Reklam
Reklam
Reklam
Hüseyin Çağlar

Hüseyin Çağlar

[email protected]

Ağaçlar bizi korur, biz onları korursak

03 Mayıs 2021 - 03:08

Ağaçların yaşamımızda çok önemli yeri var. Herhalde bunu bilmeyen yoktur. Bir kez de biz hatırlatalım. Öncelikle, ağaçlar atmosferdeki kötü koku ile amonyak, nitrojen dioksit, sülfür dioksit ve ozon gibi havayı kirleten gazları emer; kabuk ve yaprakları yoluyla havadaki partikülleri filtreler ve oksijen üretir. Birçok canlıya ev sahipliği yaptığı gibi, tepe ve dere kıyılarındaki ağaçlar toprağın yüzey akışını azaltır ve toprağı bir arada tutar. Kısacası ağaçların yararı saymakla bitmez. 



Buna rağmen taşocağı, maden ve çeşitli gerekçelerle başta Karadeniz olmak üzere, ülkenin tüm orman alanları tahrip edilmektedir. Devletin koruması altında olması gereken ormanlık alanlar son yıllarda tersine vatandaşlar tarafından devlete karşı korunmakta ve bunun için ciddi direnişler olmaktadır. Gezi parkı eylemleri ve Kazdağları direnişi bunlardan ilk akla gelenler. 
Son günlerde İkizdere İşkencedere Vadisi’nde açılmak istenen taş ocağına karşı ağaçları korumak isteyen köylünün verdiği mücadele Türkiye’nin gündeminde. 



İkizdere’de İşkencedere Vadisi’nin iki yakasında iki ayrı taş ocağı açılmak isteniyor. Daha önce aynı yerde özel bir firma tarafından bazalt ocağı yapılması için izin alınıyor, ancak açılan dava sonucu bu girişim iptal ediliyor. Bu defa Ulaştırma Bakanlığı ÇED başvurusu yapıyor. Yani taş ocaklarının proje sahibi Ulaştırma Bakanlığı. Taş ocağını işletecek olan yüklenici firma ise beşli çete olarak anılan yandaş firmalardan Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz İnşaat.
İkizdere’deki iki ayrı orman arazisinde açılmak istenen taş ocaklarının her birinden yılda 15.724.800 ton taş çıkarılması planlanıyor. Zemindeki bazalt kayaçları patlayıcı ile çıkarabilmek için de yüzeydeki toprağın da tamamen kazınması gerekiyor.  Orman örtüsünün yok edilip, yüzey toprağının da sıyrılmasıyla birlikte zaten son yıllarda sellerle boğuşan bölgede devlet eliyle yeni sel ve heyelana zemin hazırlanıyor.



İkizdere’de yaratacağı bu tahribata ve köylülerin tepkisine rağmen ısrarla yapılmak istenen ve yılın hemen hemen her günü dinamitli patlama yapılması planlanan taş ocağından çıkarılan malzeme İyidere’de Cengiz İnşaat’ın yaptığı liman projesi için kullanılacak. İşkencedere vadisinin ormanlarının altında yatan bazalt kayalıklar parçalanıp kamyonlara taşınarak denize boşaltılacak. 
 Açılmak istenen taş ocaklarına verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı’nın iptali için yöre halkı dava açıyor. Ancak yargı süreci devam ederken, her yerde olduğu gibi burada da iş makineleri yargı kararını beklemeden çalışmaya başlıyor. Taş ocaklarının faaliyete başlaması halinde bölgede arıcılık başta olmak üzere organik çay üretimi ve hayvancılık yapan yöre halkının geçim kaynakları ile yaban hayatının yok olacağı belirtilirken sökülen ağaçların heyelan riski artıracağını ve kaynak sularının bu sebeple kirleneceği dile getiriliyor. 



İşkencedere Vadisi dünya genelinde koruma altındaki 200 vadi arasında yer alıyor. Ancak Cengiz Holding tarafından işletilecek taş ocağı için, köylülerin tepkisine rağmen jandarma korumasında dozerlerle vadide yol açılıyor. Yol çalışması sırasında dozerlerle ağaçlar sökülüyor. Ormanlık alanda taş ocağı açılmasına ve yaşam alanlarının yok edilmesine tepki gösteren yerel halk iş makinelerinin vadiden çekilmesini ve taş ocağı projesinin iptal edilmesini istiyor. Bu nedenle halk iş makinelerini engelliyor, kolluk kuvvetlerine karşı direniyor. 

Ağaçlarımızı, ormanımızı, suyumuzu, toprağımızı, nefesimizi korumak için buradayız diyen İkizdereliler, “Taş ocağına geçit vermeyeceklerini, jandarma müdahalesine biber gazına rağmen yaşam alanlarını savunacaklarını ifade ediyorlar. Cengiz Holding’in yapmak istediği taş ocağı için yüzbinlerce ağaç kesileceğini, 75 yıl boyunca faaliyet gösterecek, 150 futbol sahası büyüklüğündeki taş ocağını istemediklerini ve sonuna kadar direneceklerini ifade ediyorlar. 



Geçen perşembe akşamından itibaren 17 Mayıs’a kadar devam edecek “tam kapanma” denilen ancak kısmi kapanma bile sayılmayacak, ülkenin neredeyse yarısının muaf tutulduğu, fabrikaların, AVM’lerin açık olduğu, emekçilerin çalıştırılmaya devam ettiği, doğaya yönelik saldırıların durmadığı bu süreçte sokağa çıkma kısıtlaması muhtemelen Cengiz İnşaat’ın vadideki taş ocağına karşı direnen köylüler için uygulanacak, hatta sokağa çıkma kısıtlamasını ihlalden dolayı cezai işlem bile uygulanabilir. Ancak yerel halk vadiye giren iş makinelerini geri göndermek için direnmeye kararlı görünüyor.

Bir yanda Cengiz Holding, onu koruyan iktidar ve iktidarın kolluk kuvvetleri, diğer yanda ise yaşam alanlarını, ağaçları, suyu ve toprağı savunmak için direnen özellikle kadınlar ve yöre halkı var. Geçmiş deneyimlerden de biliyoruz ki, direnenler kazanacaktır. 
Yazımızı başlık ile bitirelim. Ağaçlar bizi korur, biz ağaçları korursak.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
    test