Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

harunrasituysal@gmail.com

Tarımda ithalat sorunu!

04 Mart 2020 - 08:27

Türkiye, 1980 yılına kadar gıdada kendine yeten dünyanın 7 ülkesinden birisiydi.” 24 Ocak 1980 ekonomik istikrar kararları” ve ardından bu kararları uygulamak için yapılan “12 Eylül askeri darbesi” ile tarımda dışa bağımlılık start aldı.
Devamında Çiller tarafından uygulanan “5 Nisan 1994 istikrar kararları” ve gelen “Gümrük Birliği Anlaşması” önemli kırılmalara neden oldu.
Bunların sonucunda daha önce yediği her ürünü üreten hatta ihraç eden Türkiye’den bugün hemen hemen her ürünü ithal eden Türkiye’ye gelindi.
Liberal ekonomistler de bu durumu körüklediler. Mütemadiyen hükümetlere, sosyoekonomik yönünü görmezden gelerek, tarımda maliyetlerin yüksek olduğunu, üretim yerine ithalat yapılmasını salık verdiler.
Bugün bakıldığında bu politikaların ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkıyor. Türkiye gereksinim duyduğu tarım ürünlerini kendi yetiştirmiş olsaydı dışarıya döviz ödemeyecekti.
2019 yılında 2018’e göre kuru soğandaki ithalat artışı yüzde 2.179,  zeytinyağında yüzde 477,  patateste de yüzde 271 olmuş. Pirinç, kuru fasulye ve et ithalatında azalmalar görülmüş. Soya fasulyesinde yerli üretim yok denecek kadar azken 2019 yılı ithalatı 2 milyon 637 bin ton olarak gerçekleşmiş.
Et ithalatındaki düşüş, daha önce plansız bir şekilde yapılan aşırı ithalat nedeniyle gerçekleşti. Buğday, ayçiçeği, mısır, pamuk gibi ürünlerde ithalat da öne çıkıyor. Bunların dışında badem, ceviz ithalatları da artmış.
 
 Hayvan yiyeceği de dışarıdan
 
Türkiye’nin dışa bağımlılıktan kurtulamadığı önemli ürünlerden birisi de yem hammaddeleri. Hayvanların yediği yem hammaddelerinin çoğu dışarıdan geliyor. Yani hayvanımızın yiyeceği de insanımızınki gibi dışarıdan karşılanıyor. Özellikle tavuk yemlerinde kullanılan soyada tamamen dışa bağımlılık söz konusu.
Bakıldığında fındık, incir, kayısı gibi birkaç ürün dışındaki ürünlerde Türkiye net ithalatçı. Öyle ki buğday ithalatında dünya birincisi bile olduk.
Birkaç yıl öncesine kadar döviz kuru düşükken bu paralar zorda olsa dışarıya ödenebiliyordu ama bugün kur her geçen gün artıyor. Bu da tarımda maliyetlerin yükseleceğini ve üreticinin zor durumda kalacağını gösteriyor.
            Halbuki yeterince tarım alanına sahip olan Türkiye’de, köylülerin kooperatifler şeklinde örgütlenmesi, üretimin planlanması ve teknolojinin kullanımı ile gereksinim duyulan bütün tarım ürünleri üretilebilir.
            O zaman ne duruyoruz ki…
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum