Reklam
Reklam
Reklam
H. Murat Ersöz

H. Murat Ersöz

[email protected]

'Kapanak şövalyeleri'

31 Mart 2021 - 07:30

Salı akşamı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mart ayının son kabine toplantısında alınan kararları birçok televizyon kanalında ortak canlı yayında açıkladı. Tüm Türkiye'nin merakla beklediği risk haritasını görmekti ve o harita doğu Anadolu ve birkaç iç Ege illerini saymaz isek 3 büyük şehirde dahil olmak üzere kıpkırmızıydı.

1 Mart itibariyle ''kademeli normalleşme'' çalışmalarının ters teptiğini görebiliyoruz 29 Mart’ta yayınlanan risk haritasında. Ülkenin tamamında 21:00 - 05:00 saatleri arasında sokağa çıkma kısıtlaması devam edecek ve diğer üzücü karar ise cumartesi günleri sokağa çıkma yasağının geri gelmesi oldu.

Bir yılı aşan bir süredir ekonomik olarak batma noktasına gelen ve hatta birçoğu batan lokanta, restoran ve kafeterya benzeri işletmelerin girişimcilerine ve bu sektörün içinde çalışan işçilere, son bir aydır can suyu olan cumartesi serbestisi bu hafta itibariyle yasaklandı ve Ramazan ayında da yasak olacağı belirtildi. Ramazan ayında dışarıda yemek yemekyasak.

Bayramdan sonra açılır mı bilinmez, ki zaten Ramazan ayına göre neden şekillendirilir muamma. Galiba ''oruç tutmayanlar dışarıda yemek de yemesinler'' diyerek alınmış bir karar bence. Suudiler bile artık 31 Aralık geceleri lazer şovları ve havai fişekler ile yeni yılı kutlarken, miladi takvim kullanan Türkiye Cumhuriyeti’nin niçin hicri takvime göre koronavirüs tedbirleri aldığı düşündürücü.

Bu yasaklara ve kapanmalara alkış tutan hatta daha fazlasını isteyen, her ayın 15'inde maaşı hesabına devlet tarafından eksiksiz yatan fakat sokağa çıkmadan para kazanamayacak ve hayatını idame ettiremeyecek olan milyonlarca insanın halinden anlamayan, ''iki hafta tam kapanalım bu hastalıktan kurtuluruz''dan başka ortaya birşey koyamayan ''KAPANAK ŞÖVALYELERİ''ne de birkaç birşey söylemek istiyorum elimden geldiğince.
Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti, nüfus ve yüzölçümü bakımından asla iki haftalık kapanmaya müsait bir ülke değildir ve işlemesi mutlaka gerekli olan çarklar vardır mesela güvenlik. Asker, polis, bekçi gibi kamu güvenliği için çalışan personelin sayısı ülke genelinde 1 milyondan fazla. Daha kafadan ilk maddeden bir milyon kişinin kapanamayacağı ortaya çıkıyor ki bunların görev yerlerine gitmesi için gereken taşıtları kullanacak olan şoförler, o taşıtlara akaryakıt koyacak benzin istasyonu personelleri ve hatta belirli yerlerde bu taşıtlara tamir hizmeti verecek olan tamirci kişiler.

Yine güvenlik gibi önemli bir konu olan sağlık. Sağlık personellerini de eve kapatamayız bu iki haftalık süreçte elbette. Ülkedeki doktor, hemşire, sağlık personeli, hastanede çalışacak olan personeller ve eczacıların sayısıda kamu güvenliği adına çalışanlardan az değildir diye düşünüyorum her ne kadar kendini yetiştirmiş birçok doktorumuzun son yıllarda daha iyi yaşam şartları adına yurt dışında (özellikle Almanya) çalışmak için ülkemizi terk etmelerine rağmen.
Güvenlik ve sağlıktan sonra gıda tedarik zincirinde çalışanlarıda, bakılması şart olan büyük-küçükbaş hayvanlarından ve tarlalarından iki haftalık süreç ile ayıramayacağımızı söylemek isterim. Sonuçta bu et,süt ve yumurta üretim tesisleri sürekli açık ve çalışmak zorunda olacak şekilde dizayn edilmiştir.
Eve kapanan milyonların ihtiyaçlarını kapılarına kadar ulaştırabilmek adına kurulacak lojistik ağında yer alacak kamyonlar, kamyonetler, motosikletli kuryeler ve bunların yapacağı dağıtım işlerini organize edecek olan kısım şeflerini de unutmamak gerek.

''İki hafta tam kapanalım'' kararı en azından yine iki hafta önce duyurulması gerekli ki insanlar temel ihtiyaçlarını stoklayabilsinler. Stok demişken, bu iki haftalık süreçte tüm ihtiyaç malzemelerinin karaborsaya düşeceği ve stokçuların elinde depolanıp ederinin misli misli fazlasına satılacağını düşünen bir tek ben olamam herhalde ve bu ihtiyaç malzemelerine ulaşma sürecinde ülke genelinde yaşanacak olan genel kaos halini düşünmek bile istemiyorum şahsen.


Havalimanları, gümrükler, hapishaneler, bakım evleri, barajlar, santraller büyük ölçekte üretim yapan fabrikalar ve tesisler, birçok belediye faaliyeti olağan akışına devam etmeli. Yani nerden baksak en az 10 milyona yakın insan ülkede mutlaka sokağa çıkmak ve temel çarkların dişlilerini döndürmek zorunda. Bu insanları evlerine kapatırsak topyekün ya açlıktan öleceğiz yada açlık yüzünden ölmek istemeyen insanlar tarafından öldürüleceğiz. Zombi istilası konulu korku filmi gibi, düşünmesi bile ürpertici resmen.
Haa, o değilde aşılar ne oldu yahu? Sağlıcakla...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test