Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

CDS üzerinden ayar çekmek

12 Mayıs 2020 - 07:38

Borç para arayanlar milli sınırların dışına çıktıklarında neyle karşılaşacaklarını bilemez. Ancak onlara da genel gidişatla ilgili birtakım ön değerlendirmeler sunulur. Finansal kredibilite söz konusu ise Türkiye kaç faizle borçlanırsa üstüne hesaplanan kadar daha CDS risk primi yüklenir. Bunun ne kadar adil olduğu, ülke riskinin nasıl hesaplandığına dair kuşkular ve veri toplama yöntemleri hep konuşulsa da sonuçta veri, veridir. Tarla sürülmüştür.
Anlaşma için giden kamu özel kurumlarını hazır bekleyen bir mekanizma vardır. Piyasa faizleri tamam. Ya CDS primleri ne olacak? İşte burada ülke riski, ekonomik, siyasi riskler jeopolitik risklerin de içinde yer aldığı bir paket hazırlanmıştır. İçine ülke dış politikasının da dahil edildiği bir hesaplama devreye girecektir.
Şimdi olandan gidelim. Türkiye’nin genelde son yıllardaki risk primi 120-160 arasındadır... Faizlere ilave 1,5 risk puanı da eklenerek borçlanma maliyetimizi bulabiliriz.  Zaten dünyada her ülkeye bir risk puanı biçmiş egemenler.  Gelişmiş ülkeler 50 puan ve altında, gelişmekte olan ülkeler 100-150 arasında iken Türkiye’nin 650 puana dayanmasının bir anlamı olması gerek. Neredeyse ödediğimiz faizin 4 katı risk primine maruz kalmak, anlaşılır bir durum değildir.
Şöyle bir geriye doğru bakıyorum: hafıza tazeleyeceğim.
Türkiye'nin derdi bitmiyor:
24 Kasım 2015 Rus uçağı düşürüldü.
Rusya ile ticaret bir anda kesildi soğuk rüzgarlar esiyor. Turistler de gelmedi o sene, 8 milyon kişi Türkiye’nin 1/5 misafir sayısına denk düşmekteydi. Ekonomi durumdan hiç memnun olmadı. Derken bunlar da neymiş diyeceğimiz günlere gelindi.
15 Temmuz 2016 malum, menfur kalkışma...
Ülkenin damarlarından kan çekildi. Siyasi, ekonomik ve bürokratik sarsıntı. Bu dönemde bile CDS rakamları 300’e dayanmıştı. Normalinin neredeyse iki katına ulaştı.
2017 herşeyi düzene koyup yeniden yola revan olduğumuz dönem.
2017 neşeliyiz. Yeniden anlaşmalar ve bölgesel birliktelikler… Ekonomi  %7 büyüdü. Risk primi 150 puan.
2018 ZeytindalıHarekatı ile başladı. Türkiye jeo-stratejik olarak güvenliğini önceliklendirmişti. Güvenliği ihmal ederek yapılan herşey bir anda boşa gidebilirdi. Mart ayında Rahip Brunson müebbet hapis cezası talebi ile yargılanırken, Nisan ayında ABD yaptırımları masada. CDS havayı erken kokladı 200 puandan yükselmeye başladı; F35 projesinden Türkiye dışlandı. İki bakan ABD’nin kara listesinde. Dolar hareketlendi 4,10₺.
24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi seçimleri.
13 Ağustos CDS 583 puan… 1 $ = 7,11 ₺ oldu. Böyle bir rakamı uzun yıllardır görmemiştik.
13 Eylül’de TCMB faizleri 625 bps arttırdı, faizler %24’e yükseldi. Dolarda gevşeme 6,20 ₺.
12 Ekim’de papaz ülkesine gönderildi. CDS 380 puan, dolar döndü 5,60 ₺.
2018’in sonunda CDS 350 puan; dolar kuru 5,20 ₺.
Para lazımdı o maliyetlerden borçlanıldı. Ancak maliyet çok yüksek. Faizler maliyetlere yansıdı. Buyurun maliyet enflasyonu... Ama riskler bitmiyor.
2019 S400’ler ve Barış Pınarı Harekatı. Ekonomi yine rüzgarın önündeki yaprak sanki.
Doğu Akdeniz ve Libya UMH ile anlaşma her şey tamam derken…
2020 virüslü çıktı: Corona…
Türkiye'nin bagajı dolu.
Ülke olarak sadece ekonomik riskimiz yok.
Siyasi ve jeopolitik risklerimiz de var. Bu riskler bir şekilde Amerika, Rusya ve Avrupa ile çatışıyor. Türkiye’nin en zayıf yanı finansman ihtiyacı. En kolay kastıkları yer, finansman. Ülkeye para lazım, o da bizde yok.
Türkiye bu finansman ihtiyacından çıkmadıkça IMF’ye doğru yol bitmez.
IMF seçeneği ekonomik bağımsızlığın gitmesi demektir... 2001’den tecrübeliyiz. Vergi, harcama, tarıma sınırlama, özelleştirme ülkenin eli kolu bağlanmıştı.
O yüzden 2001 programı, "Dış politikayı ABD'ye,  ekonomiyi IMF’ ye, iç politikayı da AB'ye bağlamıştı."
Başka seçeneklere çalışmak gerek.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum