Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

[email protected]

Gıda savaşları

28 Nisan 2021 - 07:30

Koronavirüs salgınının tüm dünyayı etkilediği günümüzde aşılamanın dünyada hızla yapılamaması durumunda kapanmalar devam edecek ve tedarik zincirlerindeki kırılmalar nedeniyle kırılmaların olduğu ülkelerde gıda yetersizliği baş gösterecek.

Yine kovid-19 salgınıyla kamuculuğu yeniden hatırlayan kapitalist ülkeler diğer ihracatçı ülkelerle birlikte geçen yıl yaptıkları gibi başta buğday olmak birçok ürünün ihracatına sınırlama getirecekler. Bu da bu ürünlere gereksinim duyan ülkelerde gıda sıkıntısına neden olacak. Hele yoksulluk ve açlık çeken Afrika ülkeleri bundan daha fazla etkilenecekler. Bu durum oralara daha fazla yoksulluk ve açlık olarak geri dönecek.
Yine pandemi, maliyet artışları, gençlerin uzaklaşması nedenleriyle üretim miktarında düşmeler gıda fiyatlarının artışına bu da yoksul kesimlerin gıdaya ulaşımında güçlüklere neden oluyor.

Gıda fiyatları yükselişte…
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre 2007'den bu yana gıda fiyatlarındaki artış yüzde 70'e dayanırken, Ekim döneminde ise zirve rakamlar görüldü.

FAO Gıda Fiyat Endeksi, Şubat ayında yüzde 2.4 artarak 116.0 seviyesine yükseldi. Yıllık bazda artış yüzde 16.74 olarak gerçekleşti. Şubat 2020'de endeks 99.4 seviyesindeydi. Aralıksız dokuz aydır yükselişini sürdüren endeks, Temmuz 2014'ten bu yana son 6.5 yılın en yüksek seviyesini gördü. Ocak ayında 113.3 olan endeksin Şubat ayındaki yükselişini tetikleyen alt endeks grupları arasında şeker ve bitkisel yağlar öne çıktı. Bu yıl buğday başta olmak üzere tahıllarda, ayçiçeği yağı başta olmak üzere bitkisel yağlarda, yem hammaddelerinde fiyat artışları son 6 yılın zirvesine ulaştı.
FAO küresel gıda fiyatları artışının iki ana nedenden kaynaklandığını ifade ediyor. İlk sebep iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık, ikinci ana neden ise koronavirüs salgını.

Pandemi ile birlikte; üretim süreçleri, tarımsal iş gücü serbest dolaşımı, sekteye uğrayan lojistik ağı ülkelerin giderek artan kendine yeterlilik kaygısı fiyatları da yukarı yünlü hareket ettiriyor.

Artan dünya nüfusuna paralel olarak artmayan gıda üretimi nedeniyle gıda yetersizliği kovid-19 dan sonra da devam edecek. Ancak gıda yetersizliğinin sadece üretimden kaynaklanmadığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Aslında gelir dağılımındaki adaleti sağlamak gerekiyor.

Gıdada Sürdürülebilirlik Endeksi'ne göre dünyada gıdaya erişimi yetersiz 1,8 milyar insan yaşıyor. Yaklaşık 2 milyar insan da sağlıklı ve yeterli suya ulaşamıyor. 2040 yılında dünyada en fazla su kıtlığı çekecek 33 ülke arasında Türkiye de var.

Diğer taraftan dünyada varlıkların yarısından fazlasının da yüzde 1’lik bir kesimin elinde olduğu düşünüldüğünde gelirin ve varlıkların paylaşımında adaletin sağlanması gerektiği daha bir öne çıkıyor.

Ya israf…
Bunun yanı sıra israf da çok önemli bir faktör. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü verilerine göre, gıda ürünlerinin tarladan sofraya ulaşması sırasında yetersiz uygunsuz nakliye, depolama koşulları yüzünden, gıdanın yüzde 25’i heba oluyor. Dünyada her yıl israf edilen gıda miktarı ise en az 1,3 milyar ton.

Türkiye’de yılda yaklaşık olarak üretilen 49-50 milyar kilo yaş meyve-sebzenin 12 ile 24 milyar kilosu yani dörtte biri ile yarısı hasat, taşıma sırasında ve pazarlar-marketler ile evlerde heba oluyor. Yılda sadece Türkiye’de 5 milyar ekmek çöpe gidiyor.
İyi bir hasat, soğukta depolama, pazar yerlerinde düzen ve sadece ev gereksinimini karşılayacak kadar ürün almayla bu israf giderilebilir ve bu miktarlar hem tüketimde hem de ekonomi içerisinde tutulabilir.

Üretim nasıl artırılacak?
Gerekli önlemler alınmazsa asıl sorun 2050 yılında yaşanacak. Gıda savaşları 2050 yılında kendini gösterecek. Tahminlere göre, 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara ulaşması beklenirken; en az üçte ikisi yani 7 milyarı yani bugünkü kadarı kentlerde yaşayacak. Bu da nüfusu beslemek adına bugünkü gıda üretiminin en az yüzde 50 artırılması gerektiği anlamına geliyor.

Tarım toprakları bugün maksimum düzeyde kullanıldığına göre artış nasıl sağlanacak? Yeni tarım alanlarının açılması için yağmur ormanları, ormanlar ve meralar mı feda edilecek?

Aslında o zaman üretilen gıda o zamanki tüketime de yetebilecek. Ancak bunun için; gelir adaleti sağlanmalı, çevreye-toprağa-suya-insana aşırı zarar veren iklim değişikliğini tetikleyen vahşi endüstriyel tarımdan vazgeçilmeli. Bunun yerine çevreye-insana-toprağa-suya-hayvana dost üretim yöntemleri tercih edilmeli.

Bunun için; bölgeye adapte olmuş yerel tohumlar, tuza ve susuzluğa dayanıklı yerel çeşitler ekilmeli, vahşi sulama yöntemlerinden vazgeçilmeli, mera alanları genişletilmeli, tarım alanlarına konut-maden-taş ocakları-termik santraller yapılmasının önüne geçilmeli, robotik tarım yöntemleri geliştirilmeli, soğuk hava depolarının miktarı arttırılmalı, hayvanlara iyi davranılmalı, sular kirletilmemeli, israf önlenmeli ve bütün bunları daha rahat gerçekleştirmek için KOOPERATİFÇİLİK öne çıkarılarak bütün üreticilerin örgütlenmesi sağlanmalı.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test