Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

[email protected]

Devlet ne yapsın?

08 Haziran 2021 - 03:35


Her sese kulak veren ve her çıtırtıyla ürperen bir devlet düşünün. Her konuşanın bir çalkantı beklediği dönemlerden geçiyoruz. Herkes “Bir konuşmama bakar” diyor. Bir de benim söylediklerimden değil, söylemediklerimden korkun diyenler var…
Devlet asayiş, “güvenlik” ile kurulur. “Güven” ile varlığını sürdürür. Siyaset kurumu sistemin tam ortasında yer alarak, vatandaşlar arası güvenin tesisinden sorumludur. Güven düzeyi yükseldikçe değerleri benimseme de artacaktır. Bu güven düzeyi açısından baskıcı otorite istenmeyen bir durumdur. Baskıyla sağlanmak istenen güvenin ömrü kısa olur.
Özünde güven öncelikle kurumlara güvendir. En iyi otorite bile olsa; sadece kendi iktidarıyla sınırlıdır. Burada birbirini olumlu besleyen demokratik süreçlerden, birbirini döngüsel olarak besleyen değerler ve kurumlardan söz etmek mümkündür.
Şurası da bir gerçektir ki devlet, vatandaşların kendisine güç atfettiği bir yapıdır. Bu gücün finansmanı vatandaşların ödediği vergilerdir. Devletin burada kendi halkına karşı sorumluluğunu yerine getirmesi beklenir. 
Aksi takdirde gün olur kendi halkına darbe yapan askerler de olur… Komünizmle mücadele adına bir yerlerden getirilen uyuşturucu, mahallenin zencilerine satılır…  Buradan elde edilen gelir bir başka ülkeye “baharlar” getirmek amacıyla dahi kullanılır. Bu kadar ulvi ve masum (?) nedenlere de kimsenin diyeceği olamaz.
Bu skandal gazetecilik konusunu Garry Webb yazı dizisi haline getirir.  Gazeteci Gary Webb’in "Dark Alliance" yazı dizisinden sonra 1998'de yayınladığı kitap bu tür iddialarla doludur. CIA’nın da yoğun eleştirilerine maruz kalan Webb, 10 Aralık 2004'te intihar sebebiyle   ölümüne kadar bu iddialarını sürdürmekten, bir takım belgeler sunmaktan vazgeçmez. Yazı dizisinde yer alan isimler CIA’nın “komünizmle mücadele” diyerek gerçekleştirdiği kirli ilişkileri ortaya koymaktadır. Bunun kabul edilebilir yanı yoktur; ancak yapılmıştır.  ABD hükümetinin kendi organizasyonu olunca böylesi narkotik bir sorun, geleneksel “kötü” olmaktan çıkmıştır.

Güven olmadan olmaz…

Güven, hem bireyler için hem de kurumlar için temiz hava gibidir. Ortam kirlendikçe nefes almak, bir şeyler yapmak nasıl zorlaşıyorsa güvenin düştüğü bir ortamda doğal olarak “ot bitmeyecek”, “yaprak dahi kımıldamayacaktır.” Kişilerin birbirine güvenmediği, kurumların, üreticilerin ve tüketicilerin hatta kimsenin birbirine itimadının olmadığı bir ortamdan daha kötüsü düşünülemez.
Hele ki siyasi kurumların profili yükseldikçe ve bu kurumlar da vatandaşların saygı ve güvenini kazandıkça, vatandaşlar arasında yayılmaları ve kabul görmeleri daha fazla olacaktır. Bununla beraber, güven konusunda, kişilerarası güven yüksekse hem demokrasi hem refah gelişir.
Son haftalarda YouTube üzerinden yapılan seri yayınlar başta ülke imajını zedelemektedir. Kendini temize çekmesi gereken siyasettir. Kötünün ve nefretin yüceltilmesi popülerleştirilmektedir. Bu bir ülke sorunudur. Ülkenin bu tür ilişkilerle anılması ülke risklerini ölçenlere yeni bir malzeme sunar. İktidar ve muhalefetin böyle dış müdahaleler ve ülkeyi itibarsızlaştırmaya yönelik söylemlere karşı birlikte hareket etmesi şarttır. Sadece, ne olursa olsun “iktidar gitsin de…” yaklaşımı adına bu iddialara prim vermenin maliyeti de ülkeye çıkmaktadır.  Ayrıca siyasetin bu tür yandan müdahalelerle mücadelesi şarttır. Meclis ve hakimler bunun için vardır. Kameraların önünde her gün yapılan bu tür tartışmaların ülkeye faydasından çok zararı bulunmaktadır.
Bu tarz yayınlarla mücadele etmesi gereken ve reddetmesi gereken öncelikle siyasi iktidardır. İtibar yönetimi sadece birey ve firmaların değil devlet için de önemli ve vazgeçilmez bir konudur. “Mafyöz Devlet, Narko-Devlet, Terörist Devlet” imajının siyasete hiçbir faydası olmayacaktır. Ülkenin maliyetleri, faizi artacak;  refah ve satın alma gücü azalacaktır.
Ekonomik gidişat beklentiler ve umutlarla artar. Her yerde hükümetler beklentileri olumluya çevirmeyi ister. Dolayısıyla bunu iktidarlarının devamı için de gerekli görürler. Ülke siyasetinde, “selden kütük kaparcasına,” salt bir muhalefet politikası haline getirilen olumsuz tekrarların anlamı yoktur.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test