Faizler enflasyonun çok önünde kaldı
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Faizler enflasyonun çok önünde kaldı

08 Ekim 2019 - 06:20

Faiz oranları 16,5 seviyesine yapışıp kalır mı? Faizler ile enflasyon arasında 6,5 puan reel faiz olarak yüksek sayılmaz mı? bu reel faiz ülkeye ve yatırımlara yük değil mi? Enflasyon üstünde bu kadar yüksek bir faiz sermaye sahiplerinin yeni yatırım isteğini kırar mı?

Sorular, faizlerin yüksek olduğundan ve Merkez Bankasının yeni cesaretli adımlar ile bu döngüyü kıracağı konusunda gelip takılıyor. Aylar sonra faiz için tek haneli rakamlar konuşulmaya başladı derken, ilk rakam Eylül ayı enflasyon rakamları ile geldi. 26 ay sonra gelen bu rakam moralleri düzeltmeye yetti. Yetti yetmesine de hala herkes “Cebindeki paraya bakıyor.” Önce “hayat pahalılığı” da denilen şu duruma bir açıklık getirmek gerek.

Hayat pahalılığının topluma yansıyan yanı ve psikolojisi var, gelirle ilişkisi var.. konu komşu hayat tarzı ile ilişkisi var; ihtiyaçlarla, heveslerle ilişkisi var.

Ama kimsenin denizdeki fırtınalar, dalgalar, kasırgalar umurunda değil. Tek bir soru var: Enflasyon düştü mü? Yani gemi limana doğru ilerliyor ama hiçbir şey kolay değil. Eskiden sadece ekonomi konuşulur, sonuçlar da ekonomik olurdu. Şimdi ekonomi dışında herşeyi konuşup sonuçları ekonomik olan bir dönemdeyiz.

Hazine ve Maliye Bakanı’nın da “dengelenme dönemi” dediği zamanlardayız. Pek çok göstergeden bunu görmek mümkün. Matematik tuttu sonuçta…

Türkiye’nin 10 yıllardır gündeminde olan cari açık sorunu artık daha kontrollü syretmeye başladı. Cari fazla verilen aylar var. Bunun akabinde olması gereken ithal bağımlılığından kurtulmak ve üretim ekonomisine geçmektir. Türkiye’nin en önemli kırılganlıklarından biri olan cari denge şimdilik ekonomi politikası lehine bir durum arz etmektedir.

Enflasyonla mücadelede en önemli satır başlarından olan cari denge ekonomiye bir rüzgar sağlamaya müsait durumdadır. Ülkede ciddi ciddi manüplatif ve spekülatif söylemleri köpürten bir ekonomi çevresi bulunmaktadır. Son 20 yıla istinaden şu söylenebilir: Ekonomi bürokrasisi hiç bu kadar göz önünde ve hesap verir nitelikte değildi.

Ekonomide bir gıda enflasyonu sorunu var ki “bolluğunda para etmeyen ve yokluğunda para yetmeyen” bir durum sözkonusu. Sözleşmeli tarım, anlaşmalı çiftçilik ve doğru planlama ile ekonomide özellikle arz fazlasından kaynaklanan zararlar en aza indirilebilir. Bu konuda Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı gerekli önlemleri almaktadır.

Kağıt üzerinde ya da TV ekranlarında gösterilen süslü hedeflerin ötesinde toplumsal anlamda tasarruf- yatırım ve üretim silsilesi gerçekleşmesi enflasyon için de başta gelen çözümlerdendir. Tasarruf bir bilinçtir. Zaman zaman katıldığımız uluslararası toplantılarda meslektaşlarımızın kullandığı telefonlara bakarak tebessüm ettiğimiz çok olmuştur. Hatta merakımızı yenemeyip sorduğumuz da olmuştur. Ama onlar bize uyup hala telefonlarını

değiştirmedi… Tasarruf bir kültürdür. Yatırım için gerekli kaynaklar tasarruf olmaksızın olmaz. Tasarruf olmadan da başkalarının tasarruflarına muhtaç olmak ekonomiyi hep kırılgan halde tutacaktır.

Elektrik Çarpmasın

Enflasyon düşerken gözler Merkez Bankasında: faizler daha da düşer mi? 2018 yılında kur atağı olarak görülen durum, faizi yukarı doğru fırlatmıştı. Şimdilerde enflasyon düşme eğilimine girince iyimserlik faiz indirimlerinden yana. Enflasyon düşerken özellikle temel mal ve gıda alt kalemlerindeki düşüş dikkat çekti. Gıda enflasyonundaki olumlu görünüm yaz sonu itibariyle de devam ediyor.

Enerji fiyatları için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Yıllık enflasyon gerilese de fiyatlar aylık bazda yüksek bir artış kaydetmiştir. Bunun da fiyatlara etkisi yılbaşına kadar kendini gösterecektir.

TL’deki istikrar, kurdaki istikrar ile birleşmiştir. Enflasyon beklentilerindeki iyileşme, güven endekslerindeki düzelmeler de ekonomiye yansıyacaktır. Kurun yönünü askeri ve siyasi gelişmeler belirleyecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum