Reklam
Reklam
Reklam
Hüseyin Çağlar

Hüseyin Çağlar

[email protected]

Su yaşamdır, yaşamımıza sahip çıkalım

21 Mart 2021 - 03:09

Günümüzde insan varlığının yarattığı İklim krizinin yeryüzündeki canlı yaşamı üzerindeki yıkıcı ve yok edici etkilerini her geçen yıl daha fazla hissetmeye başladık. Çoğumuz farkında olmasak da iklim krizi artık evimizde. Son bir yıl içinde salgın, deprem, kuraklık, orman yangınları, aşırı sıcaklık, ani ve yoğun yağışlar, seller, tusunami, hortum gibi bütün afetleri yaşadık.
Kuraklık ve su kıtlığı şüphesiz bu yaşamsal tehditlerin en önemlilerinden biri. Yağışların düzensiz ve ani olması sel ve taşkınlara yol açmaktadır. Son yıllarda benzer olayların sıkça yaşandığına tanık olmaktayız. Toprakla buluşması gereken su betonlaşma nedeniyle denizlere akmakta, diğer yandan kar yağışının olmaması da tatlı suyun azalmasına neden olmakta. Bir de temiz ve tatlı suyun ana kaynağı olan ormanların değişik gerekçelerle yok edilmesi de su krizinin diğer bir nedeni. İklim krizinin sonucu ülkenin dört bir yanı kuraklıkla kavruluyor, akarsular, göller kuruyor. Eğer gerekli önlemler alınmaz ise gelecek hepimiz için daha kötü olacak gibi. 
Bilindiği gibi su, yaşamımızın kaynağı ve vazgeçilmezidir. Bu nedenle hem günümüz hem de gelecek nesiller adına her türlü kirletici ve tehlikelerden korunması gereken bir varlık. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanması amacıyla 22 Mart tarihini "Dünya Su Günü" olarak ilan etti. İlk kez 1992'de kutlanmaya başlayan Dünya Su Günü tatlı su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve tatlı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine odaklanılmasını sağlamak amacıyla kutlanmakta. 



Dünya aslında bir su küresi, ama bu suyun yüzde 97,5’u okyanuslarda ve denizlerde bulunuyor. Tatlı su kaynakları dünya üzerindeki suyun ancak % 2,5’ini oluşturuyor. Bu suyun % 70’i ise kar ve buz kütlelerinde saklı. Tatlı su ekosistemleri dünya yüzeyinin % 1‘ini oluştururken bilinen hayvanların % 10’una ev sahipliği yapıyor. 
Temiz su kaynakları her geçen yıl giderek azalmaktadır. Bugün dünyada “temiz içme suyuna ulaşma şansı olmayan bir milyar insan yaşamaktadır. Ve İçme suyuna erişim giderek zorlaşmaktadır. BM, mevcut su tüketim eğilimleri göz önüne alındığında, 2025 yılına kadar su kıtlığı yüzünden 700 milyondan fazla kişinin zorla göç riski altında kalabileceğini tahmin ediyor. 1995 yılında 25 milyon insan iklim mültecisi oldu. 2000 yılında bu sayı 42 milyona çıktı. 2050’de 150 milyona ulaşacağı söyleniyor. Bu 150 milyon insan çevresel faktörlerden dolayı yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalacak. Nedenler arasında çölleşme var, erozyon var, su baskınları var, susuzluk, kuraklık var. Ayrıca sulak alanların kaybına ilişkin ciddi veriler açıklanıyor. Yüzde 60’a yakın su varlığının yok edildiğine ilişkin veriler var. 

Küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık % 70’i ve gelişmekte olan ülkelerde su tüketiminin % 90’a varan oranlarla tarıma ayrılmasının yanında suyun önemli bir kısmı endüstriyel faaliyetleri ve enerji üretimini desteklemek için kullanılıyor. Ayrıca sanayi sadece suyu tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda su kirletiliyor.
Dünyada durumlar böyleyken Türkiye’de çok iç açıcı durumda değil. Sanıldığının aksine ülkemiz su zengini değil. Su fakiri durumuna gelmiştir.
 Su krizine karşı ciddi önlemler alınması gerekir. Ancak bu önlemler sadece bizlerin suyu tasarruflu kullanmamızla sınırlı değildir. Her fırsatta su kullanımında tasarruf yapmamız isteniyor. Oysaki İnsanların tükettiği, yani içme, temizlik amaçlı tükettiği su miktarı aslında kullanılan suyun çok küçük bir oranını oluşturuyor. Ağırlıklı olarak su, tarım alanında ve sanayide kullanılıyor. Enerjinin, sanayinin, mega projelerin, su varlıkları üzerinde hem kirletme hem de tüketme açısından çok ciddi bir etkisi var. Su krizinin ortaya çıkmasında diğer önemli bir neden nehir ve akarsular üzerinde kurulan HES’ler ve madencilik nedeniyle ormanların yok edilmesidir. 
Yaşanabilir bir gelecek için suyun her damlası değerlidir. Su Hakkı, vazgeçilmez bir yaşam hakkıdır ve bütün canlıların suya erişim hakkının dokunulmaz insan haklarından sayılması gerekmektedir. Bu nedenle su kaynaklarını gözümüz gibi korumak hepimizin görevidir.
Dünyamızda her gün Tuz Gölü büyüklüğünde bir alan çölleşiyor. Akarsular göller ve su kaynaklarımız kirleniyor. Önümüzdeki yılların en büyük sorunu su krizi olacak. 
Su yaşamdır, yaşamımıza sahip çıkalım. 
22 Mart Dünya Su Günü kutlu olsun.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
    test