Reklam
Reklam
Reklam
Hüseyin Çağlar

Hüseyin Çağlar

[email protected]

İnciraltı beton olmasın

07 Şubat 2021 - 07:40

Uzun bir süredir İzmir, inşaat kaynaklı sermaye gruplarının gözünü diktiği, merkezi ve yerel yönetim eliyle betonlaşan bir kent. Şehir merkezinde yeşil alanın fazla olmadığı hepimizce bilinmektedir; mevcut açık ve yeşil alanlar ise yapılaşmaya açılmaya çalışılmaktadır. Bunlardan biri de İnciraltı olarak bilinen bölge olup uzun yıllar yapılaşma baskısı altındadır.

İnciraltı; kentimizin batı aksında, Balçova ve Narlıdere ilçelerinin deniz kıyısında yer almakta olup, tarım topraklarından, doğal sit alanları, lagün, dalyan ve sulak alanlardan oluşmaktadır.  İnciraltı ile Bahçelerarası olmak üzere 2 mahalleden oluşan İnciraltı Bölgesi; Balçova Belediyesi sınırları içersinde kalmakta olup, tarım alanları, dağ ve deniz ekosistemlerinin birbiri içerisinde çok kısa mesafelerle iç içe bulunduğu çok nadir bir alandır. Sırtını dağa yaslamış yaklaşık 700 hektar bir ova içeren alanın toplam büyüklüğü yaklaşık 1200 hektar civarındadır. İzmir-Çeşme Otoyolu ile İzmir Körfezi arasında kalan İnciraltı, gerek doğal çevre değerleri, gerek kent içindeki konumu nedeniyle büyük önem taşımakta.

Birinci sınıf tarım topraklarından oluşan kuru, mutlak tarım alanı statüsündeki bölge üzerinde 1., 2., ve 3. derece doğal sit alanı kararı bulunmaktadır. Bu alandaki tarımsal faaliyetler arasında; narenciye bahçeleri, örtüaltı (sera) tarımı ve çeşitli meyve bahçeleri yer almakta olup, kesme çiçek üretiminde yalnızca ülkemizde değil, Dünya üretiminde de önemli bir paya sahip.

Yine Kuş Cenneti'nin beslenme-üreme alanı olduğu ve Çakalburnu Dalyanı’nın önemli bir sulak alan olduğu, bu bölgeye kış aylarında 2-3 bin kadar Sakarmeke geldiği ve kışı geçirdiği, aralık ayından mart ayına kadar Flamingo,Yalıçapkını, Karabatak, Pelikan gibi türlerin bu bölgeyi üreme alanı olarak kullandığı bilinmektedir. Doğal, kültürel ve ekonomik anlamda önemli değerler içeren İnciraltı, İzmir’in önemli açık ve yeşil alan olma özelliğine sahip bölgesi konumunda.

1989 yılında turizm bölgesi ilan edilen İnciraltı o günden bu yana tartışılmaya devam ediyor. İnciraltı’nın ilk turizm merkezi olarak ilanı, 13 Eylül 1989 tarih ve 20281 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca 23.03.1989 tarihinde onanan 1/25000 ölçekli nazım imar planında, turizm merkezi olan Dalyan Bölgesi turizm alanı olarak belirlenmiş olup, İnciraltı bölgesinin otoyola kadar olan kısmına ise tarım alanı kullanımı getirilmişti.

İnciraltı, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 01.07.1999 tarih, 8050 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir. Yine kurulun 15.02.2007 tarih, 2084 sayılı kararı ile; 1. derece doğal sit alanı kıyı bölümü büyütülmüştü.

2007 yılında başlayan EXPO-2015 adaylığı sürecinde bölge sağlık turizmi amaçlı planlanmak istenmiş, ardından İnciraltı bölgesine ilişkin turizm merkezi ilanı sonrası onaylanan, alanın ve çevresinin doğal niteliklerini, tarımsal niteliğini, doğal sit olma özelliğini yok sayan, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olan, kamu yararı içermeyen Toprak Koruma Kurulu kararı ve çok sayıdaki mekânsal plan meslek odaları tarafından açılan davalar sonucunda iptal edilmişti. 2012 yılında tamamlanan dava süreciyle de bölgenin tarımsal amaç dışında kullanılamayacağı tescillendi.

Önce Körfez Geçiş Projesi ile yeniden gündeme gelen İnciraltı’nın yapılaşmaya açılması tartışmaları Körfez Geçiş Projesi’nin mahkeme kararıyla şimdilik iptal edilmesinin ardından Çeşme projesi olarak adlandırılan ve halen tartışılan proje ile yeniden gündeme geldi. Son olarak İl Toprak Koruma Kurulu tarafından 23.09 2020 tarihinde oy çokluğu ile alınan “tarım dışı amaçla kullanılabilir” görüşü veren kararı ile bölgenin yapılaşmaya açılmasına yönelik tartışmalar hız kazandı.

Başta tarım ile bir ilgisi olmayan yeni toprak sahipleri olmak üzere bu bölgede yaşayanlar ve kimi sermaye grupları bölgenin yapılaşmaya açılmasını isterken, İzmir'de yaşayan halk, meslek örgütleri, ekoloji alanında örgütlü yapılar da tam tersini savunmaktadır. İnciraltı bölgesi kent içinde önemli bir yere sahiptir ve tüm kentlinin ihtiyaçlarına yönelik olarak planlanması gerekmektedir. Kent içinde kalan bu son nadir yeşil alanlardan biri olan İnciraltı’nı imara açarak beton yığınına dönüştürmek kabul edilebilir bir durum değil.
Meslek odalarınca da belirtildiği gibi, Alanda yapılacak her müdahale bölgenin bütünsel koruma anlayışından uzaklaşılarak bitişiğinde bulunan İnciraltı Kent Ormanı ve İnciraltı Lagünü için bir tehdit oluşturacaktır. Bölgedeki sulak alanlar (lagünler) su dengesini koruyan birer tampon niteliği taşımaktadır. Bu hassas dengenin yapılaşma ile daha çok bozulacağı bir gerçektir. Bu durumda olası baskınlar bölge için ciddi tehdit oluşturacak noktaya gelecektir.

Önemli olan bölgenin yerel özelliklerini ön plana çıkararak, yeşil alanı koruyacak, sadece arsa sahiplerinin değil İzmirlilerin de onayını alacak bir uzlaşı üzerinden bölgenin koruma amaçlı imar planları yapılmasıdır. Hani bazı kentlerde parklar ve yeşil alanlar vardır ve o kentlerle birlikte o parklar ve yeşil alanlar akla gelir örneğin New-York denilince Central Park, Londra denilince HydPark, Berlin’de Tiergarten akla gelir. Ankara Atatürk Orman Çiftliği’ni kaybetmiş, İstanbul Kuzey Ormanları’nı kaybediyor, İzmir İnciraltı’nı kaybetmesin!


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • B1
    3 ay önce
    Hala İnciraltı için tarım alanı diyorsanız, orayı yeterince ve yakından incelememişsiniz demektir. Hem Narlıdere ye yapılan yüzlerce bina, hem de İnciraltı kıyısına yapılan gökdelen otel bölgenin yer altı sularını tamamen bozdu. Tarım alanı savunmalarını daha erken yapmanız gerekirdi. Artık bölgenin planlanması ve kalkınması en faydalı gelişme olacaktır.
    test