Merakla beklenen film gün sayıyor
Semih Kuru

Semih Kuru

semih.kuru@gmail.com

Merakla beklenen film gün sayıyor

23 Kasım 2018 - 08:37

İsveçli yazar Stieg Larsson’un erken ölümü ile tamamlayamadığı Millenium serisinin bir başka İsveçli isim David Lagercrantz tarafından kaleme alınan dördüncü kitabı “The Girl in the Spider’s Web- Örümcek Ağındaki Kız” dan aynı isimle sinemaya uyarlanan film 30 Kasım’da vizyona girecek.
 
Larsson tarafından yazılan serinin ilk üç kitabı olan “Ejderha Dövmeli Kız”, “Ateşle Oynayan Kız” ve “Arı Kovanına Çomak Sokan Kız” 2009 yılında İsveçli sinemacılar tarafından sinemaya uyarlanmış ve dünya çapında büyük ilgi görmüştü. Bu ilgi kaçınılmaz olarak Hollywood’u cezbetti ve 2011 yılında usta sinemacı David Fincher’ın yönetmenliğinde “Ejderha Dövmeli Kız” yeniden sinemaya uyarlandı.  Bununla birlikte ilk filmin yakaladığı havayı ne yazık ki yakalamaktan çok uzak kaldı ve belki de bu nedenle ikinci ve üçüncü filmler çekilmedi.
 
Kitaplarının yakaladığı başarıyı göremeden 2004 yılında yaşamını kaybeden Larsson’dan sonra seriye David Lagercrantz el attı. Yazdığı iki kitapla Millenium serisini beş kitaba çıkaran Lagercrantz kaleme aldığı ve serinin dördüncü kitabı olan “Örümcek Ağındaki Kız” ise artık vizyona girmek için gün sayıyor.
 

Kitapların isimlerinde sürekli adı geçen “kız” filmleri izleyenlerin de aşina olacağı üzere Lisbeth Salander. İzleyici tarafından da oldukça sempati duyulan bir isim olan Salander, çocukluğunda bir çok travma yaşamış, asosyal ve meslek olarak kendine bilgisayar korsanlığını seçmiş bir karakter. Daha önce Noomi Rapace ve Rooney Mara tarafından canlandırılan karaktere bu kez hayat verecek isim ise popüler TV dizisi The Crown’da canlandırdığı Kraliçe Elizabeth karakteri ile Altın Küre kazanan Claire Foy.
 
Bu macerada Salander’ı bir bilim insanının kendi çalışmasını Amerikalılardan çalması için kiralaması üzerine kendini karanlık ve şiddet dolu bir entrika ağının içine çekilmiş olarak bulurken izleyeceğiz. Yaşadığı ölümcül tehlikelerden kurtulmasında ise eski dostu gazeteci Mikael Blomkvist yardımcı olacaktır ki, Blomkvist’i de Sverrir Gudnason canlandırıyor.
 
Filmin yönetmeni ve senaryo yazarı ise Fede Alvarez. Alverez ismini 2016 tarihli “Don’t Breathe” isimli korku- gerilim filminden anımsıyoruz. Alvarez’in yönetmenlik anlayışı, kestirilemez olmak üzerine kurulu. Beklediğimiz türde bir sahne yerine tam tersiyle karşılaşabiliyoruz onun filmlerini izlerken Kendisi de bir hikaye anlatıcısı olarak yapması gerekenin bu olduğunu ifade ediyor bir röportajında. Yönetmen filmin kamera arkasında daha önce Evil Dead ve  Don’t Breathe filmlerinde birlikte çalıştığı isimlerle çalışmayı tercih etmiş.
Filme dair en büyük merakım elbette Lisbeth Salander karakterini ilk kez canlandıracak olan Claire Foy’a ilişkin. Bu karakteri ikonik hale getiren Noomi Rapace gerçek anlamda ulaşılması zor bir nokta çünkü. İzleyip göreceğiz.
 
Hayallerimizi Ete Kemiğe Büründüren Bir İsmi Kaybettik
 
Evet onun için hayallerimizi ete kemiğe büründüren dersek yanlış olmaz. Belki de bizim hayalini bile kuramadığımız karakterleri yarattı, çizdi ve beyazperdeye aktarılmasını sağladı. Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Marvel’in kurucularından olan Stan Lee boşluğu dolacak bir isim değil doğrusu. Kendisi bir yandan bu karakterleri çizerken bir yandan ırkçılık ve bağnazlığa kendi yaptığı iş üzerinden savaş açmış bir isim. Son sözlerimiz Stan Lee’nin bir röportajından gelsin: “Hikayelerimde ırkı, cinsiyeti, dini ve ten rengi ne olursa olsun herkese yer var. Yer olmayan şeyler ise nefret, hoşgörüsüzlük ve bağnazlık”
Film gibi bir hafta sonu olsun…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum