Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Ballı dış geziler

28 Aralık 2019 - 06:37

Ballı dış geziler

Rahmetli Özal, görmek istediği bir ülkeye gitmek için taktik uygular, önce o devletin başbakanını Türkiye'ye davet ederdi.
Sonuçta nezaket gereği, arzuladığı davet gerçekleşir, uçağı, dostları, eşi, işadamları, politikacı ve gazetecilerle doldurup giderdi.
Rahat adam olduğu için bazen belirlenen süreyi aşardı. Gamsız adam olduğu için bir keresinde Sovyetler Birliği'ne gitmiş, Moskova'ya vardıktan sonra Kremlin'i aratıp Gorbaçov'la görüşmek istemişti.
Sonuçta olumsuz cevap alan Özal, geziyi turistik vasfa döndürerek keyfine bakmıştı.
Özal, Erdoğan kadar olmasa da en çok dış gezi gerçekleştiren liderdi.
Yurt dışına gitmenin bir zamanı, adabı ve sınırı olmalı.Özellikle devleti yönetenlerin, belediyeleri yönetenlerin, bu gezileri, turistik vasıftan çook uzakta tutup; bir milli çıkar düzeyinde tutmaları gerekir.Örnekleri o kadar çok ki, olmuyor, olmuyor.
Hep aynı işadamları, hep aynı politikacılar, hep aynı gazeteciler.
Fehmi Koru, Demirel'in bir Amerika gezisine katılmama nedenini, "O kadar çok gittim ki, artık sıkılırım" benzeri bir cümle ile açıklamıştı.
Konuyu, Tunç Bey'e getirmek istiyorum.Uğur Tingür arkadaşımın, köşesinde yazdığı gibi"Ne işin var Kazan'da?”
Kazan nire, Türkiye nire.Hele İzmir hepten nire.
Bu ve benzeri dış gezilerin toplumu iyice tatmin eden bir izah yolu olmalı.
Geçen yıl tam da ekonomik krizin patlak verdiği günlerde Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina'nın, Fas'ın Kazablanka kentine gezi düzenlemesi, tandır ziyafetlerinin sosyal medyada paylaşılması, paylaşılması güçlükle engellenen nice fotoğrafın yok edilmesi, bu toplumun gücüne gitmedi mi?
Bu gezilerin parası, milletin cebinden çıkıyor. O parayı, aklınıza geldiği gibi harcayamazsınız.
Hesap soran çıksa, yandınız gitti.
Onun için kente rant sağlayacak, ülkeye kazanç getirecek geziler gerçekleştirin ve kadroyu da dar tutun.
Cennette yer bulamayabilirsiniz.

Işılay Saygın'ın mirası

Hiç yazmak istemediğim bir konu. Ama geçmişe ait dostluklar var, bilinmişler var.
Geçtiğimiz Temmuz ayının sonlarında kaybettiğimiz değerli bakanımız Işılay Saygın'ın mirası hala tartışılıyor. Bankadaki para, kardeşler arasında paylaşıldı ama bunlar tereke mahkemesi hakiminin denetiminde yapılmadığı için, yaklaşık altı ay önce ölen Namık Saygın'ın Londra'da yaşayan çocukları Işılay ve Nuri, amcaları Işık ve Metin Saygın'ı dava ettiler.Yeğenler, Şirinyer'deki bir bankada bulunan kasanın açılmasını, varsa vasiyetin açıklanmasını istiyor ama bu süreçte o kasanın akibeti de meçhul oldu.
Görünen o ki, süreç yasal işlememiş ve bu yüzden bir dava yaşanıyor.
Bu arada, banka hesaplarındaki paranın, çok çabuk çıkartılan veraset ilamından sonra paylaşıldığı da biliniyor. Şimdi konu, evler ve varsa arsalar ve ziynetler.
Uluslararası Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Jale Gelgör'le konuştum. Bu derneğin ilk başkanı Ümran Baradan'dı, sonra Işılay saygın oldu, Işılay Hanım'ın vefatından sonra da Jale Hanım, başkanlığa getirildi.
Jale Hanım da varislere, "Müdahil olma" davası açtı. Yani o da vasiyetnamenin bulunmasını ve bu vasiyetnamede; Işılay Hanım'ın Buca'da yaşadığı evin müze haline getirilmesi ile ilgili bir bilgi olabileceğini, sağlığında zaten Işılay Hanım'ın kendisine bunu sözlü olarak söylediğini hatırladığını, bu çerçevede gereğinin yapılmasını istediğini söyledi.
Dava sürecinde detaya girmek istemem ama "Ölüm hak, miras helal" demekle iş bitmiyor.
Işılay Hanım'ın millete mal olmuş bir kimliği var ve bu müze, onun adının yaşatılmasını sağlayacak en önemli eser olacak.
Namık Saygın'ın çocuklarında bu iradeyi gözlüyoruz ve umutluyuz.
Jale Hanım'ın açtığı davanın duruşması da 28 Ocak'ta yapılacak.
Gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz.

İyi fikir

Devlet Demiryolları'nın elinde; hurdaya çıkarılmış binlerce vagon var. ESHOT’un da "Ne yapacağım?" diye düşündüğü hurda araçlar.
Bunlar, pekala işe yarayabilir. Vgonlar, küçük derelerde aynı zamanda hoşluk da sunan birer köprü olabilir. Hurda otobüsler de nostaljik birer otobüs durağı. Bu duraklar, özellikle köy yollarına konabilir. Çünkü taşra ve köy yollarında hem otobüs seferleri seyrek yapılıyor, bekleme süresi uzun sürüyor, hem de hava şartları buralarda kendini daha çok hissettiriyor.
Düşünenler ve uygulayanlar, doğrusunu yapmış. Hem ellerindekini değerlendirmişler, hem de birer ihtiyaca cevap vermişler, masraftan kurtulmuşlar.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Herkesin hiç susmadan konuşup, birbirini dinlemediği yönetim biçimine kısaca biz DEMOKRASİ diyoruz !
***
300 metre ötede bakkalda 6 lira olan çakmak, bir başka bakkalda 10 lira. Kör tuttuğunu öpüyor bu ülkede!
***
Bazen tahammül sınırlarını zorlarız. Radde bağımlısıyız !..
***
Gönül ne kahve ister ne kahvehane. Gönül Instagrama fotoğraf koydu. Beğeniler şahane!
***
Her yerde efkar var. Kafam allak bullak bu gece !
 
***
Çuval Fabrikasına yönetici oldu. Yine çuvalladı !..
***
Kırkından sonra azanı teneşir paklar. Kırkından sonra yazanı da hapishane. Ülkemizde yazar olmak kolay mı öyle?
***
Hayaller Paris'tir. Gerçekler ise bacaklarını ağrıtan varistir hep değil mi !...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test