Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Ülke Riski ve Turizm Geliri

04 Şubat 2020 - 09:37

Eylül 2017 – Ocak 2018 arasında 150 baz puana kadar düşen CDS (Ülke Kredi Risk Primi) ne oldu da 6 ay sonra 580 baz puan rakamlarına yükseldi? 2017 %7 büyümenin olduğu ve göstergelerin de olumlu olduğu bir dönemin ardından yaşanan bu kur atağı ve risk düzeyinin yükselmesi bütün göstergeleri alt üst etti.
Aslında “Her zorlukta bir kolaylık gizlidir.” tarafından bakılacak olursa ithalatın sınır tanımaz yükselişi bu sayede bir miktar da gemlenmiş oldu. Yıllık 60-70 milyar dolarları bulan cari açık bu dolar patlamasından  dolayı, ithalatı azalttı. 2018 sonu ve 2019 itibariyle bolca cari fazladan söz ettik. Artık kurdaki dinginlikten sonra yeniden bir cari dengenin konuşulduğu zamanlar görülebilir.

Cari açıktan cari fazlaya geçmenin en önemli aracı şüphesiz turizm olacak.  52 milyon turist ve 34 milyar dolar turizm geliri aslında 2014 yılında da bu seviyelerde idi, 34,4 milyar dolar. Ancak o dönemde gelen turist sayısı 41 milyon idi. Demek oluyor ki Türkiye bugünkü turizm gelirimi 10 milyon fazladan misafir ağırlayarak karşılamış oldu.  “Fiyatlar mı düştü, gelen turist harcama yapmaz mı oldu? Ya da harcama yaptıracak yeni seçenekler üretilemiyor mu?”  sorularına cevap aramak gerek.

İşin kötüsü turizmin de bir orta gelir seviyesi varsa turist sayısı artar ama gelir artmaz. Ancak Türkiye’nin geç de olsa girdiği bu turizm atılımından  bir hamle ile 50 milyar dolarlar seviyesine yükselmesi gerekir.
Turizm önce anlaşılmadı. Mangal ve “suya nazır masa kurmak” olarak başladı. Büyük oteller yoktu. Olanı da “yanına varılmaz türünden idi” Pansiyonculuk yetmedi. Özgünlük oluşturulmadı.  Olanı da yılda bir defa ya da ömründe bir kere göreceği turistten “ne kazanılırsa kar” noktasına gelince..yılları kaybettik. Turizm, derslerde okutulan ve gelişemeyen bir alan oldu.

1980’ler yeni atılımlara fırsat sağladı. Yatak sayısı arttı, teşvikler verildi. Lüx otellerde ağırladığımız turistlerden fazla gelir elde edemedik. Her şey dahil ve ultra seçenekler, hammaliye giderlerini arttırdı. Yerel halkla bütünleşme de olmayınca..en azından mutfak için üretim yerel kooperatifler marifetiyle de sağlanamayınca… Satın alma yöneticilerinin siparişleri ve ufku ile sınırlı kalındı. 

Rahmetli Turgut Özal’ın bu konudaki vizyonunu burada dile getirmek gerek.  En azından şunu anlattı ki “turizm geliri için, turizm yatırımı”  olmalıdır. İyi de oldu başarıldı. Bazı aksayan yönlere rağmen turizm fark edildi.  Turizm yatırımları nitelikli  turisti çekmede etkili oldu. Turizm noktaları, yaz-kış turizm, kültür turları, sağlık turizmi derken bugün 12 ay turizm konuşulmaktadır.

Yatırım olmadan mevcutla olacağı bu kadar. Bağlantısız turlarla elde edilecek gelir bu kadar.. Otel olmadan, turizm alanları gerekli alt yapı sağlanmadan elde edilecek gelirin sınırlarına gelinmiş bulunmaktadır.
İspanya, İtalya ve Yunanistan ile aynı hatta olup da turizm gelirinden mahrum kalmak sadece bize mahsusu olsa gerektir. Bu biraz sınırın öte yanında çıkan petrolün Türkiye’de çıkmaması gibi bir şeydir. Döviz kazandırıcı işlemler kapsamında bu yatırımların net getirisi yüksektir. Turizmden elde edilen gelir, net gelirdir. İhracatın ithalat bağımlılığı sebebiyle elde edilen gelir %20’lere kadar düşebilmektedir. Şu gelen turizm rakamları sanayi için büyük bir atılım kaynağı olacaktır. Tarıma dayalı sanayiden turizme dayalı sanayiye geçmenin bir yolunu bulmak gerek. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz finansmanı turizm gelirlerinden sağlamak mümkündür.
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test