Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Aktif politika, pasif politika

20 Mart 2021 - 03:43

Aktif politika, politikanın içine girip o uğurda ter dökmektir. Aktif politikacı, bunu 24 saat süreyle üstlenme bilincinde olan kişidir.
Politikanın mesaisi yoktur, olması demek, politika yapmamak demektir.
Aktif politikacı sayısı Türkiye'de sanıldığı kadar da çok değildir.



Kimse dün ya da bugün Deniz Baykal'ın aktif politika yaptığını söyleyemez.
Baykal, politikayı, mesai mefhumunu gözeterek yapar, akşam, torununu seveceği saati dört gözle bekler, gününü öyle geçirirdi. Bu, CHP'nin iktidar olamamasındaki en önemli etkendir.
Rahmetli Süleyman Demirel, sabahın 02.00'sinde bakanlarını, milletvekillerini Güniz Sokak'taki evinde kabul eder, onlarla memleket meselelerini konuşurdu.
Onun zaman mefhumu yoktu. Çünkü aktif politikacıydı.
İşte çevremizdeki politikacılara, bu gözetimi yaparak bakmak ve not vermek zorundayız.
Bu iki örnek arasındaki farkın çok büyük olduğunu vurgulayarak değerlendirme yapmalıyız.
Bu arada politikanın o zorlu tüneline girmeden hariçten gazel okuyanlara da prim vermemeliyiz.
Erdoğan'ı, Bahçeli'yi, Meral Hanım'ı, Kılıçdaroğlu'nu, diğerlerini bu hassas terazide tartarak onları kabullenmeliyiz.
Koyu kahve içip sabahlayanları değil, günde iki saat uykuyla yetinmesini bilerek hareket edenleri önemsemeliyiz.
Geçmişin o çok ünlenen örneklerini hatırlayarak.
Demokrasiyi zenginleştirip içinde yaşadığımız yapıyı güçlendirmenin yolu biraz da budur.



Enver vakası

Enver Aysever'i ekranlardan tanıyorum. İşinin ehli bir gazeteci.
Boş adam değil.
Tunç Soyer'in, kendisiyle ilgili bir projede onu İzmir'e davet edip bir eğitim programı karşılığında çuval dolusu para vaadi haberi, benim gibi hiçbir gazetecide Enver Aysever aleyhine kanaat oluşturmaz.
Konu, onu buraya getiren, sonunda ihaleyi iptal edip mahcup duruma düşüren mekanizmadır, güçtür.
İzmir basınında; aynı işi görecek en az 200 değerli gazeteci arkadaşımı tanıyorum.
Onları yok farz edip, zavallı duruma düşürdükleri Enver'i akıl edenlerdir sorumlu olanlar.
Buna göz yuman bizim basın örgütümüzdür. İzmir Gazeteciler Cemiyeti'dir.
Tunç Soyer'e “Ne yapıyorsun başkan?” diyemeyen Cemiyet.
Kabak Enver'in başında patladı ama bunun aslında çok ciddi bir sorun olduğu ve artık bazı belediyelerin; özellikle Büyükşehir'in; Ankara vesayetinden bir türlü kurtulamadığı, Tuncay Özkan yönlendirmesinden azade olamadığı bir kere daha gözler önüne serildi.
Tunç Soyer, “İhaleyi iptal ettim” demekle kurtulamaz.
Cemiyet” Ne yapabilirdim ki?” diyemez.
Burası ne muz cumhuriyeti ne de dağ başı.
Kentinin gerçek ve nitelikli gazetecilerine sahip çıkamayan bir belediye başkanının ve bir cemiyetin sorumluluğu ve düştüğü durum sorgulanmalıdır, sorgulanacaktır.



Maskenin önemi

HES kodu alınca her şey halloldu zannediyoruz.
İşte bakın neler olabilir ve olabiliyor.
Diyelim ki HES kodu aldık. Bize her kapı açık. Banka şubesine, resmi kurumlara girebiliyor, kahvehanede oturuyor, toplu taşım araçlarına binebiliyoruz.
Ama unuttuğumuz bir şey var. Bu süreçte virüsü az da olsa alabiliriz ve sendromsuz  seyrettiği için de aslında pozitif olsak da HES pasaportumuzla rahatça dolaşabiliyoruz.
Burada kimsenin suçu yok.
Yok  ama yapmamız gereken bir şey var.
Bunu dikkate alarak özellikle maske konusunda özenli davranmak.
Maskenin önemi, bu anlatılanlarla daha da çok öne çıkıyor ve onu ihmal ettiğimizde ne gibi riskler oluşturabileceğimiz kolayca anlaşılıyor.
Bu aşı için de geçerli. Aşı olduk diye fink atmanın anlamı yok.
Düşman tanımadığımız bir düşman ve savunma stratejisi kolayca oluşturulamıyor.
Burada maske kontrollerinin ne kadar ciddiye alınması gerektiği gerçeği de yatıyor.
Ama sorumluluğu toplum olarak paylaşmak şartıyla.


Korona olurum daha iyi diyenler bir adım öne...

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Sosyal bir yaraya parmak basıyorum. Atanamayıp atarlanan öğretmenlerin durumu ne olacak?
***
Dünya lideri televizyonda konuşurken zapping yapıp kanal değiştirenlere ceza verilsin!
***
Mutasyon dedikleri şey yüzde yüz gerçek. Dün Hoca Efendi diyenler, bugün FETÖ deyip saydırıyor!
***
En ucuz yoğurdun kilosu olmuş bilmem kaç lira, su desen hakeza. Gel de ayran gönüllü ol bu koşullarla!
***
Aklımı peynir ekmekle yemedim. Peynirin kilosu olmuş 80 lira. Peyniri bulan kim ya!
***
Pandemi biter düğün sezonu başlar diye ödüm kopuyor. Her hafta çeyrek altın. Buna can mı dayanır yahu!
***
Ahhh Süleyman Demirel'in '' Konuşan Türkiye '' özlemini fersah fersah aştık. Şimdiki sloganımız ''Bağrışan Türkiye!”


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test