Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

[email protected]

Devlet ayağa kalkarsa

22 Aralık 2020 - 07:35

Dünyanın düzeni belli: Bir devlet ne kadar “büyüklerin” dümen suyunda..bölgesinde sorunsuz olur. Halkı huzursuz olsa da yönetimler mutlu ve otomatik pilot ile idare edilir. Daha ötesi ne üretip ne satacağına kadar başkaları karar veriyorsa, açılacak okullar, yapılacak yatırımlar, hatta işbirliği içinde olunacak ülkeler 5 büyükler tarafından belirleniyorsa… O devletten iyisi olmaz..olamaz! İşi rast gider.
Bunun anlamı fiziken var ancak,  egemenlik olarak yok demektir.  Bu devletin verilen ödevleri yapması yanısıra kimlerle ittifak halinde olduğu da önem taşır. Bu yüzden ülkenin ziyaretçileri ve yapılan yurtdışı temaslar sürekli mercek altındadır. Bunun adı asla İstiklal ve Cumhuriyet değildir…

Devlet, halkı için vardır. Halkın veyahut vatandaşlarıntek başına çözemedikleri ihtiyaçlar için örgütlenir ve faaliyetini yürütür. Evvel emirde, işbu hizmet listesi “güvenlik“ gibi devletinteşkilatlanarak çözebileceği işler ile başlar. Hakikaten güvenlik hizmeti, insanın olduğu kadar devletin de mevcudiyetini tehdit eden unsurları ortadan kaldırdığından ötürüdür ki asla eksiltilemez, azaltılamaz, vazgeçilemez bir nitelik arzeder. Mevzunun halli noktasında“canla, başla” ve “paraysa para, malsa mal” olarak halk desteği de devreye girebilir. Aksi halde güvenliğin tesis edilemediği herhangi bir durumda ne canın, ne malın ne de  ırz ve namusun korunmasımümkün olacaktır.

Düzen, huzur ister. Huzur olmayan yerde bireysel silahlanmadan başlayan başka kaotik durumların vücut bulacağı açıktır. Devlet, elindeki imkan ve güçlerle bu huzur ortamını tesis etmeye çalışır. Ancak devletin de bir meşruiyet çizgisi vardır ki buna istinaden kendisine bir hareket alanı oluşturur. Bunu geçemez. Kendisine Anayasa ile tanınan belirli yetki ve sorumluluklarını kullanır. Bu yüzden Anayasa kavgası hiç bitmeyecek türden ya da uzun sayfalara sığmaya çalışan bir hale dönüşebilir. Bu yüzden 200 yıl öncesinde, Alman değirmenci “Berlin’de savcılar/hakimler var” derken, güvendiği yer bütün bir hukuk düzenidir. Neticede  bu hukuk rejimini işleten ve gücü kullanan, güçlü olan devlettir. Bu gücünü, kullandığı ve bulundurduğu silahlar ile her daim hissettirir. Temel sıkıntı bu namluların kendi halkına yönelmesidir… bu yüzdendir ki kendi halkına yöneltilen silahı kimse selamlamaz ve hiç kimse alkışlamaz… Halkın kendisini korumak için oluşturulan silahlı gücün hedefi, düşman olmalıdır…

Güvenliğin olmadığı alanlarda hakim olan silahlı unsurlar, siyaseti de ticareti de yönetir.  Sonucun dönüp gelip hukuku ve adaleti de hedef alması kaçınılmazdır. Bu yüzden besin kaynağını silahlı güçlerden alan yerel organizasyonların gelişmesi bu illegal silahlı unsurların varlığı ile mümkündür.   Siyasi bağlantılarından önce terörist unsurlar engellenmelidir. Yurt dışındaki silahlı grupların dışarıdan içeriye “ayar çekmesi” engellenmedikçe  siyasetin selamete ermesi mümkün olmayacaktır. Başka ülke sınırlarında konuşlanan örgütlü yapılar ortadan kaldırılmadan, başka bir ülke toprağında üs veya barınaklar imkansız hale getirilmeden, terör ile yapılan mücadele hep eksik kalacaktır.

“Büyük devlet aklı” işletilmelidir. “Baba katili ile babanın bir safta” yer almasını engelleyecek tek güç devlettir. Hukuk ve adaleti işletmeden, vicdanlarda adalet duygusunu hakim kılmadan; siyasetin de ticaretin de gelişmesinden söz edilemez. Gün gelir ticaret, siyaseti finanse etmeye başlar. Ve ticaret siyasete egemen olur. Bunun adı yönetimin parasallaşmasıdır. Erdemler ve değerlerin ikinci plana atıldığı bu düzeni kimse istemeyecektir.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test