Server Varol

Server Varol

[email protected]

Yarım

28 Eylül 2020 - 07:35

Yüzme bilmeden daha, deniz görmeden; hiç güneşte yanmadan.. Şimdi ölmek istemem, bir kalbi sarmadan..
Yıllar önce dinlediğim farklı farklı şarkıların sözlerinde figüran gibiydim..
Yarım aklım bir sana erdi, yarım kaldı sende; olsun değerdi.. Bir düş gördüm ya da o beni gördü; sağır bir gürültü aramızdan süzüldü..

Ama esasen Attila İlhan'ın dediği gibi "Ben birinin hiçbir şeyiydim ve en çok da bu koyuyordu belki.. Ortak tek bir fotoğrafımız bile yoktu.."
Dünyanın en saçma sapan tanışma hikayelerinden birine de böyle anlamsız bir ayrılık yaraşırdı belki ama Fatma Turgut'un da dediği gibi, "Bitti mi hikayemiz; bu ne biçim son böyle..?"
Bütün dünya bir araya gelmişti yan yana olmamız için ama dünya üzerinde bir kişinin bile umrunda değildi sanki bu buluşma; ben hariç...

Sabahattin Ali'nin dediği gibi, "Bu kadar zaman arkadaşlık ettik, bana kendinize dair hiçbir şey söylemediniz.. Sizi merak etmemi tabii bulmuyor musunuz? Bana karşı da bu kadar saklanmaya muhakkak lüzum görüyor musunuz? Dünyada benim için en kıymetli insansınız.. Buna rağmen sizin gözünüzde herkes gibi bir hiç olduğumu söyleyerek mi beni bırakıp gitmek istiyorsunuz..?"
Saçma sapan isimli bir kahve almıştım sana; nasıl hazırlandığını belki bana da öğretirsin diye.. Esmer şeker almıştım, sevdiğin kokteyllerden yaparım belki diye; ikisi de mutfakta duruyor.. O akşamdan kalan tek sigarayı içmedim; paketinde duruyor.. En yakın arkadaşına da sana da aynı kupadan almıştım ikinizi anlatan, çekmecede duruyor.. Çakmağını almıştım, doldurur getiririm diye, doldurdum getiremedim; masanın üzerinde duruyor..

Bırak evinin önünü, semtinden bile geçmedim..
İşin kötüsü kızmadım sana, kızamadım; kırıldım.. İçimde bir şeyler Orta Doğu'da bir bombadan daha gürültülü bir şekilde parçalandı ama ağzımı açmadım.. Kızsaydım iki gün sonra geçerdi eminim ama geçmedi..

Uzun süredir bu kadar kırılmadığımı düşündüm; sonra da uzun süredir neden bu kadar kırılmadığımı.. Neden kimsenin beni kırmasına izin vermediğimi.. Tıpkı Sabahattin Ali'nin dediği gibi; "Hayatta en güvendiğim insana duyduğum kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi"

Cem Adrian'ın da dediği gibi; "Sen benim yarım kalan cümlelerimsin" ama Redd'in de dediği gibi "Boşver, bir taksi çağır giderim ben.."
Yüksek Sadakat'in dediği gibi, "Belki sana yazarım uğradığım bir şehirden, renkli bir kart atarım Mekke ya da Kudüs'ten; bir şarkı fısıldarım kulağına gün batarken.."
Ya da Ferman Akgül'ün dediği gibi; "Kabulüm mesafene.. Bir gecelik olmak nedir öğret yine; duymasın kimse.."

Ama sen yine de Gece'nin dediği gibi; "Çık karşıma düşman gibi, aç kalbini bak ruhuma.."
Ve Can Kazaz'ın dediği gibi; "Keşke uyuyabilsem bugün, keşke uyuyabilsem.. İçimin bağırtısı yorgun, zihnimin zaten freni yok"
Madem Sabahattin Ali'yle doldurduk yazıyı-geceyi, yine onunla bitirelim..
"Sonra çıkıyorsun balkona, bakıyorsun tepeye; sicim gibi yağmur suratına suratına. Bir sigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun.. Napalım, kısmet değilmiş.."
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test