Reklam
Reklam
Reklam
Göknur Yumuşak

Göknur Yumuşak

goknur_yazici@hotmail.com

Soyer, çiftçilerle gençlerin dayanışmasını sağlıyor

20 Mayıs 2020 - 07:25

Günümüzde ziraat fakültelerinde öğrenciler köyleri görmeden elleri toprağa değmeden; ziraat mühendisi oluyorlar. Ben liseyi Tarım Bakanlığı’na bağlı (o zaman Türkiye de sadece Ankara’da vardı.)  Ev Ekonomisi Meslek Lisesi’nde okudum. Bizim okul Bulgaristan modeli olarak 1963 yılında kurulmuş. Kırsaldaki kadınları ev ve aile hayatıyla ilgili eğitmek için yetiştirildik. Okulun toplam öğrenci sayısı 100’dü. Çok özel bir okulda okudum. 3 yıllık öğrenim süresinin son yılı bizim demostrasyon dediğimiz köylerde yaptığımız sunumlarla geçti. Bahçelerimizdeki uygulama alanlarında tarım yapmayı öğrendik. 17 yıl ev ekonomisi teknisyeni olarak köylerde çalıştım. Daha sonra tarım teknikeri oldum. 2013 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde bir akademisyen dostumun lisans ve yüksek lisans derslerine girdim bilgilerimi pekiştirmek için. Maalesef üniversiteler tahmin ettiğimizden de kötü durumda olduğunun gördüm. Amaç iyi bir ziraat mühendisi yetiştirmek ve onu köylerde görevlendirmek değil. Onları köylerde çalıştırmak istemiyor sistem. Çünkü kapitalizmin çok uluslu şirketlerinin tarım politikalarının amacı köylülüğü, çiftçiliği bitirmek. Yine sosyoloji bölümünde de öğrenciler hiçbir köy görmeden ve alan çalışması yapmadan mezun oluyorlar. Oysa sosyoloji disiplininde köylü toplumu çok önemlidir. Bu yüzden Cumhuriyet kurulduktan sonra devrimin etkilerini araştırmak için sosyologlar köylerde çalışmalar yapmışlar. Bu konuyla ilgili yazdığım yazıya İzmirizmir.net’ten ulaşabilirsiniz. 4 yıl önce Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümünde “Köy Sosyolojisi ve Çevre Sosyolojisi” derslerine konuk öğretmen olarak girdim. Öğrenciler köylerle ilgili deneyimlerimden çok etkilendiler. Onlarda gördüğüm pırıltı ve bunun engellenmesi beni çok etkiledi. Bu yüzden onları köye götürmeliyim dedim. Dilek hocayla program yaptık. Bir yıl Kemalpaşa tarafına diğer yıl da Seferihisar tarafına köy gezisi düzenledik.
Öğrenciler teorik olarak öğrendiklerini pratik olarak köylerde uygulamak için hepsi çok hevesliydiler. Onların sevinci beni hem çok mutlu etti hem de çok üzdü. Üniversiteleri lise gibi yaptılar eski üniversitelerden eser kalmadı. Elleri hep çocukların ensesinde hiç rahat bırakmıyorlar. Tüm dünyada kapitalizmin çokuluslu şirketlerinin tarım politikalarıyla çiftçilik köylülük ve tarım bitirildi. Amaç yığınların kentlere göç ederek orda iyi bir alıcı kitlesi oluşturmasıydı; tarımsal üretim yapılmasını engellemekti. Gıda ihtiyacını Afrika’da olduğu gibi çok büyük şirketlerini sağlamasıydı. Bu politikalar Türkiye’de misliyle karşılığını buldu ve küçük çiftçilik ve hayvancılık, tarım ve köylülük bitirildi. Yığınlar kentlere göç etmek zorunda kaldı.
İşte tamamen şirketlerin hegemonyasına girmemize ramak kala Ege’den bir ışık yükseldi. Tunç Başkan Seferihisar’da “Başka bir çiftçilik, başka bir tarım, başka bir köylülük ve başka bir yaşam mümkün” diyerek kapitalizme inat devrim niteliğinde çalışmalara başladı. Evet bana göre bu çalışmalar günümüz koşullarında devrim niteliğindedir. Köyler yeniden üretime geçti. Üreticiler kooperatif çatısı altında örgütlenmeye başladılar. Köylülerin ürettiği ürünleri kentin aç ve yoksul kadınları işleyerek kentlileri aracısız ve güvenilir gıdayla doyurmaya başladılar. Bu çalışmalara her gün yeni bir model ekleniyor. Şimdi de İzmir Büyükşehir Belediyesi “Biz Varız” dayanışmasıyla gençler gönüllü gençler meyve hasadına başladı. Üretici gördüğü dayanışmadan, gönüllü gençler ise dayanışmaya katılmaktan dolayı çok mutlular.
 
Köyleri gezdim
Tunç Başkan’ın “Üreticinin ürünü dalında kalmasın” diyerek başlattığı meyve hasadı sürüyor. Gönüllüler her gün 18 mahalledeki 46 kiraz bahçesinde hasada katılıyor. Korona günlerinde ürünü toplamakta zorlanan üreticiler gördüğü destekten memnun. Hasada katılan gönüllüler ise dayanışmaya katılmaktan ve üreticilerle kurdukları sıcak ilişkilerden duydukları mutluluğu ifade ediyorlar. Gönüllüler 10 Haziran’a kadar kiraz toplamaya devam edecekler. Ben tarım bakanlında çalışırken İzmir’den Şırnak’a, oradan Zonguldak, Erzurum ve Antep’e ülkemin birçok bölgesinde binlerce köyde çalışma yaptım.
Unutulmuş, kaderine terk edilmiş köylüler, zor şartlarda sigortasız çalışan mevsimlik işçiler, girdilerden dolayı (bilinçli olarak girdiler yükseltiliyor, çiftçi zarar etsin ve tarımı bıraksın diye) tarımı bırakmak zorunda kalan çiftçilerin ağlayışları hala gözlerimin önünde. Bende çok derin izler bıraktı. Çok acıdır tarım sorunlarını ve çözümlerini bilmek çalışırken yetki sahibi olmak ama pratikte çalıştırılmamak. Çok acıdır 41 yaşında görevini yaptırmadıkları için emekli olmak. İşte Tunç Başkan onların ve benim sesim oldu. Benim ütopyamı gerçekleştiriyor ve çiftçileri kurtarıyor. Köylülük yeniden canlanıyor, kadınlar üretime katılıyorlar. Şimdide korona salgını yüzünden zor zamanlar yaşayan çiftçilerle evde atıl kalan genç işgücünü buluşturdu Tunç Başkan. Bu çok kıymetlidir. Çünkü yazımın başında belirttiğim gibi ziraat fakültelerinde okuyan gençlerimiz elleri toprağa değmeden mezun olurken şimdi gençlerimiz köylerde çiftçilerle dayanışma içinde her birisi birer ışık gibi köyleri aydınlatıyorlar. Bu deneyimden sonra güzel çocuklarımız köylerden çiftçilerden kopamaz. Tarım işçisinin emeğini; sofrasına gelen gıdaların hangi şartlarda üretildiği yani çiftçilerin yaşamlarına dokunmayı onlarla paylaşımda bulunmayı öğreniyorlar. Zaten bizim istediğimizde bu değil mi? Gelecekleri için yaşamsal müştereklerine  (tohum, toprak, su) sahip çıkmaları. Tunç Başkan köyleri ve çiftçiliği bu modelle gençlere emanet etmenin kapısını araladı bana göre. Bu daha bir başlangıç. Seneye hasat mevsiminde gönüllü kitlesi artacaktır. Çiftçilerle gönüllülerin dayanışması her bakımdan çok önemli ve kıymetlidir ve bu model tamda devrim niteliğinde bir çalışmadır bence. Biz büyükler aradan çekilelim tarımı toprağı tohumu (özellikle tohumu balkon ve okul bostanları projeleriyle) çocuklarımıza gençlerimize emanet edelim. Onlar büyüklerinden daha iyi sahip çıkarlar geleceklerine. Onlardaki o büyük enerjiyi AVM’de tüketmeyelim-heba etmeyelim. Bir tarımcı ve kendisini bütün gençlerin annesi sayan bir kadın olarak bütün yavrularıma bu çalışmalara katıldıkları için teşekkür ediyor ve sevgiyle kucaklıyorum. Yolları açık olsun…
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum