Bilgiyi kirletmeden yönetmek
Reklam
Reklam
Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

Prof. Dr. ibrahim Attila ACAR

attila2000@gmail.com

Bilgiyi kirletmeden yönetmek

05 Kasım 2019 - 06:21

Gündem duruldu.  ABD ile 120 saat, Rusya ile 150 saatlik  çekilme süreci görüşmeleri tamamlandı. FED faiz indirmeden bu defa Merkez Bankası ön aldı faizleri indirdi.  Hükümet yeni teşvik ve canlandırma paketlerinin müjdesini verdi… Derken ABD’den Temsilciler Meclisinde “Sözde Ermeni İddialarının Kabul edildiği” haberi geldi.  Barış Pınarı Harekatı sebebiyle zaten bir yaptırım hazırlığı devam ediyordu. Her ikisi de kabul edilmiş oldu. AB bölgesi ise 20 sene öncesinin çekiciliğini yitirmiş ve AB’ye yönelebilecek mülteci akını endişesini yaşıyor.
Bu kadar hengamenin arasında başka bir konudan sözetmek istedim bugün: bilgi kirliliği ve bilgi manipülasyonları…  Gelişmiş bilgi ortamları başka bir biçime dönüşüyor. Haliyle bu durum ekonomik ve sosyal sistemlerin etkin işleyişini de etkiliyor. Nasıl mı? Bilgiyi değiştirerek, bilgiyi karartarak, bilgiyi   manipüle ederek, hatta çarpıtarak veya bozma çabalarını içeren yeni bir muhtemel siber evren oluştu. 
Bu konu sosyal manipülasyonlar konusunda daha da etkili.  Kitleleri yalan yanlış bilgiler ile sokağa dökmek, birilerine karşı eyleme geçmek, azınlıklara zarar verici terör ve tedhiş eylemleri… her an her şey olabilir.  “Atatürk’ün Selanikteki evine bomba atılmış ” der, birileri…  6-7 Eylül olayları patlak verir. “Bir kahvehane taranır, karakol taranır” zanlılar ile ilgili bir şayia yeter. Sivas, Çorum, Maraş “yangınları”nda başka ne tür kıvılcımlar kullanıldı?  İçimiz yandı hep.
AynelArab olarak bilinen Kobani, terör örgütlerinin Türkiye, Suriye ve Irak üçgeninde birbirilerinden güç devşirme merkezi haline getirildi. DEAŞ'ınKobani'yi işgal girişimi var gerekçesiyle bir başka terör örgütü PKKTürkiye içerisindekitlesel eylemler başlattı. Birçok Avrupa ülkesi, DAEŞ tehlikesine karşı PKK'ya silah gönderdi. Çıkan olaylarda 54 kişi hayatını kaybetti.
Bunun adı sosyal sosyal manipülasyondur.  Yeni toplumlar buna çok hazır. Aletler çok gelişmiş. Bir twitte bakar. İstihbarata – karşı istihbaratı anlamak kolay da bu sosyal medya ataklarına ne demeli? Bununla birlikte milli güvenliğin esnek bir bilgi ortamına dayanabilecek kodları var mıdır? Evet ABD’de yıllardır faaliyette olan bir İstihbarat Üniversitesi dahi var. Toplumsal katmanları analiz eden adeta  güçlü bir sosyal topografya için zemin araştıran bilgiler buralarda üretiliyor. Üretiliyor da bu çatışmanın ağlar arasında  giderek daha fazla sürtünmeye yol açması sorunu nasıl çözülecek?
Bilgi bir derya.  bu ortamının gerçek karakteri ve muhtemel yönleri hakkındaki farkındalığımız artmalıdır. Bu dönüşümdeki temel nedensel dinamikleri, hangi toplulukların hangi tür toplumsal manipülasyon biçimlerine nasıl tepki verdiğini baştan analiz edenler; o toplumu istediği gibi yönlendirebilecektir. Bunu dikkate alan  araştırma ve anlayışa yatırım yapılmalıdır.
Eskinin bilgi kaynağı olarak takvim yaprağı yeterli idi:  sorulduğunda “Takvim yaprağından okudum.”denirdi. Şimdi bilgi var ama kaynağı belli değil. Ne tür bilgi olduğu konusunda  emin değil hiç kimse. Malum kaynaklar bizi nereye götürüyor farkında değiliz. Günümüzün birinci derecedeki güvenlik sorunu budur. Sosyal medyadaki yalan yanlış yönlendirmelerden siber saldırılara kadar çok geniş bir alanda saldırı altındayız. Bilgi kirliliğini geçtik, bilgiye maruz kalmaktayız ama bu bilgi doğrudan “maksatlı üretilmiş” yanlı ve yalan yanlış bilgi.
Sosyal bilgi ağlarının hedefinde Türkiye gibi ülkeler var. Neden Türkiye? Çünkü fermuarları çok. Dikiş yerleri saldırıya açık. Herhangi bir zorlamada patlak vermesi muhtemel. O yüzden Türkiye’yi hedefe alan nerelerden hücum edeceğini çok iyi biliyor.  O yüzden toplum çeşitlilikleri ve çoğulculuğu kabul etmekten vazgeçip tek tipleşecektir.
Şu 29 Ekim kutlamalarına karışan her türlü kötü niyetliler ve yaptıkları fermuarlara saldırır. Toplumun dikiş yerleri patlatılmak istenmekte; adeta bir infiale davetiye çıkartılmaktadır. Ne olacak peki?
Bilgi güvenliği her güvenliğin üstündedir. Klasik bilgi güvenliği biçimleri yetmemekte güçlü aracı kurumlar ve sosyal manipülasyon tekniklerine karşı sürekli aşılanmış bir toplum gerekmektedir. Bağışıklık düzeyi yüksek neferlerin olduğu bir topluluğu hiçbir güç manipüle edemeyecektir...
Ülkelerin siber güvenlik filoları oluşmaya başlamıştır. Üstelik bazı ülkeler bunu ordu şeklinde örgütlemektedir. Bunu sadece kamu  girişimciliği ile çözmek de mümkün değildir. Milli güvenlik denilen konu, kamu yatırımları kadar özel aktörlerin de işbirliğine dayanacaktır. STK’ler bunun başat aktörü olabilir. Bu çatışma biçiminin teknolojileri ve teknikleri geniş bir aktör yelpazesinden yararlanır.Bu  yeni ortamda özel güç  bazı durumlarda kamu gücünü aşar. Özel şirket ciroları çoğu devletlerin milli gelirlerini aşmıştır. Kamu - Özel işbirlikleri  burada da kendini gösterecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum