Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Bu fikre şapka çıkarılır

07 Nisan 2020 - 08:10

Bu fikre şapka çıkarılır

Doç.Dr. Levent Köstem, sadece İzmir'in değil; Türkiye'nin en gözde ortopedi uzmanlarından biri. O da 65 yaş gereği, Urla'da binbir emekle kurduğu şahane zeytinyağı müzesinde kendini ve eşini karantina altına aldı.
Oradan daha kısıtlamaların başladığı ilk günlerde hastalarına ve dostlarına mesaj gönderdi:
"Herhangi bir sağlık sorununuzda beni saat 24.00'e kadar arayabilirsiniz. Bulgular, tetkikler ve diğer dokümanları, elektronik olarak bana gönderebilirsiniz. Durumu inceler, sizinle konuşur, tıbbi yardımda bulunabilirim."
Harika bir fikir.
Çok olumlu da tepki aldı bu arada.
Ve Dr.Köstem, bu fikrini, ilgili makamlara iletti. Örneğin Büyükşehir'e, "Deneyebilirsiniz" dedi. Onlardan da olumlu yanıt aldı.
Ve bunlar konuşulurken Çin'in Ankara Büyükelçiliği, bir bilgiyi Türk toplumu ile paylaştı. Çin'de "İnternet Plus" adıyla bu uygulama başlatılmış.Orada bilgisayar da kullanılıyor ve hekim, karşılıklı görüntü sağlanarak doğrudan hasta ile karşı karşıya oluyor.
Uygulamadan olumlu sonuçlar almışlar ve Türkiye'de de yapılabileceğini söylüyor Büyükelçi.
Oysa Doç.Dr. Levent Köstem, bunu 15 gündür kendi imkanlarıyla uyguluyor. Hem de başarıyla.
Alkışlanmaz mı?


Bakan sırtında not tutan gazeteci

Yıl 1958. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Ankara Vapuru ile Yunanistan'a hareketi öncesinde rıhtımda basına demeç veriyor.Yanında Dışişleri Bakanı Prof.Dr. Fuat Köprülü, Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes ile çok sayıda devlet erkanı, uğurlamaya gelen partililer ve gazeteci ordusu.Bu hengamede sıkışıp kıpırdayacak hali kalmayan Vatan Gazetesi muhabiri Recep Bilginer'in değil not almak, parmağını oynatacak hali yok.
Ancak Bilginer, çareyi bulmakta gecikmiyor. Başbakan Menderes'in demecini not almakta zorlanınca elindeki not defterini hiç "pardon" bile demeden önünde duran Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'in sağ omuzuna dayayarak yazmaya başlıyor. Durumu farkeden Bakan, hiç sesini çıkarmadan Recep Bilginer'in işini bitirmesini bekliyor.
Başbakan Menderes'in açıklamaları bittikten sonra sırtında not tuttuğu Savunma Bakanı Ethem Menderes'ten  özür dileyen Bilginer'in aldığı cevap şu oluyor:
"Size yardımcı olduğum için mutlu oldum."
Bugünlerde okuduğum kitaplardan biri de İstanbul'un efsane gazetecilerinden Şelhülmuhabirin Şemsi Sılkım'ın kaleme aldığı "Babıali Anılarım". Bu anektot da adı geçen kitaptan alınma.
İlginç değil mi?

Bu düşmanlık niye?

Bazı şaşkınlar, sosyal medyada hezeyan kusuyor:
"Hürriyet Gazetesi'ni almayın. Çünkü başlığındaki ‘Türkiye Türklerindir’ ibaresi kaldırıldı."
Bakıyoruz, kaldırılmamış.
Bir hezeyan fırtınası daha. Aynen.
Yine bakıyoruz, "Türkiye Türklerindir" yerinde duruyor.
Gazetenin kurucusu rahmetli Sedat Simavi'nin ölümünden sonra sahipliğini oğlu Erol Simavi'nin üstlendiği Hürriyet, 1 Mayıs 1971'de logoyu değiştirdi ve sadece Türk bayrağı ile altında "Türkiye Türklerindir" ibaresini koydurdu.
Gazete, 1 Mayıs 1947 yılında yayına başlamıştı. Bu defa yine 1 Mayıs 1988'de logo yeniden değişti ve "Türkiye Türklerindir" ibaresi yerinde kalırken Atatürk'ün silüeti eklendi. Şanlı bayrağımız da faklı şekilde monte edildi.
1 Mayıs'ta bir değişiklik olur mu, bilmem. Ama Hürriyet'in logosu32 yıldır aynı.
Şaşkınlara gelince; Hürriyet'in yayınını beğenirsiniz, beğenmezsiniz, ama o, hep Türk basınının amiral gemisi oldu.
Hürriyet'in, okuyucunun sesine kulak veren bir geleneği var. Göreceksiniz, o gereken yapılacak ve Hürriyet, hep amiral gemisi olmayı sürdürecek.

Sağlık kaçıncı kuvvet olmalı?

Önce kendimize bakalım. Basın, yakın günlere kadar dördüncü güçtü.
Her şeyiyle. Duruşuyla, taraflı ya da tarafsız oluşuyla.Satışıyla, etkisiyle.
Nasıl olduysa, dördüncü güç olması birilerine battı ve güzelim basınımız, sanki biraz aşağılara indi.
İnşallah, yine hak ettiğimiz dördüncülüğe ulaşırız ama şu günlerde sağlıkçıların, bu güç sıralamasında yer almaları, hatta ön sıralarda yer almaları gerekiyor.
Onlar, sıradan bir sağlıkçı gibi değil; Hipokrat yeminini içine sindirmiş birer kahraman gibi savaşıyorlar. Canlarını ortaya koyarak, ailelerini ihmal ederek,Kurtuluş Savaşı'nda cepheye giden birer nefer gibi, ülkeyi şu Corona belasından kurtarmaya çalışıyorlar.
Bu, sağlıkçıların gerçek değerini keşfetmemiz için vesile oldu.Ama onların değerini hep korursak ve onları bir güç gibi algılarsak kendilerine olan minnetimizi bir nebze olsun sunmuş oluruz.
Şu an sağlıkçıların güç listesinde sırası sizce ne olmalı dersiniz?

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bakkala ekmek almaya giderken eşim ardımdan su döküyor. Ne günlere kaldık yahu!
***
İki gönül bir olunca samanlık karantinaya alınır!
***
Londra'da yaşayan oyuncu Serel Yereli salgın nedeniyle dışarı çıkamayınca geceliğiyle cama çıkmış. Türkiye'de bunu yapsa Serel'i gören Türk erkekleri cama merdiven dayayıp, onu bir güzel karantinaya alırlar!
***
Benim oğlan LGS çalışmayı bıraktı ''Evdeysen hayatı yavaşlat '' denmiş ya. Sınava çalışmak yoruyormuş keratayı!
***
Virüs nedeniyle herkes evinde gönüllü karantinada. Kalabalık komşu ziyaretleri yapanlarsa bence evlere şenlik!
***
Kapıyı açınca kendisine kargo getiren kuryeyi gören vatandaşlar kapıyı kapatıp odalara kaçıyormuş. Saatlerce balkonda kargo beklediğim günleri anımsıyorum. Ne derler? Alma mazlumun ahını !
***
Kabak çekirdeği uyku düzeni ve bağışıklığı sağlıyormuş. Yalnız halıya kabak çekirdek döktüğüm için hanım bana saydırınca uyku muykukalmadı !
***
Koyun can derdinde, kasap Kanal İstanbul derdinde!
 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test