Reklam
Reklam
Reklam
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

[email protected]

AB çevre politikasını beğenmedi

27 Ocak 2021 - 07:45

Avrupa komisyonu tarafından hazırlanan 2020 Türkiye raporunda tarım ve kırsal kalkınma bölümünde kabaca aşağıda yorumlarıyla birlikte sunacağım görüşlere yer verilmiş.

Avrupa Komisyonu 1998 yılından itibaren aday ülkelerin Kopenhag Kriterleri’ne uyum konusunda kaydettiği gelişmeleri yıllık olarak değerlendiren raporlar yayımlıyor.

Söz konusu raporlar 2016 yılına kadar “İlerleme Raporu”, sonrasında ise “Ülke Raporu” olarak adlandırılıyor. Ancak bu raporlar sadece komisyonunun görüş ve değerlendirmelerini yansıtan tek taraflı belgeler.

Yirmi yedinci fasılda çevre ve iklim değişikliği konular ele alınıyor. Raporda AB hukuku, iklim değişikliği, su ve hava kalitesi, atık yönetimi, doğa koruma, endüstriyel kirlilik, kimyasallar, gürültü ve sivil koruma konularında Türkiye’nin belirli düzeyde hazırlıklı olduğu, atık yönetimi ile atık su arıtımında kapasitenin artırılması ve mevzuat uyumuyla ilgili bazı ilerlemelerin kaydedildiği ancak mevzuatın yürürlüğe konulması ve uygulanmasının hala zayıf olduğu belirtiliyor.

Çevresel Etki Değerlendirmesi uygulanmalı…

Raporda Türkiye’nin daha kapsamlı ve iyi koordine edilmiş çevre ve iklim politikalarının oluşturulmasına ve uygulanmasına, ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Asıl önemli olan da Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ile ilgili cümleler. ÇED Direktifi’nin doğru olarak uygulanmasının, halkın katılımı ve çevresel bilgiye erişim hakkına ilişkin AB müktesebatına uyumu ve fiilî uygulamanın sağlanması; iklim değişikliği ile ilgili Paris Anlaşması’nın onaylanması ve iklim değişikliğine ilişkin AB müktesebatına uyumunun tamamlanması gerektiği raporda yazılıyor.

Mevcut ÇED mevzuatının uygulanmasının devam etmesiyle birlikte çevresel konulara ilişkin mahkeme kararlarında hukukun üstünlüğünün uygulanması, halkın katılımı ve halkın çevresel bilgiye erişimi hakkına dair endişeler bulunduğu raporda ifade ediliyor.

Stratejik önemi haiz yatırım projeleri için lisans verme konusundaki kısıtlamalar ve diğer kısıtlamaları kaldıran Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) mevzuatındaki hükümler önemli bir

endişe kaynağı olmaya devam ediyor diye de saptamalar devam ediyor.

Çevre direnci…

Türkiye hala tarım alanlarını, çevreyi mahveden fosil yakıt kaynaklı enerji yatırımlarının devam ediyor. Bunların yanı sıra taş ocakları da halkın tepkisini çekiyor. Bütün bu yatırımlar ÇED kararı alınmasın diye “kamu yararına” diye yapılıyor.

Türkiye’nin her bir bölgesi şu anda yenilenebilir olmalarına rağmen vahşice kurulan HES’lere, JES’lere direniyor. Ayrıca bu direnç taş ocakları, maden ocakları, termik santral, nükleer santral kurma projelerine karşı da yükseliyor.

Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı imzalamalı…

Türkiye yıllarca Kyoto Protokolü’nü imzalamadı, imzaladığında da protokol neredeyse sona ermek üzereydi. AB şimdi de Türkiye’den Paris İklim Anlaşması’nı imzalamasını istiyor.

Türkiye’ye tanınan ayrıcalıklı pozisyonun sona erdiğinin göstergesi bu. Trump da iklim anlaşmasından çekilmişti. ABD çekilince birçok ülke de son dört yılda işi savsakladı. Biden iklim anlaşmasına geri dönecek ve dünya kaybettiği dört yıldan sonra

tekrardan bu konuda konuşmaya başlayacak. Türkiye’nin de bu gelişmeler üzerine anlaşmayı imzalayacağını düşünüyorum.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test