Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Bu mesaj kime

30 Nisan 2019 - 06:25

Bu mesaj kime?rnTunç Soyer'in arada bir makamına bisikletle gidiyor olması, belli ki bir yerlere mesaj anlamına geliyor.rnAma kime?rnBu davranışını herkes kendince yorumluyor. Kimi makam araçlarını abartmayacağını söylüyor, kimi bisikletin sağlıklı bir araç olduğunu.Kimi de "İşte ben buyum. Bisikletle bunca yolu aşacak enerjiye sahibim"demek istediğini.rnSonuçta Tunç Bey, iyi yapıyor. Elbette yılın 365 günü bisikletle yol alacağı yok. Ama makam aracı konusunda var olan abartıyı da frenlemeyi öncelikle istiyor bence.Çünkü o bisikletle makamına giderken, arkasından makam aracı gelmiyordu.rnHatırlayın, makamına motosikletiyle giden önceki bir ilçe belediye başkanını makam aracı arkasından takip ediyordu.rnSoyer'in bu uygulamasının ilçe belediye başkanlarına örnek olması zor. Çünkü, onun için Mustafakemal Sahil Bulvarı gibi yürüyüş pisti olan bir fırsat var. Ama Abdül Batur'un Narlıdere'den Basmane'deki belediye binasına bisikletiyle geldiğini düşünebilir misiniz? Keza Muhittin Selvitopu'nun Karabağlar trafiğini aşıp bisikletle sabah akşam yol aldığını.rnMetropol ilçe belediye başkanları içinde sadece Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç buna uyabilir. Çünkü eviyle belediye sarayı arasındaki mesafe 400 metreyi geçmez.rnMakam araçları devletten önce milletin malıdır. Onları hor kullanmak haksızlık olur.rnNereden nereye...rn1946-1950 yılları arasında Buca'da belediye başkanlığı yapan Tahsin Tezel, şimdiki Öğretmenevleri mevkiindeki bağ evinden Özmen Caddesi (Eski Belediye Caddesi) üzerindeki belediye binasına eşeğiyle gelir, öğle yemeğine yine aynı eşekle gidip gelirdi.Hatırlatalım, o yıllarda nahiye belediyelerinde motorlu makam aracı diye bir şey yok.rnBir gün nasıl olduysa eşeğini almadı. Belediye binasının arkasındaki damlarda; çöp toplamakta kullanılan atlardan biriyle gitti öğle yemeğine.rnErtesi gün muhalif meclis üyeleri başkanlığa önerge verdiler"Başkan, kamu malını nasıl kullanır?" diye.rnKi rahmetli Tezel, bizim kuşak tarafından hala "Dürüst belediye başkanı" diye anılır.rnDevlet malına sahip çıkmanın en güzel örneğidir bu.rnrnrnDostlar, yine biraradarnBelki beşinci, belki altıncı buluşmamız.rnKadim dostum, çocukluk arkadaşım Sadık Bıyık'ın;Buca'nın Dereyök mevkiindeki kiraz bahçesinde yine bir oğlak partisinde şeytan çatlattık.rnKemik kadro, Sadık Bıyık, ünlü Kalp Cerrahı Prof.Dr. İsa Durmaz, Tanju Aybars, Nadir Kızılgüneş ve Kaynaklarspor Kulübü Başkanı Remzi Tırpancıoğlu. Erkan İmrek de var bu listede ama nedense gelemedi. Yeni konuklarımız Tınaztepe Hastanesi Genel Cerrahlarından Dr. Mustafa Yılmaz, Cafer Ersöz ve Alphan Çal.rnBuca manzaralı muhteşem bahçede gençlik anıları anlatarak, fıkralar aktararak, bol kahkahalı üç-beş saat geçirdik. Tanju Aybars'ın her buluşmamızda sergilediği şovda, çocukluğumuzu hatırlatacak oyunlar oynadık.rnSiyaset çok az konuştuk.Ve de iyi ettik.rnrnrnİbrahim OrmancırnIspanak yiyip mutlu olacakmışız. Biraz daha açalım ıspanak konusunu. Evet ıspanak ama nasıl ? Ben ıspanaklı pide yersem öyle bir mutlu olurum ki. Misal !...rn***rn***rnEskiden'' Her Türk asker doğar '' idi. Şimdi maşallah '' Her Türk imam doğuyor.'' İyi peki de imamın arkasında duran cemaat kim olacak?rn***rnTahir olmak da ayıp değil Zöhre olmak da ayıp değil nitekim. Ama gece yarısı bir uyutmadınız lan. Kesin kavgayı !...rn***rnEy Edip Adana’da pide ye. Hesabı ödemeden kaç, topukla !...rn***rnSenin annen bir melekti oğlum. Ama bir sorgu meleği. ‘’Bu saate kadar nerdeydin herif ? ‘’ diye soran bir sorgu meleği !...rn***rnNe güzel komşumuzdun sen Fahriye Abla. Bir kere bile yüz vermedin ama her neyse !...rn***rnOğlanı Paris’e dil öğrenmeye gönderdim. Fransız öpücüğünü öğrenmiş yalnızca !...rn***rnrnRuhsat sorunurnÜlkede bir "Beka sorunu var" diye tutturdular.rnVar mı, yok mu, bilmem ama bu ülkede ciddi bir ruhsat sorunu var.rnBelediyeler, ruhsat vermekten korkuyor.rnBir mekanı, bir işletmeyi, bir faaliyeti yasallaştırmaya kolay kolay razı olmuyorlar.rnUzatmaya gerek yok. Örnekler ortada.rnFoça'da, Çeşme'de, Seferihisar'da, Didim'de, Bodrum'da, Çeşme'de, Urla'da, Güzelbahçe'de, Narlıdere'de... Her yerde ruhsatsız mekanlar fink atarken, gözden kaçmıştır ya da göz yumulmuştur, bilinmez, bu yerlerin yasal hiç bir kimlikleri yokken…rnEvet, bu mekanların, müşterinin elini yıkayacağı, ihtiyacını gidereceği tuvaletleri yokken…rnNe verdikleri, ne yedirdikleri meçhul iken...rnYasalara saygılı insanlar, mevzuatın bütün gereklerine uyarak bir mekan hazırlıyorlar ve belediyenin kapısını çaldıklarında bir dayak yemedikleri kalıyor.rnBahaneler uyduruluyor, engeller üretiliyor,yokuşlara sürülüyor. Adam doğduğuna pişman ediliyor.rnRuhsat kolay kolay verilmiyor. Bazen de hiç verilmiyor.rnBir hekim arkadaşım, ninesinden miras kalan deniz kenarındaki mekanına "nam olsun kar olmasın" kabilinden bir balık restoranı kurdu.rnHijyenin tavan yaptığı, kanserojen olmayan pişirme sisteminin olduğu, sebzelerin bile arıtılmış suyla yıkandığı, hamile ve bebekli bayanların özel tuvaletlerinin bulunduğu dört dörtlük bir yerdi.rn"En ucuz tarifeyi ben uygulayacağım" dedi.rnRuhsat alamadı.rnMahkemeye verdi, uzadıkça uzayan bir dava nedeniyle "Lanet olsun" deyip kilit vurdu mekanına. Hiç bir şeyine dokunmadan.rnBeş yıldır öyle duruyor.rnHemen yakınında adam bir kamyonu restoran yapmış, deniz kenarına park etmiş, balık ekmek satıyor. Kimse bir şey demiyor. Dedim ya lavabosu yok, tuvaleti yok. Ne yedirdiği belli değil.rnRuhsat sorununu, beka sorunu kadar önemseyebilsek, çok şeyleri çözmüş oluruz.rnrnrnrn 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum