Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

'Kara Panterler'den siyahi öfkeye: Amerika

09 Haziran 2020 - 07:05

ABD’de ırkçılığın yaraları sarılmaya çalışılırken, 1966’da, Hz. Musa’ya gelen “10 Emir”den mülhem, “10 Esas” ile kendini tanıtan bir parti kuruldu:  “Kara Panterler Öz Savunma Partisi”. Kara Panterler, özgürlük ve çalışma hakkı ile başlayıp eşitlik, eğitim, sağlık, mülkiyet gibi, adil yargılanma ve cezaevlerindeki tutuklulara kadar özgürlük talepleri olan bir parti olarak ortaya çıktı. Kurulduğu günden itibaren FBI’ın da milli güvenlik için en önemli tehdit saydığı bir parti olmuştur. Angela Davis gibi insan haklarını savunan bir filozofun ve KathleenCleaver gibi hukukçu bir bilim insanının bu siyasi hareket içinde yer alması meşruiyet ve hukuk zeminini de güçlendirmiştir.
 
Çoğunluğunu kadın üyelerin oluşturduğu (%70) ama yönetimi erkeklerden oluşan bu parti, 1970’lerdeki aktif döneminden sonra 1980’lere gelindiğinde 50 kadar yöneticisi öldürülmüş, yaşayanları ise ya hapis ya sürgün edilmiş, ofislerine el konulmuş olarak siyaseten kapanmış olsa da bugünkü pek çok harekete ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.  Deyip, bugünkü Amerika’daki olaylara bakalım.
Şimdilerde “Kunta Kinte”leryeniden ayakta… Yeniden demekte fayda var, bugünün sorunu sadece bugün ortaya çıkan bir durum değil.  Eşitsizlik ve adaletsizlik siyahi toplum aleyhine, hep devam eden bir durum.  Dünün köleleri, tarım arazilerinin bedava çalışanları, ucuz işgücü köleler şimdi sokakta.
 
Zenci deyince hemen akla gelen isimler şöyle:
Muhammed Ali, Malcolm X, Ray Charles, Ella Fitzgerald, StevieWonder, James Brown,Spike Lee, Eddie Murphy,Beyoncé, Michael Jackson, Michael Jordan ve bir sürü rap sanatçısı, basketbolcu, yüzücü ve koşucu… Will Smith, Halle Berry gibi Oscar’lı sanatçıların yanında;   siyasetteki ünlüleri Dış İşleri bakanlığı yapan Condaleezza Rice, ColinPowell, Obama’yı da sayalım.
 
ABD siyah- beyaz ayırımını yaşarken, her şeyi siyah ile beyaz kadar net ayrıştırdı. Toplumun her kesiminden çıkıp gelen ve “insani haklar” zeminini zorla elde eden siyahilerin “bir arada yaşama talebini” yabana atmayalım. Neticede 500 yıldır kendi topraklarından sökülüp getirilen ve Amerika kıtasında yaşamaya zorlanan Afrika kökenlilerin; 50 yıl öncesine kadar ne zorluklar yaşadıklarını bilmeyen yoktur.
Bunu görmek için uzun inceleme ve araştırma yapmaya gerek yok. İki parçalı bir kıtanın kuzeyi zengin, ortası karmaşa, alt tarafı fukara. Bu olayların ve karmaşanın başlangıcı George Floyd’un bütün dünyaya yayılan, “Nefes alamıyorum” mesajı ile başlayan bir süreç değildir. Bir yanda eşitsizlik, öte yanda dengesiz zenginlik ve sömürü… Üstüne üstlük yüz yılların birikimi öfke.
 
Sessiz sedasız eylemler olmaz bu coğrafyada. Orada eylem deyince yağma, talan, yakma, yıkma anlaşılır. Adaletsizlik devletten geldiyse; devleti cezalandırmanın yolu yağmadır. Polisi acze düşürmedir, polisi cezalandırmadır.
Demokratik eylemler deyince Nelson Mandela, Martin Luther King, Malcolm X hatırlanır. Özde hepsi şiddet karşıtıdır. Şiddete karşı olmak, nefs-i müdafaa taraftarı olmak son dönem popüler Afro-Amerikan hareketlerinin genel yaklaşımıdır. Burada sadece bir zencinin polis tarafından öldürülmesi olarak olaya yaklaşmak, eksik olacaktır. Yıllardır devam eden bir ayırımcılık, bir hoşgörüsüzlük, bir suçlama psikolojisinin muhatabı zencilerdir.
Yıllardır süregelen polis şiddetinin muhatabı zencilerdir. Potansiyel suçlu hep onlardır, trafik cezalarının muhatapları onlar, bir adi suçta dahi ilk akla gelen zenci mahallelerinin sakinleridir. Gündüz neyse de hava karardığında bir şekilde öldürüleceğini tacize uğrayacağını düşünerek silahlanmanın gerekçesi de zencilerdir. Hani dönüp bakıldığında en fazla suçlu zencilerde, en fazla hapisteki mahkum zenci.. En fazla koronadan ölüm zenci mahallelerinde…
Demem o ki “Obama’nın başkan olması” dahi çikolata renkli öfkenin hafiflemesine etki edememiş…
 
Yüzyıllar öncesinden beri tarım çiftliklerinde, çok zor şartlarda çalıştırılan Afrika kökenli vatandaşların “kölelik yolu”ndan çıkması kolay olmadı. Önce alınıp satılması yasaklandı ama insani haklarını kullanmadılar, eşit muamele görmediler. Seçme ve seçilme hakkı verilmedi. Hep itilip kakılan ve horlanan oldular. Ticaretlerine dahi izin verilmedi. Sonuçta bütün pis işlerin patronluğu zencilere kaldı. Beyaz kadın ticareti, uyuşturucu ve envai çeşit batakhanelerin patronu oldular. Bir de bunların hepsi Hollywood filmlerine de konu edildi.
 
Afrika kökenlilerin protest yanı gettolardan, müziğe, edebiyata, sinemaya her yere yansımış vaziyettedir. Kuzey Amerika’nın bu ayırımcılığının bitmesi, “beyaz adam”ın herkesi insan görmesi ile mümkündür. Dini, dili, rengi, kültürü bir toplumun renkleridir. Bu renkler toplumun zenginliğidir. Bir arada yaşamanın zemini oluşturulmalıdır. Derilerinden dolayı insanları ayırıma tabi tutmanın sonu yoktur. Hadiseyi sadece bir polisin münferit bir davranışı olarak görmek olayları büyütecektir. Asıl mesele genel bir “tutum” haline gelen davranışların sona erdirilmesidir.
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum