Reklam
Reklam
Gamze Geçer

Gamze Geçer

gamzegecerhaber@gmail.com

Özlenen çocuk sesleri

26 Haziran 2020 - 07:25

1 Haziran 2020 tarihi itibari ile normalleşme sürecine geçtik. 2,5 ay evden çıkamayan çocuklarımız artık parklarda yerlerini aldılar. Hem de öyle bir aldılar ki, o bağrışmaları bile nasıl özlediğimizi anladık.
İşin garibi özlemeyenlerin de oluşu.
Evden çalıştık. Sokağa market dışında çıkmamaya gayret ettik. Yan komşumuzla kahve içemedik. Ses çıkmayan sokakları görmemek için balkona bile çıkmadık. Okullar online olarak dönemlerini kapattılar. Tatil de tam anlamıyla başlamış oldu. Hal böyle olunca sokakta yakar top, saklambaç ve çeşitli oyunları oynayan çocukların sayısı da arttı. Çünkü normal olanı buydu. Elbette tedbirlerimizi elimizden geldiğince alıp, çocuklarımıza da bunu uygulamamız gerekiyor. Ama sokakta çocuklara ‘Çok bağırıyorsunuz’ ve ‘Gidin üst sokakta oyun oynayın’ cümleleri kurmak çok kırıcı. Ruhen bunalımda olan çocuklar bu virüsün hep kalacağı ve okula dahi gidemeyeceğiz diye üzülürlerken bir de komşularının bu tarz baskısı altına alındıklarında düşünün hallerini.
Biz çocukken sokağımıza karşıdan karşı duvara ip bağlar voleybol oynardık. Akşam sokak lambaları yanınca eve girer hemen ellerimizi ayaklarımızı yıkardık. Sonra yemeğimizi yer hemen yine dışarıya çıkardık. Toplu saklambaç oynardık mesela. Onun tadını hiçbir oyunda gelmezdi. Tek bir ebe ve toplu saklanılan yerde yakalanma anının yaşattığı sevinç çığlıkları. İp atlarken nefes nefese kalışlarımız, birimizin diğerine hemen su getirmesi…
Piknik yapalım dediğimizde annelerimizden farklı çeşitli ikramlar isterdik. Bu da bütünlüğü kavratırdı. Görev paylaşımı yapıp okula gitmeden sorumluluklarımızı ailemizin dışındaki kişilere de gösterirdik. İnanılmaz mutluluk verirdi. Salıncağa sallanmak için sıraya girerdik. Kimse önce ben demezdi. Ya yaş sırası ya da oraya gelen kişilerin geliş zamanlarına göre 1,2,3 diye sayı verirdik.
Yani anlayacağınız o sokakta herkesin bir anısı vardır. Unutamadığı çok fazla şey öğrendiği.
Şimdi siz 2,5 aydır evinde kalan çocuklara kendilerini en özgür hissettikleri anda bağırıyorsunuz.
YAPMAYIN!
Çünkü bir çocuğu sevindirmek ne kadar basitse üzmek de o kadar basittir.
Lütfen eğer seslerden rahatsız oluyorsanız pencerenizi kapatın.
Geleceğimizi emanet edeceğimiz bir nesli özgürlüklerinden baskı yoluyla feragat ettirmeyelim.
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum