Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

[email protected]

Ekonomi borçla nereye kadar?

23 Şubat 2021 - 07:40

Bireyleri olduğu kadar firmaları hatta devletleri de çaresiz bırakan bir ekonomik krizden geçmekteyiz. Borç ve yükümlülükler ötelenmekte ancak tüketim devam etmektedir. Bireyler kriz öncesinden çok düşük seviyelerdeki harcama kapasitesi ile kendilerince “günü kurtarmaya” ve bu dönemi atlatmaya çalışmaktadır.

Son yıllarda kriz deyince 2008 küresel krizini konuşurduk. Daha onun yaraları sarılmadan, ekonomiler bir gün yüzü görmeden 2019 sonundan beridir pandemi krizi bütün dünyayı kasıp kavurmaktadır. Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkeler, birlik avantajlarını lehine çevirmeye çalışırken ABD rezerv para olma avantajlarını kullanmaktadır. Sonuçta kaynaklar ve oluşturulan yeni imkanlar yine belli ellerde toplanmakta, devletlerin ve milletlerin borcu bitmemektedir.

Avrupa Birliği ülkeleri belli birkaç ülke dışında ciddi borçlu ülkelerdir. Şimdi bu borç daha da artarak devam etmektedir. Alınan para ve maliye politikası önlemleri borcu çoğaltan tedbirlerdir. Vergi toplanmamakta, ödeme kapasitesi önemli ölçüde gerilemektedir. Pandemiye karşı alınan önlemler devletlerin kesesinin ağzını iyiden açmış görünmektedir. Borç stokları da haliyle artış eğilimi içerisindedir.

Avrupa’nın kamu borç stokuyla uzun yıllardır devam eden birlikteliği ve bu borçları eritememelerinin kökeninde, büyüme oranlarındaki gerileme belirleyicidir. Öncelikle büyüyen ekonomilerde borçların geri ödenmesi kolaylaşır. Ayrıca bir ülkenin borçluluk düzeyinin en önemli göstergesi olan Kamu Borç Stoku/GSYH oranında milli gelir azaldıkça borç oranı büyüyecektir. Şimdiki durum, borcun da arttığı bir haldir.

O nedenle Birliğin yüksek borç stokuyla birlikteliğini ifade etmeden önce, büyüme oranlarının seyrine bakmak gerekir: Ekonomi iyiden yavaşladı ama hayat devam ediyor. Ödemeler, yükümlülükler, kiralar, taksitler… Firmalar için nakitte olanlar ya da yükümlülükleri sınırlı olanlar için neyse ama.. Gelecek döneme yönelik borç ödeme taksit ödeme yükümlüğü devam edenler için sorun büyük.

Hem üretim, hem cari giderleri, hem personel ödemeleri ile malını satıp parasını tahsil etmesi kolay değil. Sattığı ülke ile olan sözleşme ve taahhütleri ya da beklediği ama gelmeyen malları başka bir handikap... Malını gönderdiği ülkeden parasını bile alabileceği şüpheli durumda.

Vatandaş ise üç parça: Ücretli kesim, maaşını alanlar, ücretsiz izine çıkarılanlar ve işsiz kalanlar… Hak, hukuk kadar bu kişilerin günlük rutin hayatlarını sürdürebilmeleri önceliklenmiş durumda. Bu defa devlet kaynakları kadar sivil toplum da özendirilmeli. İyilik dernekleri kurumsal dayanışmalar, dernekler vakıflar inisiyatif almalı.

Ülkelerin başlıca karar birimlerinden olan bireylerin, ailelerin ve işletmelerin doğru tepkiler vererek krizi en az hasarla atlatmasını sağlamak ve doğru yönlendirmek; daha büyük ve etkili karar birimi olan “devletin” esas ve temel görevidir. Ama bireysel yardım komşuyu kollama ve ihtiyaç sahipleriyle dayanışma bu zamanda daha önem arz ediyor.

Bugün bulup bugün kazananlar ve bugünkü kazancını bugün tüketenler de önemli bir kesim. Bu yüzden tek başlarına çözemezler… Devletin her açtığı destek paketinin finansmanı borç yükünü arttırmaktadır. Acilen toplumsal dayanışmayı geliştirecek yeni örgütlenmelere de ihtiyaç bulunmaktadır. Bu sorunu bireyler tek başına çözemediği gibi devletin de el atmasını beklemek bazen gecikebilecektir. Kışın bu şiddetli günlerinde, hala toplumsal dayanışma ile “Her canlı bir hayattır!..” deyip örgütlenip ihtiyaç sahiplerine ulaşılmalıdır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test