Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

[email protected]

Vergi devletinden borçlu devlete

02 Mart 2021 - 07:35

Pandemi döneminde devletler gelir olarak büyük zora düşmelerine rağmen harcamalarını kısma yoluna gitmemektedirler.  Hele ki üretimin durduğu, firmaların kepenk kapattığı ve bazı sektörlerin de faaliyetlerini durdurduğu bu dönemin en önemli sorunu firmaların finansman ihtiyacıdır.
Normal dönemlerde gelir elde eden işletmelerin gelirlerinden, kanunlarla belirlenen bir kısmını  “vergi” olarak ödedikleri bir dönemi yaşamıyoruz. Şimdi sıra devlettedir: Yerine göre vergilerinden vazgeçmekte, yerine göre cari giderlere destek olmakta, işçi ücretlerine katkı sağlamaktadır. Her ne olursa olsun devlet şu anda var gücüyle pandeminin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini  azaltmaya çalışmaktadır.
Devlet bütün bu harcamaları yaparken de gelir ve gider dengesini gözetmek zorundadır. Gelirler düşmekte tahsilatlar azalmaktadır. Bu dönemlerde “yok demek olmaz!” ekonominin ihtiyacı ne yöndeyse devlet o yönde sorun çözmek durumundadır. Hem rutin harcamalarını sürdürüp hem de ekonomiye destek olmaya çalışmak kolay görünmemektedir.
Böylesi dönemlerin en belirgin özelliği, kamu gelirlerinin düşmesidir.  Bunun için hesaplanan vergi ile tahsil edilen vergi oranları yayınlanmaktadır. Görünen odur ki vergi tahsilatı iyiden düşmüştür. Ancak devlet harcamalarından vazgeçmemektedir. Bu yüzden vergi mükelleflerinin sorumlu davranışları, ekonominin iyileşmesi ve devletin sürdürülebilir finansal yapısı ile yakından ilgilidir. Devlet de yeterli ödeme gücüne sahip mükelleflerden, vergilerini ödeme konusunda sorumlu davranış beklemektedir.
Devletin hazır bir bütçe giderleri söz konusu iken yeni ortaya çıkan kamu harcamalarının ne ile finanse edileceği de başka bir sorundur. Eskiden kolaymış: Savaş ganimetleri, mülk ve teşebbüs gelirleri devletler için önemli bir finansman kaynağı imiş. Ancak 1700’lerden sonra bu gelirlerin oldukça azaldığında söz edilebilir. Bu ganimetlerin yerini düzenli ve sürekli bir gelir olan “vergi” almaya başlamıştır. Ancak vergi, söylendiği ve sanıldığı kadar gönüllü işleyen bir süreç değildir. Hatta vergilerin,  gönülsüz ve isteksiz bir iş olduğundan dahi söz edilebilir.
Vergiler için en önemli motivasyon kaynağı, bilgilendirmedir. Çünkü vatandaşlar vergi söz konusu olduğu zaman ödedikleri vergilerin, nereye nasıl harcandığı konusunda kuşkularını sürekli dile getirmektedir. Burada yaşanan en küçük şüphe devlete olan bağlılığa engel olmaktadır. Haliyle vergiye gönüllü katılıma da engel olmaktadır.
Ödenen her bir kuruş verginin nereye gittiğinin izini sürmek kolay değildir. Devletde vergileri toplam kamu finansmanı için almaktadır.Tekbir hizmet için vergi toplanması ya da belirli hizmetler için vergi toplanması söz konusu değildir Bu da zaten bütçenin genellik ilkesine ve hazine birliği ilkesine aykırıdır.
Bugünün harcamacı devleti, yaklaşık AB ülkeleri kadar vergi toplamaktadır. Vatandaşın gelirleri her ne kadar Avrupa Birliği ülkelerine eşit olmasa da onlara eşdeğer bir vergi yüküne tabidir. Her ne kadar oranlar yaklaşık olsa da toplanan vergi aynı değildir.
Haliyle devlet, zorunlu finansal kaynak olarak borçlanmaya başvurmaktadır.  Ancak onun da sonuna gelinmiştir. Bir devletin kaynakların yetmediği yerde borçlanmaya başvurması normaldir. Ancak o borcun bir de ödeme vakti vardır. Bu süreç ekonomiler ve ülkeler için yönetilebilir olmayı güçleştiren bir sebeptir.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test