Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Savunmada S-400 gerçeği

20 Ekim 2020 - 07:40

Türkiye  bir İmparatorluk bakiyesidir…  Sevr’den Lozan’a gelişimiz tam kabullenilmiş değildir. Bu bedel ödettirilmek istenmektedir. Yıllarca ülkenin üzerindeki bu Sevr tehdidi aşırı tedbir ve sinikliğe yol açmıştır. “Kars’tan Edirne’ye” anlayışı Türkiye’ye “Boraltan Köprüsü” acısını yaşatmıştır.

Önümüzde muhteşem bir mazi duruyor. Küçücük bir beylikten imparatorluk gibi “Devlet-i Âli Osmanî” var.  Sonrasında kurtlar sofrasında bir yaşlı kurt… Nihayetinde batının bilim ve teknoloji alanındaki atılımlarına karşılık veremediği için yıkılışa geçen bir Osmanlı… Haliyle ya tamamen reddiyeci ya da olduğu gibi ithal yapılar bünyeye uymadı.  Karşı tarafı düşman ilan etmekte çözüm değil.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, sığıntı güvenlikçi yaklaşımı ile bütün kurumlarıyla batı kulübünde yer almaya yöneldi. TopraklarındakiSovyet talepleri,  “Büyük Güçler” fobisine dönüştü. veTürkiye’nin güvenlik beklentisinin zirvesi NATO’da yer almaya sevk etmiştir. Osmanlının son 300 yılındaki büyük toprak kayıpları ve hep bir geri çekilme korkusu bir “nereye kadar?” endişesini diri tutmaktadır. “Ver kurtul” şeklinde söyleniveren sloganlar da bir tür “Sevr Fobisi”nin (Sévresfobia) dışa vurumudur.

Türkiye’nin güvenliği sorununun Edirne – Kars hattı ile sınırlı olmadığı anlaşılmıştır.    Elek haline gelen sınırlardan, içeride tam güvenliği sağlayan Türkiye’ye geçişin bedeli ağır ödettirilmek istenmektedir. Şimdilerde Türkiye’ye giydirilmek istenen “deli gömleğinin” sıyrılıp atılması gerekmektedir. Dostlar ve dostluklar tartışılır olmuştur. Uluslararası ilişkilerinin bilinen en gerçek kuralı “dost yok çıkar vardır” işletilmektedir.. Özellikle Suriye krizinin başlarında geri çekilen Patriot bataryaları konusundaki tartışma ve ABD-Almanya-Hollanda bloğunun ikircikli tutumu, Türkiye’yi yeni arayışlara sevk etti. Sonuçta Rusya ile S400 anlaşması imzalandı. Bu durum AB ve Batı bloğuna karşı bir tehdit olmayıp; Türkiye’nin kendini savunma refleksidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana askerimiz, ABD ve müttefikler tarafından eğitildi. Ortak silah ve savunma sistemleri geliştirildi. Türkiye’nin de bir  “milli güvenlik” tanımının olabileceği müttefiklerce neredeyse hiç sorgulanmadı. Biçilen rol ise herhangi bir çatışma anında, neredeyse AB ve ABD’nin dostlarına zaman kazandıran bir ülke olmaktan öteye geçemedi. Kore de dahil Türkiye, pek çok samimiyet testinden geçmiş, zamanında NATO’nun güney kanat güvenliğini sağlamıştır.

Türkiye siyasi ve fiziki konumu gereği, sunduğu fırsatlar yanısıra riskler de içermektedir. Irak’ın Kuveyt’i işgali ve ardından yaşanan Körfez Savaşı,  Orta Doğu’da barış sürecinin çökmesi gibi “cini lambadan çıkaran gelişmeler”  cehennemin kapılarını aralamıştır. Bir de Suriye ve Irak’ın bölünerek yeni devletlerin kurulma ihtimali güvensizliği tetiklemiştir. S400’ler konusundaki gelişmelerin sebebi burada aranmalıdır. Çok karakışlar geçiren Türkiye, zamanında yediği “ayazı” unutmamaktadır.
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test