa ben ağa ama sen kalantor ağa ben züğürt ağa loooo !
***
Noterler, artık açılan hakaret davaları için '' Elektronik Ortamda Tespit '' yapacaklarmış. Ben de parayı bastırsam noterlere, memleketimizde akıllıları tespit ettirebilir miyim acaba?
***
Milletçe hakkımızı söke söke alırız ama sağa sola döke döke de harcarız be!
***
Bir çeşme bir havuzu bir saatte dolduruyorsa, iki çeşme bir havuzu kaç saatte doldurur? Ve kaç kayme katlamalı su faturası öderim?
***
Nesli tükenmekte olan üç dişi kızıl panda kendilerine eş arıyormuş. Eeee kolay. Evlenme programlarına başvursunlar!
***
İleride torunlarıma '' Biz maskeyi yamar yamar takardık. Ne günler gördük. Hey yavrum hey '' diyeceğim!
***
Bir arkadaşım bugünlerde çok mutlu. 65 yaş üstüne dışarı çıkmak yasak olduğu için kaynanası evlerine gelemiyormuş!




 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum