Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Babalar

10 Temmuz 2020 - 07:38

Babalar

Tanıdığım ilk baba, Bornovalı Nuri (Yalçuk) idi.
Yıllarca Alsancak'ta kahvehane çalıştırdı, sonra da Fuar'da Lunapark Gazinosu'nun işletmeciliğini üstlendi. O kapanınca Menekşe Bahçesi'ni çalıştırdı.
"Baba" diyorduk, çünkü "baba" idi.
Darda kalanın yardımına koşardı.
Senet tahsilatı, tehdit edilme, işgal, tahrik, akla gelebilecek bütün kötü ihtimallerin hallinde devreye girer, sorunu çözerdi.
Beş kuruş almazdı ama güç hanesine bir şeyler yazdırırdı.
Sonra "Baba" olarak 1970'li yıllarda Dündar Kılıç'ı tanıdım.Cem Reklam şirketi ile sırtını Hürriyet'in efsanevi patronu Erol Simavi'ye dayamış, kimseye minneti olmayan bir adamdı.Kendi işine bakar, başkasının kesik eline bile işemezdi. O dönemin ünlü gazinoları ona tam sayfa ilan vermeye mecbur hissederdi kendini.
1980 ihtilalinde Erol Simavi, bir günde yakasından silkti. İyi de yaptı.Kendisini riskten kurtardı.
Sonra Abidin Neciboğlu'nu tanıdım.
Bir kaç kez görüştük. Bir keresinde, rahmetli Acar Tuncer'in Göl Gazinosu'ndaki bir yemek davetinde karşılıklı oturduk.Uzun uzun konuştuk. Yarım şişe viskiyi bitirirken hayatını anlattı o gece. Mardinli olduğunu, ailesinin gücünü vs.
O günlerde casinolar modaydı ve Abidin Necimoğluhem casino çalıştırıyor, hem de otel ve radyo gibi yatırımlarıyla ilgileniyordu.
O da karşılıksız "iş" görmeyi severdi. Her gördüğü "iş" onun gücüne güç katardı.
Bir keresinde Acar Ağabey'le test edelim dedik. Baktık ki, işin ehli.
Kısacası Abidin Necimoğlu, düzenin, şartların zirveye taşıdığı bir "Baba" idi.
Hiç bir işi para karşılığı yapmadı.
Arkasından iyi şeyler söyleniyor, yazılıyorsa; bundandır.
Ötesi, onu yaratanlardan sorulur.

ABİDİN NECİMOĞLU

DÜNDAR KILIÇ

NURİ YALÇUK

Garden ofis

Home ofis, istesek de istemesek de hayatımıza girdi. Teknolojiyi yoğun kullanan şirketler, bankalar, finans kurumları, iletişimciler, home ofisi çok benimsediler.
Cazibesi çok.
Evinde oturuyor, çalışıyorsun.Giyinmek, kuşanmak, traş olmak, otobüs ya da servis beklemek, soğukta, sıcakta, yağmurda dışarı çıkmak yok.
Sosyal yaşamı sevenler için sıkıcı olsa da çoğunluk home ofisi sevdi.
Ve şimdi bunun farklı bir versiyonu yaşanıyor:
Garden ofis.
Köylerde uygulaması çok kolay.
İlk uygulamayı da Bornova Ziraat Odası yaptı. Buca sınırlarında da yetkin olan oda,kısa adı CKS olan Çiftçi Kayıt Sistemi işlemlerini yapmak için köylünün ayağına gitti. Tabii beraberinde ekipmanını da götürerek.
Bu fotoğraf, Kaynaklar'da Çifti Mallarını Koruma Meclisi ofisi önünde, bin yıllık tarihi çınarlar altında çekildi.
Garden ofisten hem çalışanlar, hem de çiftçiler memnundu.
Bornova Ziraat Odası Meclisi de dün akşam saatlerinde aynı alanda toplandı. Küçük bir odada sıkışık oturmaktansa mesafeli bir oturma düzeni ile toplantı sağlıklı bir ortamda gerçekleşti.

Göçmenler yine başardı

Sırbistan sınırları içinde kalan Türklerin yoğun olarak yaşadığı Sancak Bölgesi'nde, Korona salgını nedeniyle yaşanan sıkıntılar, yine Türkiye'deki göçmen derneklerinin devreye girmesiyle hafifletildi.
Doktor ve ekipman eksikliği nedeniyle pandemi döneminde ölümlerin çok olduğu Sancak'taki Novi Pazar'da Türklerin yardım taleplerine ilk refleksi Buca Rumeli Balkan Göçmenleri Dayanışma Derneği Başkanı İzzet Atan gösterdi. Atan, CHP İzmir Milletvekilleri Prof.Dr. Kamil Oktay Sındır ve Kani Beko'nun yanı sıra Bursa Milletvekili Yüksel Özkan, Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile görüşerek bölgeye hekim, ilaç ve ekipman desteğinin sağlanması konusunda girişimlerde bulunulmasını talep etti.
Sırbistan Hükümeti'nin sistematik olarak duyarsız kaldığı konuda Türk Hükumeti uyarılarak Novi Pazar'a geçtiğimiz günlerde bir uçak dolusu ilaç ve ekipmanın yanı sıra yeterli sayıda gönüllü hekim gönderildi.
Başkan İzzet Atan, "Soydaşlarımızı asla yalnız bırakamazdık. İlk yardım çığlıklarını duyar duymaz harekete geçtim ve bu yardımın organize edilmesine öncülük ettim. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir talimatı ile sevkiyat gerçekleşti. Dilerim bu girişimiz onlar için deva olur" dedi. Atan, bunun bir göçmen refleksi olduğunu da sözlerine ekledi.

İzzet Atan

Nihayet

Doç.Dr. Levent Köstem, dünyanın en büyük zeytinyağı müzelerinden birini Urla'da açtı.
Gezenler bilir; muhteşem bir yer.
Köstem, bu müze bünyesinde yine iddialı bir restoran açmayı hedeflemişti.Bunun için yıllarca çalıştı, en iyisini oluşturmak için araştırmalar yaptı.
Araya pandemi girmeseydi; restoran Mart ayında açılacaktı.
Bu günlere nasipmiş.
Köstem Vakfı'nın yeni bir yatırımı ve faaliyeti olan Polima Restoran, nihayet geçtiğimiz günlerde açıldı. Restoranda et ve balık ürünleri dışında özellikle sebze ürünleri, Köstem bahçelerinde ve çiftliklerinde üretiliyor.Zeytinyağı zaten ondan. Yeşil yumurta üretiyor Köstem ve bu konuda da iddialı.Bir ara Pekin ördeği üretiyordu, ara verdi.
Cins koyunlar,tavşanlar, keklikler, bıldırcınlar...
Polima Restoran'da yemek yiyenler,bu güzellikleri doyasıya yaşayacak.
Otoyolda, Zeytinler çıkışından eski yola girişte, beş yüz metre gidildiğinde; hemen sağda. Çok kolay. Çok cazip.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bir kızı bin kişi ister bir kişi alırsa 999'una haksızlık olmaz mı? Bari kura çekseydik yahu!
***
Artık el alemin derdi değil ama sanal alemin derdi bizi geriyor!
***
Denizde kum bende yara!
***
Yine yemeği yakmışsın. Tariften ders çıkarsana be kadın!
***
Her anne potansiyel bir kaynana adayıdır!
***
Şahsen ben iki dakika insan olmak yerine , iki dakika insaflı olmayı yeğlerim!
***
Erkekler dişli kadınları değil, dişilikli kadınları sever yalan mı?
***
Merak ediyorum. Biz asker milletsek bedelli için çırpınanlar kim?
***
Kadınlarda kaç GB'lık hafıza kartı var bilmem ki? Benim karım tanıştığımızdan beri her şeyi anımsıyor!
***
Herkesin günah keçisi ben olunca, keçileri kaçırdım haliyle!


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test