Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Bu sarayın bir hikayesi var

04 Aralık 2020 - 07:30

Bu sarayın bir hikayesi var

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Konak'taki Belediye Sarayı, deprem yönetmeliği çerçevesinde yıkılıyor.
Bu binanın daha doğrusu bu sarayın bir hikayesi var.
Gümrük'le Konak arasındaki bu alanda bir zamanlar tütün ve üzüm mağazaları vardı.
Osman Kibar, 1960'lı yıllara damgasını vuran başkanlığı döneminde burada bir belediye sarayı inşa etmeye karar verdi. Belediye, Hisar Camii yakınlarında iki katlı tarihi bir binadaydı ve ihtiyaca cevap vermekten uzaktı. Deniz kenarındaki bu binaların yıkılıp yerine belediye sarayı inşasına karar verildi ve temele kazma vuruldu.
Osman Kibar, 1973 yılında seçimi kaybedince başa geçen İhsan Alyanakbayrağı ele alarak inşaatı hızlandırdı ve yedi yıl sonra, bayağı bir ilerletti.
Ne var ki, 12 Eylül 1980 darbesi, buna çelme taktı.İnşaat az bir farkla tamamlanamadı.
Darbeciler,ara rejim döneminde; daha önce ESHOT Genel Müdürü olan Cahit Günay'ı geçici belediye başkanı yaptılar. Günay, devlet tecrübesi olan bir bürokrattı. Bu süreci çok iyi yönetirken; bir istihbarat aldı.Darbecilerin İzmir ayağı askerler, Güney Deniz Saha Komutanlığı'nı bu binaya taşımayı kafalarına koymuşlardı.
Günay,bu istihbaratı alınca, güvendiği elemanlarıyla bir gece yarısı daha sonra taşınılan Basmane'deki belediye binasını buraya nakletti. Bina natamamdı.Ama işgörür haldeydi. Elektriği suyu anında bağlandı ve belediyeciler, çalışmalarına burada devam etti.
Asker şaşkındı ama yapacağı bir şey de yoktu.
Bina, kötü bir zemine kurulmuştu ve denize sıfır bir yerdeydi.Denize sıfır her bina gibi yıllara yenik düştü ve yıkılması kaçınılmaz oldu.
Dostluğunu asla unutmadığım Cahit Günay, müthiş bir cesaret sergilemişti."Eğer bunu yapmasaydım belediye çalışanları beni asla affetmezdi" diyerek yapılanın çok önemli olduğunu vurgulamıştı.
Gerçekten de öyle.

Bu denklemi çözer misiniz?

Magazin meraklılarına sesleniyorum. 30 yıl bu yola kafa yormuş biri olarak. Bu haberdeki düğümü çözebilir misiniz?Kim kimi sevmiş, kim kimi aldatmış, kim kiminle anlaşmış, doğrusu bilmek istiyorum.
Dallas dizisini izleme şansına sahip bir kuşak olarak bunu öğrenmeye hakkım olduğuna da inanıyorum.
Lütfen, ama lütfen, bu düğümü çözer misiniz?

Aba altından sopa göstermek

Yedi yıl önce 2 B uygulamaları çerçevesinde, orman vasfını yitirmiş ve köylünün uzun süre işlediği toprakların, yine aynı köylüye tapulandırılması çalışmaları tamamlanmış. Doğrusu bu ya yüzler de gülmüştü.
Yeni teknik çalışmalar yapıldı. Rayiç belirlendi. Ancak bu süreçte rayiç belirleme komisyonunun nasıl oluşturulduğu soru işareti. Yetkisiz, uzman olmayan ya da benzeri kalitede bazı üyelerin de yer aldığı bu komisyonlar, köylere gidip orada emlakçılarla konuştu ve kendilerince bir birim fiyat belirledi.
Bu birim fiyatın adı günümüzde 150 bin lira.
Yani Milli Emlak, 7 yıl sonra"Eğer bu parayı üç ay içinde verirseniz arazinin tapusunu alırsınız. Aksi halde hakkınızı kaybedersiniz" diyor.
Belenbaşı, Buca'nın en güzel köylerinden biri. Yörüklerin yaşadığı bir köy. Kirazı, zeytini ve bardacığı meşhur. Ama tarım burada kimseyi düze çıkarmamış, zengin etmemiş. Herkes, kıt kanaat geçiniyor.
Hal böyle iken Muhtar dostum İsmet İlhan, "Milli Emlak, yüksek fiyatta direnmesi yanında bir de 'eğer bu fiyata itiraz eder ya da dava açarsanız hakkınızı yine kaybedersiniz'diyor. Yani aba altından sopa gösteriyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kimse bu parayı veremez. Halk 'Ata toprağımız da elden gidiyor' diye yakınıyor"diyor.
Sonuç; beklentiler düş kırıklığına dönüşmüş durumda. İsmet İlhan, "Bu politikadan vazgeçip, köylünün sesine kulak verilmesini bekliyoruz" diye ekliyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Konuşan her vatandaş '' Kurallara dikkat edilse virüsle baş edilir'' diyor. Bütün suç dilsizlerde mi şimdi bilemedim!
***
Biz sokağa çıkma yasağı saatlerinde her gece ayyuka çıkardık!
***
Bu ülkede her şey karman çorman. Bu ülkeyi DÜZEN-FEKTE etmek gerek!
***
Sokağa çıkma yasağının başlamasına 5 dakika var. Hanım ''100 TL vermezsen kapıyı açmam '' dedi. Eee bayıldık tabi. Mecburen, mecburen, mecburiyetten!
***
Çıkmış ciddi ciddi faşizm diyor. Birden '' Merhaba Yoldaş '' diyesim geldi yeminle!
***
Karagözlüm efkarlanma gül gayri. Karantina biter bitmez ordayım!
***
Kahveler kapalı ya. Hanıma evde bana verdiği her bir bardak çay için marka veriyorum. Elim mecbur ne yapayım!
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test