Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Reel piyasa

13 Ekim 2020 - 07:30

Ekonomi için asıl olan üretimdir. Bunun tarım, sanayi veya imalat olması ya da turizm olması ikinci aşamada gelir. Bu yüzden ekonomik faaliyetlerin reel piyasa ile ilgili kısımlarına öncelik vermek gerekir. Sonuçta para dediğimiz ya da kağıt üzerinde çek senet ile ilgili üretim anlık bir konu olmakla beraber üretimin kesin bir zaman maliyeti vardır.

Hele ki tarımsal üretim kesinlikle kışı yağmuru, baharı ve güneşi bekleyecektir. O yüzden bugün için 1 ₺ fiyat biçilen bir kg soğan bir sene sonra 1 $ ( 8 ₺)  bile ederse şaşırmamak gerek. Her bir durumun kendine göre şartları vardır.

Tarımsal nüfus 7 milyonu bulmuşken, turizmde çalışan sayısı 3,5  milyon  iken sektörlerden bağımsız plan program yapılması mümkün değildir. Devletin de bu durumda üzerine düşeni yapması beklenir. Son olarak Rusya’dan kışın başlangıcı Antalya’ya gelen Rus turist sayısı konusunda etkili olmuştur. Otellerin geçirdiği zor dönemi kimse göz ardı edemez. Pandemi politikaları ile ne ekonomiyi feda etmek mümkün ne de ekonomi adına insanımızı feda etmek…

Doların yükselişi sadece ekonomik gerekçelerle açıklanamaz. Kurdaki artışın, siyasi ve jeopolitik pek çok riskleri beraberinde gelişmektedir. Bu yüzden ülkeler inceden inceye doların rezerv para olmasına karşı birtakım önlemler peşindeler. Doların sahibi ABD, nakite ihtiyacı olduğunda bir kağıda para basarak, adına dolar deyip satın alma gücü oluşturabilmektedir.

ABD’ninekonomide ikinci çeyrek büyümesi %-32  olarak açıklanmış. Yaklaşık 40 milyon işsiz var ve ülke seçime gitmektedir. Buna rağmen Amerikan merkez Bankası (FED) bastığı para miktarını ikiye katlamış durumdadır. Borç olmuş 22 trilyon dolar… Bütçe açığı sadece bu sene için 3 tr dolar hesaplanmaktadır. ABD Milli Gelirini aşan bir borç vardır. Halen daha borçlanma yetkisi alan Trump hükümeti borçlanmaya devam etmektedir.

Sadece kura bakarak, ekonomi anlaşılmaz ve yönetilemez. Bu konuda taraf olan Hükümet, üretici ve tüketicilerin sürekli bu süreçle ilgili birbirlerini bilgilendirmesi, alınacak önlemler ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması şarttır. Her bir ekonomik faaliyetin etkileri araştırılmalıdır.
Başta sorumluluk hükümettedir. Yetki ve irade ondadır. Elinde bu sorunla başa çıkabilecek en önemli enstrümanlara sahip olan odur. Öncelikle bu konuda gereken güveni vermesi ve kamuoyu ile bu iletişimi paylaşması gerekmektedir. Dolarla yaptığı işlemleri derhal iptal etmesi, yerli ve milli ürün tercihini, kamu alımlarında kayırması ve teşvik etmesi gerekmektedir.

Merkez Bankası, “…fiyat istikrarından sorumlu” bir kurum olarak, onun da elinde birtakım araçlar vardır. Bu konunun açık iletişimle bilgilendirilmesi, sonuçlarının paylaşılması esastır. Şimdi kredi kartında taksitlerin arttırılması ve yeni teşvikler ekonominin dişlerinin yağlanmasıdır.
Üretici kesim de ithalat yerine içeride üretim imkanlarını zorlamaktadır. Bu ithal ikameci yönelim ihracatın düzenli artışına sebeptir. İhracat teşvikleri ve döviz kazandırıcı işlemler burada önem kazanmaktadır.
Vatandaşın da dövize ve ithalata dayalı tercihlerini ötelemesi, “yerlisi varken”  ithalatı tercih etmemesi esastır.

Son husus “döviz talebidir.” Döviz de nihayetinde TL ile alınıp satılan bir “maldır.”İhtiyacı olmayan bu fiyattan döviz almasın. Yabancılar da 3 ₺-5₺ ‘den getirdiği dövizi 8 ₺ ‘den bozdurup çıkması beklenmemelidir. Konunun esas noktası herkesin bu konuda farkındalık içerisinde olduğudur. Ekonomide sonsuz iniş ve sürekli çıkış yoktur. Kura bağlı her türlü işlemler ve süreçler gözden geçirilmelidir. Sadece dolara  bakıp ekonomi konuşanlara itibar edilmemelidir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test