Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Otomobil uçar gider

21 Temmuz 2020 - 07:29

İkinci dünya savaşında dünyaya meydan okuyan Japonların silah sanayisine ne oldu? Ne oldu da Japonlar savunma sanayisini tasfiye etti ve ABD’nin koruma şemsiyesine muhtaç oldu? Onca silah sanayi ve endüstri birdenbire nasıl tasfiye edildi? Ne oldu da silah üretim ve satışı sınırlandırıldı?
II. Cihan harbinde yenilen Japonlar ABD’ye bir diyet olarak bu sanayisini kapattı ve ABD koruma şemsiyesi altına girdi. ABD Donanması’na bağlı 7. Filo, bu amaçla Japonya’yı koruma görevini üstlendi. Japonya güvenliği yanı sıra bölgedeki takımadaları Çin’in artan nüfuzuna karşı bir denge olarak tutma görevi verildi. Üstelik Asya-Pasifik bölgesindeki operasyonlar için, Japonya üs olarak da kullanılmaktadır. Bunun karşılığı olarak Japonya ABD’ye yıllık 2 milyar dolar güvenlik hizmeti bedeli ödemektedir. Trump arasıra bu ödentiyi düşük bulup 4 ile 5 kat arttırmayı hedeflese de savunma konusunda Japonya, ABD korumasına muhtaç durumdadır.
“Subaru” markası da savaş yıllarından kalma bir fabrikadır. Aslında bir tank fabrikası olan Subaru, otomobil fabrikasına dönüşmüş ve tank gibi araba olmuştur. Araba hem değişimin öncüsü hem de dönüştüren bir sektördür. Dünyayı değiştiren makineler dendiğinde araba hep ön sırada sayılmaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bursa’daki otomobil fabrikası temelini atarkenki haklı gururunu biraz da bu gözle görmek gerekmektedir. Otomobil söz konusu olduğunda ilk Almanya tepki göstermişti: “Olmaz bu iş, vazgeçin!” demişlerdi ve Türk halkı da mutlu mutlu Alman arabalarına binmeye devam etmekteydi. 
Otomobilin zamanı yoktur. Üretim ve talep devam etmektedir. Bir ülke yönetiminin bazı adımları atmakta gecikmesi veya bazı girişimlerde geç kalmasının neticesi farklı olmaktadır, çünkü bunun bedelini ödeyecek olan ülkedir, millettir. Bu maliyet yıllardır konuşulup sonuçlanmamaktadır.
Türkler ardındaki coğrafyanın keşif kolu olmuştur. Türkiye’nin durması, öncelikle Balkanlarda, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da gerilemeye yol açmıştır. Hatta İspanya ve Hindistan da bu gerilemeden nasibini almıştır. Bu coğrafya haliyle batı sömürgeciliğinin iştahını gideren bir yer olmaya başlamıştır. Batı emperyalizminin insafı yoktur. Bölgede ağır tahribatın izleri hala ortadadır.
O yüzden her otomobil konuşulduğunda iki sektör hep ilk gündeme gelmektedir: Metal ve Makine sanayii..  Demiryolundan, büyük makine bilgi birikimine, hatta yazılıma varan bir alanın olmazsa olmazı bu iki sektördür. Sonuçta iç talebin karşılanması kadar döviz girdisi sağlayan, büyük bir ihracat potansiyeli gelişmektedir. İthal otomotiv sektörü, yedek parça, aksesuar ve servis gibi arkasında büyük bir alanı beslemektedir. Ülkemizin de önemli bir ithalat kalemini oluşturmaktadır.
Türkiye yıllık 500 binden fazla otomobil ithal etmektedir. Ortalama 15 milyar dolara yakın bir tutara ulaşan motorlu araç ithalatı sadece bununla kalmamaktadır. Bir o kadar da yedek parça, aksesuar, temizlikten bakım malzemelerine çok geniş bir yelpazede ithalat kalemlerine eklenmektedir. Motorlu araçlar ithalatı bu haliyle 30 milyar dolara ulaşan bir yekünle enerjiden sonra, dış ticaret açığının ikinci önemli aktörü olmaya adaydır. 2015 Cari açık rakamının 40 milyar dolar düzeyinde olduğu düşünülürse otomobil ithalatının önemi anlaşılacaktır.
Bizim üreteceğimiz araba “çakma” dahi olsa pekçok arabanın donanım ve aerodinamiğinden daha ileri olacaktır.  Ülkenin şu anda kendi öz yetenekleri ile bir otomobil üretme potansiyeli bulunmaktadır. Sanayide ya da “uçuk” nitelenen ustalarımızın kendilerince bir takım gayretlerle, “şekil” yaptığı, kasa aynı ama yeni modifikasyonlarla bir otomobil ürettiği görülmektedir.
Sonuç olarak araba ya da otomotiv yürüyen bir aksamdır. Bu durum sadece otomobil ile kalmaz; savunma sanayinden iş makinelerine ve oyuncaklara kadar giden başka alanlara dönüşebilir.  Destek verin!
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test