Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

[email protected]

GDO ithalatı bitirilebilir mi?

10 Mart 2021 - 07:30

Geçenlerde çıkan bir haberde Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Derneği İktisadi İşletmesi‘nin (BESD-BİR) başvurusu üzerine, genetiği değiştirilmiş (GDO) bir mısır ve iki soya çeşidinin hayvan yemlerinde kullanılmasına on yıl boyunca izin verildiğini yazıyordu.
GDO’lu ürünlerin üretiminin Türkiye’de yasak olduğu bilindiğine göre bu çeşitler ithal edilecek. Yani aynı zamanda yabancı ülkelerin üreticisinin cebine yine milyonlarca dolar konacak.
Türkiye’ye ağırlıklı olarak GDO’lu mısır, soya ve pamuk geliyor. Pamuk bildiğiniz gibi insanların elbiselerinde hammadde olarak kullanılırken, mısır ve soya başta tavuk yetiştiriciliği olmak üzere hayvan yemlerinde kullanılıyor.

Neden ithal ediliyorlar?
Türkiye bundan 30 yıl önce önemli bir pamuk yetiştiricisi ve ihracatçısı bir ülkeyken, yetiştiriciliğin ve tekstil fabrikalarının Güney Doğu Asya’ya kayması, pamukçunun maliyetler altında ezilmesi, tekstilde marka yaratılamaması nedenleriyle pamuk üretimi iyice azaldı. Sonra daha önceleri bembeyaz olan Büyük Menderes ve Küçük Menderes gibi ovalarda mısır başta olmak üzere yem bitkileri yetiştirilmeye başlandı. Türkiye de gereksinim duyduğu pamuğun neredeyse yarısını ABD, Yunanistan gibi ülkelerden ithal eder hale geldi 

Türkiye mısır ve soyada da dışa bağımlı. Bağımlılık mısırda yüzde otuz, soyada da yüzde doksan beş civarında. Bu bir tarım ülkesi olarak övünen Türkiye için çok can sıkıcı bir durum. Türkiye hiçbir zaman güçlü bir soya üreticisi olmadı, ancak hükümetlerin tarımı ikinci plana iten uygulamaları ve liberal bilim insanı ile gazetecilerin karlılık hesabına göre gerekirse üretim değil ithalat yapması şeklindeki propagandaları sonucunda birçok üründe olduğu gibi mısırda da üretim alanları daraldı. Bunun sonucunda özellikle GDO’lu mısır ithalatının önü açıldı. Halbuki üretimin bir de sosyoekonomik önemi vardı, ancak bu göz ardı edilmişti.

Çözüm nerede?
Çözüm tabii ki üretimde. Son zamanlarda Türkiye’de pamuk üretim alanları arttı. Ancak hala bir fiyat istikrarı sağlanmış değil. Dolayısıyla çiftçi önünü göremediği için üretime temkinli yaklaşıyor ve bu da üretimin artmasını engelliyor.

Halbuki Çin’de başlayan kovid-19 pandemisi Çin’e olan güveni azalttı. Eskiden kaliteli pamuğu bol miktarda üreten ve tekstil sanayii de güçlü olan Türkiye bunu maalesef fırsata çeviremedi. Aslında hala şans var. Bu şans maliyetlerin azaltılmasına bağlı. Geçmişten gelen güçlü bir pamuk üretme hafızası olan Türkiye desteklemeler ve girdilerdeki vergilerin sıfırlanmasıyla yeniden dünyaya pamuk (üstelik de GDO’suz) ve tekstil ürünleri ihraç eden bir ülke konumuna gelebilir.
Mısır ve soyaya gelirsek… Bunların tavuk yetiştiriciliği başta olmak üzere hayvan yemlerinde kullanıldığını söylemiştik. Türkiye’nin mısır ve soyaya bağımlılığının azaltılması ve bunların insan gıdası olarak kullanımının sağlanması için en başta bedava yem kaynağı olan mera alanlarının-yaylaların acilen açılması gerekiyor. Bu bağlamda buralara yapılacak olan tarım dışı yatırımların acil durdurulması gerekiyor. Bu bir.

Mısırda yüzde yetmiş olan ülke içi (üstelik GDO’suz) üretiminin verilecek destekler, maliyet düşürücü tedbirler ve iyi fiyat politikaları ile yüzde yüze çıkarılması zor olmasa gerek diye düşünüyorum. Bu iki.

Soya üretiminde Türkiye hiçbir dönemde önemli bir üretici ülke olmamıştı. Çünkü daha önceleri meralar vardı, büyük tavukçuluk işletmeleri yoktu ve tavuklar ağırlıklı olarak köylerde yayılarak beslenmekteydi. Yani soyaya gereksinim yoktu. Kuş gribi nedeniyle köylerdeki tavukların itlaf edilmeleriyle tavuk ve yumurta sektörü birkaç büyük şirketin eline geçti. Bu şirketler de tavukları yığınlar halinde soya ve mısır katkılı yemlerle beslenmeye başladılar. Sonraları da maliyetleri azaltmak için sektör daha ucuz olan GDO’lu mısır ve soyaya yöneldi.

Peki soya üretmek olası değil mi? Türkiye yedi coğrafi bölgede her ürün için uygun iklim şartları, uygun toprak yapısı ve çalışkan köylüleri-üreticileriyle pekala bunu da çok rahat yetiştirir diye düşünüyorum.

Yeter ki köylü-üretici emeğinin karşılığını alabileceğini bilsin…

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test