Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Korona,bütün dünyanın krizi

16 Haziran 2020 - 07:35

Salgın bütün dünyayı etkisi altına aldı. Bazı ülkeler Korona ile başlayıp ekonomik ve sosyal çalkantılar yaşamaktadır. Bu durum salgından erken çıkan ve kısa sürede toparlanan ülkeler lehine dönüşebilir. Bu da kriz yönetme becerisiyle ilgili bir durum. Halkına verilen güven ve vatandaşların sabırlı davranışları umut vericidir.
Özellikle işletmelerin bu süreci ufak tefek sıyrıklarla atlatması, işgücü piyasasının bozulmaması temel esastır. En azından ekonomik sorunların sokak ayağı yaşanmamaktadır. Bazı batılı ülkeleri ve uzak doğuda yaşananlar kaygı vericidir.
Başta önleyici sağlık tedbirleri ve sonrasında tedavi çalışmaları halkın devletten beklentisini arttırmış ve halkın devlete olan güven ve ihtiyacını pekiştirmiştir. Sağlık sigortası olmayanın ölüme terkedildiği sistemler elbette utanç vericidir. Yaşlı bakım evlerinden ya da yalnız yaşayanların evlerinden alınan cenazeler, insanın sosyal yanı ve devletin koruyucu ve kollayıcı fonksiyonlarının önemini ortaya çıkarmıştır. Sosyal adalet bu yanıyla toplumda “paylaşma” odaklı olarak kendisini göstermiştir.
Dünyada yarım milyon insan korona illetinden hayatını kaybetmiştir. İlk zamanlardaki hız azalsa bile can kayıpları devam etmektedir. İnsanların sosyal koruma kapsamında olmaması bu tür durumlarda onları yalnız bırakmaktadır. Refah devletlerinin dahi çaresizlik sergiledikleri bu durumda, zenginliğin her şey olmadığı görülmüştür. Fakirlik her zorluğu yaşatan bir kader olmamalıdır.
Salgın gibi genel sağlık sorunu yaşanan dönemlerde insanlar yalnızlaşır. Firmalar çaresiz kalır. Devlet ise gücü nispetinde destek verir. Çalışanlar için işsizlik kadar, zorunlu ihtiyaçların karşılanması sorunu vardır. Devlet destekleri kadar, toplumsal dayanışma bu sürecin aşılmasında etkilidir. Salgının Ramazan ayına denk düşmesi de toplumdaki iyilik duygusunu harekete geçirmiştir.
Türkiye bu dönemi iyi yönetmiştir. Forbes’in yaptığı araştırmada “Korona ile mücadelede başarılı” ve güvenli ülke olarak tanımlanmıştır. Bunun bir adım sonrası sağlıkta güven veren ülke ve ekonomide kendine yeten ülke durumudur. Devletler de bu süreçte “adalet ve merhamet eksenli” yenibir yapılanmaya gitmeye mecbur kalacaktır.  Çıkar ve menfaat odaklı bir dünya haliyle insan tabiatını baskılamaktadır.
Korona sebebiyle ölen sağlık çalışanlarından masumlara kadar herkes bu keşmekeşten nasibini almıştır. Devletler güçlü yapılarının yanına bir de sağlıkta etkin davranmayı sağlayan yeni modeller üretecektir. Devletler için eskiden birinci konu olan ekonomik krizler şimdilerde yerini sağlığa bırakacaktır. Büyümenin ve refahın insan odaklı olduğu yeni yapılara zemin oluşturulacaktır.
Riskin paylaşıldığı, refahın paylaşıldığı yeni modellerle özlediğimiz, “dayanışmacı bir toplum” modeli ortaya çıkacaktır. Gelişmekte olan ülkelerin de bu mevcut ekonomik modeller ile kalkınması mümkün görünmemektedir. Her yatırımın ancak yarısını karşılayabilen gelişemeyen ülkeler, ya az gelişmişliğe ya da yabancı kaynak ile sağlandığı yatırımlar sebebiyle yüksek borç ve faiz yüküne mahkum edilmektedir. Bu çember kırılmalıdır. Önce sağlık… Ya sonra?
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum