Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Amerika'nın bize ettikleri

15 Mayıs 2020 - 07:30

Amerika'nın bize ettikleri

Eğri oturup doğru konuşalım.
Yıllardır müttefik diye bağrımıza bastığımız Amerika'nın bize etmediği kalmadı.
Gidelim taa 1940'lı yılların sonuna.
İsmet İnönü cumhurbaşkanı. Sovyetler Birliği, Kars ve Ardahan'ı isteyip duruyor.
Ama İnönü'nün bu güce karşı koyacak takati yok.
Amerika'ya başvuruyor ve Amerika, zaten konuyu çözmeye çoktan hazırlanmış gibi; İnönü'nün önüne "Truman Doktrini" ile çıkıyor. Diyor ki:
"Sana yardım ederim ama sen de Sovyet(Komünist) modeli Köy Enstitülerinden vazgeçeceksin. Bu eğitim kurumlarını kapatacaksın.”
İnönü, "Tamam" diyor, düğmeye basıyor, Köy Enstitüleri, 1948 yılından başlayan bir süreçle 1950'li yılların başlarında kapatılıyor.
Amerika'nın Türkiye'ye doksandan attığı ilk gol budur.
İkinci gol, Güney-Kore-Kuzey Kore Savaşı'nda, kendi askeri lojistik hizmet görürken; Türk askerini Güney Kore'nin menfaatlerini korumak için Kuzey Kore askeri karşısında kırdırması oluyor.
Kore şehitleri, Kore gazileri, bir döneme damgasını vuruyor.
Askeri üslerle bir işgalci rolü oynaması, bizim kuşağı, süt tozu ve margarinle tanıştırıp adeta genlerimizle oynaması…  Onun unutulmazları arasındadır.
1974'de Kıbrıs Çıkarması yaptık diye Türkiye'ye ambargo uygulaması, bu süreçte bize silah, makine satmaması, bizden tarım ürünü satın almaması, bize yardım ve hibe yapmaması, ülkede karaborsaya neden olmuştur ve aynı Amerika, 1977'de Ecevit, inadına haşhaş ekimi yaptığı için bir başka ambargosuyla bu güzelim zeytin ve tütün ülkesini, bir paket sigaraya, bir teneke zeytinyağına mahkum etmiştir.
Rahip Bronsonolayı ve sonrası, her Türk, harbiden yüzde 30 fakirleşmiştir.
Bu da Amerika'nın bir başka müttefik kazığıdır bize.
"Çocuklarımızı Amerika'da doğurtursak onlar da Amerikan vatandaşı olur" züppeliğine kapılan entellektüellerin bu gerçeği bizden daha iyi bildiğine adım gibi eminim.
 
 
Trajikomik bir görüntü. Dünyanın en çok tütün üreten ikinci ülkesinde sigara kuyruğu.

Ballı sektörler

Koronalı günlerin, bazı sektörleri birden hareketlendirdiği ve bereketlendirdiği malum.
Kimler, sayalım:
Süper ve gros marketler.
Kargo şirketleri
Gıda sektörü
Fırınlar
Su dağıtım şirketleri
İZSU
Elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketleri
Eczaneler, baharatçılar
Manavlar
Alkollü içki üretici ve dağıtıcıları.
Liste, uzar da uzar.
Bu liste uzadıkça, nasipsiz sektörlerin sayısı da kabarıyor.
Ulaşım
Berberler
Konfeksiyon sektörü
Kırtasiyeciler
Spor ve oyun salonları
Kahvehane, pastane gibi mekanlar.
İlginçtir; beklentiler, işler normale döndüğünde, ballı sektörlerin bir miktar frene basacağı, diğerlerinin de kısmen hareketleneceği yönünde.
Yaşayıp göreceğiz.


Bayrak değişimi güzel de...

Devlet demiryolları İzmir Üçüncü Bölge Müdürü Selim Koçbay, görevden alındı, yerine Murat Bakır atandı.
Murat Bakır, daha önce de aynı görevde bulunmuştu.
Selim Koçbay, aslında Demiryolcuların heyecanı olan buharlı lokomotifler üzerine çok çalışmış, Türkiye'nin değişik yerlerindeki atıl durumda olan lokomotifleri Alsancak'taki onarım atölyelerine getirterek; buradaki inanılmaz ustaların elinde yeniden hayata döndürmüştü.
Döndürmeye devam ettikleri de vardı.
Bu heyecanı yaşayan ve tadanlardan biriyim. Çünkü çocukluğumda buharlı trenle Buca'dan Alsancak'a yıllarca yolculuk yapmışlığım vardır.
Tıpkı benim kuşak gibi.
Buharlı tren, Demiryolları'nın bir kültürü ve geleneğidir.
Güzelliğidir, tarihidir. Her şeyidir.
Selim Koçbay'ın başlattığı o güzelliği yeni Bölge Müdürü Murat Bakır'ın da sürdüreceğine eminim.
Demiryollarını sadece daha aktif hale getirmek, özellikle taşımacılıkta aktifleşmesini hızlandırmak değil mesele. Bu, ihtiyacen zaten olacak, oluyor.
Demiryolları'nın önemini Türkiye, bir gün yeniden anlayacak ve gereğini yapacak.
Bu izanı oluşturacak en önemli silah da işte o kültürü ve geleneği yaşatıp ayakta tutmaktır.


Dünyanın bin hali var

Diyabet tedavisinde kullanılan bir ilacın çok ilginç yan etkileri var.
Kullananlar bilir.
İlaç, kumar alışkanlığı yapıyor, insanı alışveriş manyağı haline getiriyor ve lezzet algılama duyusunu değiştirerek; kişinin sevdiği yemek çeşitlerini farklılaştırabiliyor.
Süreç, ilacı kullananların işine pek yaramış görünüyor. Sadece yemek hariç.
Ancak 11 Mayıs'ta AVM'lerin açılması ve bu merkezlere hücum, belli ki, biraz da adını vermek istemediğim ilacı kullananların rahatlama refleksinden kaynaklandı.
Ne yapalım, dünyanın bin hali var.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Ortalık sakinleşinceye dek, 60 yaş üstü siyasetçilerin ekranlara çıkması da yasaklansın!
***
Nasrettin Hoca bu devirde yaşasaydı '' Sen de haklısın '' demezdi. '' Sen de halt yemişsin cııız '' derdi kesin!
***
Üzümün sapı, armudun çöpü deyip kimseleri beğenmedin. Odunun tekine kaldın şaşkın kız !
***
Ferman padişahınsa, sosyal medya bizimdir !
***
Kız sen İstanbul’un neresindensin diye sordum ? Ben İstanbul’lu değilim ki, Suriye’den geldim deyiverdi!
***
Dünya kadar paran olsa ne fayda. Markete gidecek bir masken olmayınca!
***
Bir çizgi roman kahramanı olsam adım ÇULSUZMASKE olurdu. Zamanın ruhuna uygun!
***
Hani bir zamanlar kabzımal diye küçük gördüğün genç delikanlı vardı ya...Bak o kabzımal diye küçük gördüğün delikanlı şimdi çuval çuval patates satıyor. Sen kilosu 5 TL patatesten bir kilo bile alamıyorsun pışıııık!



 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test